--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Tedbir ve Takdir İmanımızdır!

Şevki Yılmaz
Şevki Yılmaz
14

Bismillahirrahmanirrahiim

Yaratıcımız, Yaşatıcımız ve Yöneticimiz Allahımıza hamd; Başöğretmenimiz, Önderimiz, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a) Efendimize, tüm Peygamberlerimize, izinden gidenlere, Ehl-î Beyti’ne, Ashabına, canımız Ana ve Babamıza, Hocalarımıza, Allah (c.c)’ın ilke ve inkılabı İslam’a tabi olanlara, Din ve Vatan muhafızı Gazi ve Şehidlerimize salat ve selam olsun!

“Andolsun ki, sizi bazen çetin korkularla, bazen açlık ve yoksullukla, bazen de servetinizi, sağlığınızı ve ürünlerinizi elinizden alarak imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!”(Bakara S.157) İlahi mesajın hükmü mucibince Allah’ın (c.c) takdir ettiği hayatlarımızdaki; iman-inkar, itaat-isyan, sağlık-hastalık, varlık-yokluk, mutluluk-üzüntü, hayat ve ölüm kaçınılamaz kulluk imtihanlarımızdır!

Ölümümüze kadar devam edecek bu büyük kulluk sınavlarımıza karşı başarımızın sırrı ve ilacı olan sabır; isyan etmeden kul planında her türlü Maddi ve Manevi tedbirleri almaktır!

Yani, Tedbir bizden! Takdir Allah’tandır!

İnsanlığın baş düşmanı Siyonist güçlerin eliyle tezgâhlanan ve tüm dünyayı saran korku, paniği tetikleyen Covid-19 Virüs Mikrobu ne ilktir ne de sondur! İnsanlık tarih boyunca Veba, Taun, Verem, Domuz gribi ve sıtma benzeri salgınlarla ve asrımızda en tehlikelisi Kanser Virüsü karşısında çok bedeller ödemiştir! Ve kıyamete kadar ödeyecektir!

Bu mikropların ana hedefi insandır! O halde İnsanı mikroplardan korumak için mücadele fertlerin, ailelerin ve devletlerin ana görevlileridir! 

İmansızlık, İlimsizlik, Gusülsüzlük, Abdestsizlik, Namazsızlık, Zekâtsızlık, Oruçsuzluk, Sevgisizlik, Moralsizlik, Ahlaksızlık, Hayâsızlık, Merhametsizlik, Cihadsızlık ve Tedbirsizlik yani Sabırsızlık Virüsleri hastalıkların ve huzursuzlukların yayılmasının ana sebeplerindendir!

Bütün Mikropların panzehiri yani antibiyotiği İslami İman, İlim, Amel, Ahlak, Helal ve Haram İlkeleridir! 

“Size rızık olarak verdiğimiz temiz ve helâl nimetlerden yiyin. Bu hususta azgınlık, nankörlük ve israf yapmayın; aksi halde gazabım tepenize iner. Kimin de üzerine gazabım inerse, artık o helâk uçurumuna yuvarlanıp gider.” (Taha S.81) ilahi mesajı hastalıkların ve huzursuzlukların ana sebebini bize apaçık haber vermektedir!

Dinimiz İslam’ın kesin olarak haram kıldığı en büyük Virüsler olan Faiz, Fuhuş, Cinsi sapıklık, Kumar, Eroin, Esrar, Sigara, Alkol, Domuz eti ve benzeri necis yiyecekler, Alkol ve benzeri necis içecekler yasak edilmeden, maddi ve manevi hastalıklar ve huzursuzluklar asla önlenemez!

Maddi ve Manevi Hastalıklara karşı ilk tedbir İnsanın iç ve dış temizliğidir!

İç temizlik; Allah’a ve gönderdiği İslam İlkelerine kalben ve ruhen İman etmek, inandığını yaşamak ve mideyi helal lokmayla kuvvetlendirmekle başlar!

Dış Temizlik; vücudunu, evini, sokağını pislerden, pisliklerden ve pis rejimlerden temizlemekle başlar!

“Elbiseni tertemiz tut, maddî ve manevî kirlerden arın, pis, murdar ve haram olan her şeyden kaçın (Müddessir S. 4-5) ve … Allah, ancak haramları terk ederek günah işlemekten vazgeçip tevbe edenleri, kendisine itaate yönelenleri ve çok temizlenenleri sever.” (Bakara S. 222) ilahi mesajlarının ışığında; abdest, gusül, namaz, zekât, oruç, sıla-ı rahîm, hayırda ve iyilikte yardımlaşma, dayanışma, dürüstlük, merhamet, selamlaşma, tebessüm, infak, dua ve hepsini kapsayan sadakalar zararlı ve tehlikeli Virüslere karşı en etkili antibiyotik ilaçlardır!

“Ey iman edenler! Allah’ın varlığına inansalar bile, gerek putlara taparak, gerekse kutsal ilan edilen birtakım “cüce şahsiyetlerin” hüküm ve otoritesine kayıtsız şartsız boyun eğerek Allah’a ortak koşan o müşrikler, inanç ve ahlâk bakımından ancak birer necistirler! Pisliktirler….” (Tövbe S. 28) Ayet-i Kerime’si, dünyayı kasıp kavuran, gündemi işgal eden ve tüm insanlığı paniklettiren virüsün yayılma merkezinin; fare, kedi, köpek, her türlü böcek dahil, insan cenini pisliklerini dahi yiyen, binlerce sahte ilahlar uyduran ve Allah’a savaş açan zalim ve Müşrik Çin Kavminden yayılmaya başlaması, Kur’an-ı Kerim’in asrımızdaki en büyük mucizelerindendir! Kur’an-ı Kerim’de müşriklerin yemeklerinin de haram, nikâhlanmalarının da haram kılınmasının sırrı bir kere daha Allahımıza ve Dini İslam’a imanımızı ve bağlılığımızı artırdı elhamdülillah!

Korona ve tüm Virüslerin yaydığı hastalıkların ve huzursuzlukların antibiyotiği olan Anayasamız Kur’an-ı Kerim’i; mazlum kullarına şifa ve rahmet, zalimlere de hüsran olarak gönderen Allahımıza hamdolsun!

Biyolojik saldırılara karşı İslami tedbirlere gelecek yazılarımızla devam İnşAllah!

“...Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumdan bize bir kurtuluş yolu lütfeyle!  Ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır” (Kehf S. 10) Amiin!

Dua ve temennisiyle Salı Akşam’ı saat 20.30’da Akit TV ve Kanal 68 TV’den canlı olarak yayınlanan “MİLLİ DİRİLİŞ!” programında buluşmak ve daha kapsamlı konuşmak duasıyla Allah’a emanet olunuz.

Hak, Adalet, İlim, İman ve Terbiyeyle oluşacak ahlak ve İrfan toplumuyla Fethin sembolü Ayasofya’mızın açılması, Mescid-i Aksa’mızın özgürlüğü ve tatil olması dileğiyle Cuma Bayramımız kutlu olsun.

Selam, sevgi ve duayla...

 

Yorumlar

(14)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

ZİYA

27 Mart 2020 14:03

Bu da gececek. İyi günlerin geleceğine inaniyorum

Hasan

21 Mart 2020 01:38

Cuma namazsız cuma kutlaması biraz tuhaf olmuyor mu?

Ömer

20 Mart 2020 23:16

Bazen sap ile samanı elma ile armudu karıştırıyoruz , sigaradan ölen yüzde yirmi virüsten ölen yüzde bir denmiş tamam da virüs salgın ve bütün dünyayı etkilemiş durumda sigara sadece içenleri bağlıyor . Yani ilgisi yok virüs büyük tehlike ve hala önlenemiyor . Allah sonumuzu hayretsin amin .

Yusuf

20 Mart 2020 21:19

Tedbir bizden takdir Allah'tan

II. Murat

20 Mart 2020 16:08

Can tatli degilmi? Can Korkusu oldugunda Hemen Bilime kosuyorsunuz. 

osmanlı kartalı

20 Mart 2020 14:14

rabbimden tek niyazım ilam fıtratı üzerine yarattı yine müslüman olarak mümin olarak canımızı alsın yemin ediyorum rabbimizin razı olduğu din üzerine ölürsem corona dedikler illet bizlere vız gelir narı cehennemin coronası bundan daha beterdir şirkin her türlüsünü bilineni bilinmeyeni gizzliini alenisinide keinlikle reddediyorum saf bir iman ve halisbir amelle ölürem hiç bir gam yemem

Mustafa

20 Mart 2020 14:13

İstatistiklere göre ölüm oranları. Korona virüsünden ölen oranı % 1 . Sıgara dan ölüm % 20

turgut ertav

20 Mart 2020 14:06

Tetbirli olmak hakkında: Olayların akıbeti hayr olması için tetbir almak gereklidir.Tetbir, takdire muhalif değildir.Kader böyleymiş,kaderden kaçılömaz,kaderde ne varsa o olur,kaderde yazılan başa gelir,alında ne yazıyorsa o olur,alın yazısı değişmez vs gibi sözler;tetbirsizlik söylemleridir. ''Ey iman edenler; korunma tedbirinizi alın da silahlanarak, birlikler halinde veya toptan seferber olun.''(nisa suresi,71.ayet).Cihad ile ilgili bu ayatte ,tetbir alma konusu ön plandadır.Tetbir,sadece cihad için değil hayatın her safhasında geçerlidir.

turgut ertav

20 Mart 2020 11:28

İslamda Çevre Bilinci Hakkında: İnsan, tabiatla ve çevreyle iç içe yaşayan bir varlıktır. Varlığını sürdürebilmesi için bunlar gerekli olgulardır. Bu gerçeği insan açısından göz ardı etmek mümkün değildir. Fakat insanlar dünyadaki bu gerçeğin farkına varabilmeleri için çok geç kalmış oldukları bilimsel bulgulardan anlaşılmaktadır. İnsanların çevre ile olan ilişkisinde, teknolojik gelişmelerin başladığı endüstri devrimine (18. yy.) kadar çok fazla sorun teşkil etmediği tarihi süreçten anlaşılmaktadır. Teknolojik gelişmeleri hayatlarının en önemli parçalarından bir haline getirdikleri dönemde, makinaları kullanmak suretiyle doğa alanlarının geniş bir bölümünü işgal ederek ve doğayı tahrip eden fabrikalar kurarak çevrele olan ilişkilerinde sorunlar ortaya çıkmaya başladığı görülmektedir. Çevre bilincinde “Sürdürülebilir Gelişme Amaçlı Eğitim’i ön planda tutarak farklı bir çalışma ortaya konmuştur. Sürdürülebilir Gelişme Amaçlı Eğitimin ilkeleri ise şunlar olduğunu ifade etmektedir: Esneklik, Kapsayıcılık, Küresellik – Yerellik, Katılımcılık, Yapılandırmacı (Oluşturmacı). Çevre bilinci İslami açıdan ele alındığında “elbise” bir örnek olup genel olarak beden temizliğinin, kezâ ev-bark, mâbed vb. özel veya ortak alanların temizliğinin de bu buyruğun kapsamına girdiğinde kuşku yoktur. “Her türlü pislikten uzak dur” emri ile de dış temizlikten sonra inanç ve ahlâk temizliğini, iç arınmayı vurgulamaktadır. Sonuç olarak bu iki âyette, Peygamber’e ve onun şahsında müslümanlara hem maddî hem de mânevî temizlik emredilmiştir. Kur’ân’ı Kerim’de çevre eğitimi ile ilgili ayetler göz önünde bulundurulduğunda bazı noktalarda iman ve ibadetle ilişkilendirilmektedir. Konuyla ilgili Kur’ân’da, hayvanlar ve bitkilerin, Allah tarafından insanlar için yaratılan birer nimet oldukları anlatılmakla beraber, bunların, Allah’ın varlığını, birliğini, üstün kuvvet ve kudretini gösteren birer delil oldukları da haber verilmektedir. İnsanlar, bu gibi uyarılarla Allah’a imana ve O’nun için ibadet etmeye yönlendirilmektedir. Bu arada insana, gökte ve yerde olan varlıkların, havada saf halinde uçan kuşların bile Allah’ı zikrettikleri hatırlatılmaktadır. Ayrıca Kur’ân’ı Kerim’de çevre konusu kapsamlı bir şekilde ele alınmakta, çevrenin üç ana merkezde toplandığı ve bunların da içsel-sosyal-maddi çevre kavramlarıyla ilişkilendirildiği vurgulanmaktadır. Bu kapsamlı çevre anlayışı içinde İslam’ın genellikle ahlaki değerlere göre nasıl bir eğitim sistemi üzerinde durduğu ortaya çıkmaktadır. İslâm’ın ahlâkî değerleri, ne Aristo’nun iddia ettiği değerler gibi insan aklına; ne Durkheim’in düşündüğü gibi, toplumun ferde kabul ettirdiği şeylere; ne de, Marksistlerin iddia ettiği gibi, belli bir sınıfın menfaatlerine dayalıdır. Yukarıda ifade edilen bilim adamları, değerlerin hal ve şartlardan etkilendiğini iddia ederler. Fakat İslâm’da ahlâkî değerler zaman ve mekâna göre değiştirilmesi imkânsız tam doğru bir ölçüye dayalı olarak bulunur. İslâm’ın değerleri, hem fertlerin hem de tabii çevrenin varlıklarını sürdürebilmeleri (ayakta durabilmeleri) için olmazsa olmaz şartlardır.Bu noktadan hareketle İslâm’ın çevre eğitimi hususu ahlak temelli eğitim sistemi dâhilinde açıklanır. Adalet-Ölçü-Denge Prensibi ve Çevre Eğitimi Kur’an, yer ve göklerdeki bütün canlı ve cansız varlıkların belli bir ölçü ve dengeye göre Yaratıldığını belirtmektedir. Ayrıca Allah Kur’an’da, “Biz her şeye ona uygun bir ölçü verdik”diye buyurarak modern dünyanın çevre literatürüne giren “Ekolojik Denge”yi 14 asır önce kullandığı ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda Kur’ân, Allah’ın yaratmasında herhangi bir ölçüsüzlük, uygunsuzluk ve bozukluk bulunamayacağını bildirmekte ve insanı bu ölçü ve dengeyi bozmamayı emretmektedir. Kaynak:İslamda çevre bilinci ve eğitimi/Hamza Aktaş. Saygılar.

turgut ertav

20 Mart 2020 11:27

Hayvanlara yapılan zulüm hakkında: Cahiliye döneminde,zayıf insanlara ve kadınlara bile değer verilmiyordu. Böyle bir toplumda hayvanların hiç dikkate alınmayacağı âşikârdır. Zavallı hayvanlar hem insanlara hizmet ediyor hem de bin bir çile ve ıztırap içinde yaşıyorlardı. İslam nazil olunca, onlar da zulümden kurtulup rahata erdiler. Peygamber Medîne’ye geldiği zaman, Medîneliler, diri olan devenin hörgücünü kesiyor, koyunların da butlarından koparıp yiyorlardı. Bu durumu gören Peygamber: «–Hayvan diri iken ondan kesilen bir şey meyte (leş) hükmündedir, yenilmez.» Dedi. (Tirmizî, Sayd, 12/1480). Böylece o hayvanları bu acı işkenceden kurtarmış oldu. Peygamber,canlı bir hayvanı bağlayıp karşıdan atış yaparak işkence etmeyi ve onları hedef tahtası yapmayı şiddetle yasakladılar. (Buhârî, Zebâih, 25) “Kim bir serçeyi boş yere, sırf eğlence olsun diye öldürürse, kıyâmet günü o serçe feryâd ederek Allâh’a şöyle seslenir: «–Ey Rabb’im! Falan kişi beni gereksiz yere öldürdü, herhangi bir fayda için öldürmedi».” (Nesâî, Dahâyâ, 42). “Bir kuşu (gıdâ ihtiyâcı sebebiyle) keserken bile olsa, kim merhamet ederse, Allah da ona kıyâmet günü merhamet eder.” (Taberânî, Kebîr, VIII, 234/7915; Beyhakî, Şuab, VII, 482). Sevâde bin Rebî -radıyallahu anh- şu muhteşem incelik ve merhamet misâlini nakleder: «–Evine döndüğün zaman hâne halkına söyle, hayvanlara iyi baksınlar, yemlerini güzelce versinler! Yine onlara tırnaklarını kesmelerini emret ki hayvanları sağarken memelerini incitip yaralamasınlar!»” (Ahmed, III, 484; Heysemî, V, 168, 259, VIII, 196). “–Ey filân! Hayvanı sağdığında yavrusu için de süt bırak!” buyurdular. (Heysemî, VIII, 196) . «Allah Teâlâ bu dilsiz hayvanlara iyi davranmanızı emrediyor! Verimli bir arâziden geçiyorsanız hayvanların biraz otlamasına müsâade edin! Kurak bir yerden geçiyorsanız oradan çabuk geçin, bu tür yerlerde fazla oyalanarak hayvanlara sıkıntı ve zarar vermeyin!»” (İbn-i Hacer, el-Metâlibü’l-Âliye, IX, 346/1978). Cenâb-ı Hak, ufak bir karıncanın bile rahatsız edilmesini istemiyor. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de Süleyman -aleyhisselâm-’ın muhteşem ordusunun, farkına varmadan karıncaları eziverme korkusuyla son derece hassas davrandığına işâret edilir. ''Karınca vadisine geldikleri zaman bir karınca şöyle dedi: "Ey karıncalar, yuvalarınıza giriniz! Süleyman (A.S) ve onun orduları, farkında olmadan sakın sizi ezmesin.Bunun üzerine (Süleyman A.S), onun sözüne gülerek tebessüm etti. Ve: "Rabbim, bana, anne ve babama en’am buyurduğun ni’metlere şükretmekte ve Senin razı olduğun salih amel (nefs tezkiyesi) yapmakta beni başarılı kıl. Ve beni, rahmetinle salih kullarının arasına dahil et." dedi.''Nelm suresi,18 ve 19.ayetler). Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri , bir defasında Mekke’den gelirken Hemedan’a uğramıştı. Oradan çörek otu satın aldı. Memleketi Bistâm’a vardığında, aldığı çörek otunun içinde birkaç karınca gördü. “–Bu karıncaları vatan-cüdâ etmişim!” diyerek kalktı ve onları tekrar Hemedan’a götürüp aldığı yere bıraktı. (Feridüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ, I, 176). Vatan-cüda etmek:vatanından ayırmak,vatanından ayrılmak. Kaynak: Osman Nûri Topbaş. Allah Teâlâ, diğer yeryüzü nimetleri gibi hayvanları da insanın hizmetine vermiş, onlardan çeşitli şekillerde faydalanmayı helâl kılmış, buna karşılık da yeryüzündeki bütün mahlûkata karşı adaletli ve ölçülü davranmayı, hayvanlara merhamet ve şefkat gösterilmesini emretmiştir. Hz. Peygamber de, "Merhamet edene Allah da merhamet eder; siz yerdekine merhamet edin ki gökteki de size merhamet etsin" (Ebû Dâvûd, "Edeb", 58) buyurmuş, günahkâr bir kişinin çok susamış bir köpeğe zor şartlar altında su temin ettiği için Allah tarafından bağışlandığını (Buhârî, "Şirb", 9; "Mezâlim", 23), bir kediyi hapsederek açlıktan ve susuzluktan ölmesine yol açan bir kadının da bu yüzden cehennemlik olduğunu (Müslim, "Selâm", 151-152; "Tevbe", 25) bildirmiştir. Peygamber'in, yavruları alındığı için ıstırap içinde kanat çırpan bir kuşu görünce bunu yapanları uyardığını ve yavrularının geri verilmesini emrettiğini (Ebû Dâvûd, "Cihâd", 112), canlı hayvanın atış hedefi yapılmasını yasakladığını, başkalarınınki ile karışmaması gibi düşüncelerle hayvanların damgalanmasını, hayvanlar arasında dövüş ve güreş tertip edilmesini, zevk için avlanılmasını, hatta hayvanlara kötü söz söylenmesini değişik üslûplarla yasaklayıp kınadığını (Buhârî, "Zebâih", 25; Müslim, "Birr", 80; "Libâs", 106-112; Ebû Dâvûd, "Cihâd", 51; Nesâî, "Edâhî", 42) biliyoruz. Kaynak:Fikriyat. Saygılar.

Şevki Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle