--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“İsrail’deki Arap partileri” nedir?

Ahmet Varol
Ahmet Varol
0

Biz bu konuya aslında Filistin’le ilgili bilgilendirme yazılarımızda zaman zaman değindik. İşgal rejiminin son seçimleriyle birlikte “Arap partileri”nin öne çıkması sebebiyle de konuyla ilgili ilk yazımızda biraz bilgi vermiştik. Ancak gördüğümüz kadarıyla Türkiye’de İslamî camiada bile bu konu yeterince bilinmiyor. O yüzden bugünkü yazımızda, merak edenler için biraz daha ayrıntılı bilgi vermek istiyoruz.

1948’deki Nekbe’de 800 bin civarında Filistinli, siyonist teröristler tarafından tehcir edildi. Ama 200 bin civarında Filistinli kendi bölgelerinde yaşamaya devam etti. O zaman siyonist teröristlerin eline geçen bölgede 800 bin civarında da yahudi yaşıyordu. Bu itibarla işgal rejiminin kuruluşunun ilan edildiği topraklardaki 1 milyon civarı nüfusun yaklaşık yüzde 20’sini Filistinliler oluşturuyordu. Bugün de hemen hemen aynı orandadırlar. Ancak yahudilerdeki artışta göçmenler önemli bir yekûn teşkil eder. Filistinlilerde ise tamamen doğal nüfus artışıdır. Çünkü yahudilerde doğal nüfus artışı %1.5, Filistinlilerde ise %4 civarıdır.

İşgal rejimi sonra 1948’de işgal edilmiş bölgede yaşayan Filistinlilere “İsrail vatandaşlığı” verdiği için onlar seçimlere katılabiliyorlar. İşgal rejimi onları “İsrail’deki Arap azınlık” olarak tanımlıyor; ama biz “1948 Bölgesi’ndeki Filistinliler” tanımlamasını tercih ediyoruz. Türkiye medyası Filistin’le ilgili bilgileri çoğunlukla Batılı kaynaklardan aldığından, onlar da İsrail’in tanımını tercih ettiğinden Türkiye’de de çoğunlukla onlar hakkında “İsrail’deki Araplar” deniyor. Ama Filistin davası hakkında İslamî duyarlılığını muhafaza etmek isteyenlere bizim isimlendirmemizi kullanmalarını öneriyoruz. Çünkü bizim prensiplerimize göre Ürdün Nehri’nden Akdeniz’e kadar (Nehirden Denize) Filistin toprakları bir bütündür ve “İsrail” aynen haçlı işgali gibi gayri meşru işgaldir.


1948 Bölgesi’ndeki Filistinlilerin yaklaşık %15’i hristiyan, %80’den fazlası Müslüman, çok az bir kısmı da Dürzidir. Müslümanlar arasında Çerkezler başta olmak üzere Arap olmayan etnik unsurlar da mevcuttur.

Hristiyan kesim ve Müslümanlar arasında ortaya çıkmış ulusçu yani Arap kavmiyetçisi ve solcu kesim işgal parlamentosuna girmek için zaten parti kuruyor ve oy kullanıyordu. Ama İslami camianın ortak bir hareketi sayılan ve uzun süreden beri liderliğini Şeyh Raid Salah’ın yaptığı İslami Hareket işgal parlamentosu seçimlerinde aday olmayı ve oy kullanmayı reddediyordu.

Bu hareketin siyasi görüş olarak Müslüman Kardeşler çizgisinde olduğunu ve köklerinin İmam Hasan El-Benna’nın 1948’deki Filistin direnişine destek için gönderdiği mücahitler tarafından oluşturulduğunu belirtelim.

Daha sonra İslami Hareket’in ileri gelenlerinin bazıları kendilerinin de seçimlere girmesinin iyi olacağı yönünde görüş beyan etti. Ama Raid Salah onların tekliflerini kabul etmeyerek bu konuda tavrını değiştirmedi. Bunun üzerine seçime katılmayı savunanlar bu hareketten ayrılarak ayrı bir yapı oluşturdu ve aynı zamanda parti kurdular.


Ayrılanların ileri gelenleri 1948 Bölgesi’nin güney kesiminde ikamet ettiğinden bu bölünme kamuoyuna bir güney-kuzey bölünmesi gibi yansıtıldı. Oysa böyle coğrafi bölünmeden söz etmek mümkün değildir. Çünkü ayrılanları destekleyenler arasında kuzeyde ikamet edenler de bulunduğu gibi Şeyh Raid Salah’la birlikte hareket etmeyi tercih edenler arasında da güneyde ikamet edenler mevcuttu.

İşgal rejimi daha sonra Şeyh Raid Salah’ın teşkilatını tamamen yasakladı ve onların kurduğu sivil toplum kuruluşlarını kapattı, mal varlıklarına da el koydu.

Bugün işgal rejimi parlamentosunda 19 sandalye kazanan Arap partileri, iki ayrı ittifakla seçime girmiştir ve hristiyan, ulusçu, solcu ve İslamcı görüşlerdeki farklı oluşumları içerir. Ayrıca bunların listelerinden giren milletvekillerinin hepsi Arap değildir. Birtakım yahudi kesimlerin oylarını kazanabilmek için ırkçı görüşte olmayan bazı yahudileri de aday gösterdiler ve onlardan da bu listelerden parlamentoya girenler oldu.

 

Ahmet Varol Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle