--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yolsuzlukla Mücadelede Fark: Sol Medya - Muhafazakâr Medya

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
0

Ekrem İmamoğlu hakkında yolsuzluk soruşturması başladığında atılan başlıklar şöyle: “Siyasi operasyon.”

Fatma Betül Sayan Kaya için fon soruşturması açılıp tutuklama kararı verildiğinde ise başlıklar şöyle: “Suç şebekesini ortaya çıkarın.”

Ekrem İmamoğlu tutuklandığında Bülent Arınç ağabey bile hemen anında sosyal medya hesabının başına geçti: “Tutuksuz yargılama esastır.”

Fatma Betül Sayan Kaya tutuklandığında ise atılan başlıklar şöyle oldu: “Eşine niye tutuklama verilmedi, adli kontrol ile niye geçiştirildi?”

Ekrem İmamoğlu tutuklandığında şöyle dediler: “Bir belediye başkanına; otel lobilerinde kameralar bantlarla kapatılarak müteahhitlerle görüşme yapıyor diye, görüşme sırasında jammer kullanılıyor diye örgüt suçlaması yapmak ayıptır.”

Şimdi Merkez Bankası’nda görev yapmış, Türkiye Sigorta’nın genel müdürlüğü koltuğunda oturmuş, istifası sonrasında ifadeye alınıp tutuklanan Taha Çakmak cezaevine konuluyor; onlar yetinmeyip şöyle başlık atıyorlar: “Taha Çakmak’ın arkasında kim var?”

Hani hızlarını alamayıp, “Taha Çakmak’ın annesini, babasını, ailesini, nüfusa kayıtlı olduğu köydeki herkesi tutuklayın, onlar da bu işe ortak” deseler hiç şaşırmayacağım.

Ekrem İmamoğlu’nda farklı, Fatma Betül Sayan’da farklı başlık atıldığına dair aktardıklarımı hayalî olarak ifade etmiyorum. “Suç şebekesini ortaya çıkarın” başlığı da “Taha Çakmak’ın arkasında kim var?” başlığı da Cumhuriyet gazetesinin birinci sayfasında yer alıyor.

Ekrem İmamoğlu’nda suç şebekesini ortaya çıkarıyorsunuz; örgüt üyelerini savunup, “Burada örgüt yok ki” diyorlar. Fon yolsuzluğunda ise savcılık, işin ucu nereye varırsa varsın olayın üzerine kararlı şekilde gidiyor, hatta eski bakan Fatma Betül Sayan için örgüt üyeliğinden de ayrı bir isnatta bulunuyor. Onlar ise sanki olayın üzeri örtülüyormuş gibi algı yapıp, “Suç örgütünü ortaya çıkarın” diyorlar.


Ekrem İmamoğlu gözaltına alınırken kendisi selfie çekimi yapıyor. Arka planda bir elbise mağazasını dolduracak sayıda takım elbise, İmamoğlu’nun evindeki elbise odası olarak görünüyor. Örgüt liderliği ile suçlanan Ekrem’in kolunda da değeri milyonu aşan kol saati bulunuyor. CHP tabanındaki hiçbir medya organı, ‘emekçilerin oyuyla belediye başkanı olan birisine milyonluk saat yakışmıyor’ demiyor.

Ama Fatma Betül Sayan Kaya adliyeye ifade için gelirken (ben o gözlüğü tasvip etmesem de) 22.500 TL’lik güneş gözlüğü taktığı için tüm medya ayağa kalkıyor: “Adliyeye ifade vermeye gelirken taktığı gözlüğün fiyatı belli oldu.” Ekrem’in koluna taktığı saatle o gözlükten 100 tane alırsınız beyler!

Hani bu ikircikli tavırlar arasında yıllar geçmiş olsa, “Belki adamların tavrında, düşüncelerinde değişiklik olmuş, ne var bunda?” diyebilirsiniz.

“Benim hırsızım iyidir. Benim hırsızıma laf söyletmem” şeklindeki tavırlar ile karşı mahallede tekil bir olayla karşılaşıldığında hemen kıyameti kopartıp, “Parayı iade ettiği yetmez, tutuklansın; tutuklama da yetmez, ailesi de hesaba çekilsin. O da yetmez, hepsi cezaevine tıkılsın, oradan hiç çıkamasın” tavırları farklı yıllarda sergilenmiş olsa ben de size hak vereceğim. “Dün Ekrem İmamoğlu’nda yaptıkları yanlışı Fatma Betül’de tekrarlamıyorlar, bunun arkasında art niyet aramayalım” diyeceğim.

Adamlar bu ikiyüzlü ve adamına göre sergiledikleri farklı tavırları, aynı gün, aynı gazete sayfasında sergiliyorlar.

Tam da Fatma Betül Sayan Kaya’nın tutuklandığı, arkasındaki şebekenin ortaya çıkarılması gerektiği manşetinin atıldığı gün, Ekrem İmamoğlu suç örgütünün savunması yapılıyor: “Kreş havada kaldı.”

Neymiş? Ekrem İmamoğlu’nun “İBB olarak yapıyoruz” dediği kreşleri, meğerse inşaat yapan şirketlere ruhsat vermek için şantajla toplanan paralarla inşa ettiriyormuş. Bunun yanında ayrıca bağış da isteniyormuş. Bağışın nereye gittiği ise meçhul.


Önceki günkü duruşmada bir tanık kreş ve bağışı gözüyle görmediğini söylemiş, diğer tanık ise gördüğünü belirtmiş; Cumhuriyet sevindirik olup havalara zıplıyor: “Şahitlerden biri görmemiş!”

Ne yapalım yani? Sizin suçlarınızı 100 kişiye söylettirip sonra mı ispat etmiş sayacağız? Yüzden az kişi şahitlik edince suç ispatlanmamış mı oluyor? Kreşler orada.

Şimdi bile Ekrem İmamoğlu ve tayfası, yanlarına Cumhuriyet’in dinozorlarını da alsınlar; İBB bütçesinden o kreşlerin yapıldığını ispat etsinler. Edemezler. Çünkü hepsini tehdit ve şantajla müteahhitlere yaptırdılar. Bir de yanında fazladan bağış aldılar.

İstanbul il binasını satın alırken CHP kasasından 22 milyon, ayrıca bir de müteahhitlerden 22 milyon çıkmıştı. İşte müteahhitlerden çıkan o 22 milyon TL, ruhsat almak isteyenlerden toplanan rüşvetlerdi.

Şunu da not düşelim: AK PARTİ iktidarında milletvekili yapılan Mehmet Ocaktan, şimdi Ekrem İmamoğlu‘nun fonladığı Karar gazetesinde dün bakın ne yazmış: “Kısacası bu dolandırıcılığın oluşturduğu kirlilik; öyle Fatma Betül Sayan Kaya’yı WhatsApp grubundan atmakla, ‘tövbe fonu’na para iade etmekle temizlenecek gibi görünmiyor.”

Bu arkadaş Ekrem İmamoğlu’na isnat edilen yolsuzluklar için lekelenmeme hakkını bize hatırlatmıyor muydu? Masumiyet karinesini bize hatırlatmıyor muydu? Şimdi ne oldu da “dolandırıcılık” diyor, yetinmeyip “kir” diyor, o da yetmeyip, “temizlenmez” diyor? Size lekelenmeme hakkı, başkalarına lekeleme hakkı mı?

Ki söz konusu Fatma Betül olunca ona da itiraz etmiyorum. Ama bu riyakârlar, Mahinur Özdemir Göktaş’ın babasına bile iftira atabilmişlerdi. Sadece isim benzerliği üzerinden, fonda vurgun yaptığını iddia edebilmişlerdi.

Muhafazakâr medya, Fatma Betül Sayan Kaya’da nasıl ki şüphelileri korumadıysa, onların işlediği iddia edilen suçlar için kimseye kol kanat germediyse; sol medya da, sol medyanın peşine takılanlar da kendi mahallelerindeki şüpheliler için aynı tavrı sergilemelidir.

“Benim hırsızım iyidir” mantığı artık sona ermelidir.

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle