Ölçümüz ve İstikametimiz!
Ne acı ki tam yüz elli yıldır İslam Dünyası, İlke ve İnkılab Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in ilkelerinden ve hayat ölçülerinden uzaklaşmanın bedelini ödemeye devam ediyor!
Bunun neticelerini en acı bir şekilde hep beraber yaşıyor ve görüyoruz.
Ne karanlık bir çağ!
Şeytan ve avenesi, karanlık deccaliyetin zulmeti altına almak istediği ben-i Adem’e taa ilk yaratılıştan bu yana düşman değil mi?
İçtimai (sosyal), İktisadi, Siyasi, Hukuki ve Ahlaki İlkelerimizin yegâne Ölçüsü İslam Düzenine Ferd, Aile, Toplum ve Devlet olarak dönmemizin önemini Cenab’ı Hak; “Allah ve Resulü, bir işe hükmettiği (bir konuda karar verdiği) zaman, mümin bir erkek ve mümin bir kadın için, artık o işte kendi isteklerine (ve beklentilerine) göre (başka görüşleri) seçme ve tercih hakkı yoktur, olamaz! Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse, (Ayet ve Hadislerin açık hükümlerini çiğner veya kendi keyfince te’vil edip tersine çevirirse,) işte gerçekten o, apaçık bir sapkınlıkla sapmıştır.’’ (Ahzab Suresi 36. Ayet Meali) İlahi Mesajındaki ihtar ve ültimatomda da açıkça ifade ediyor.
İslam Ümmeti olarak Rahmani İlkeleri bırakıp Deccali ve Şeytani Batı’nın dayattığı İlkelere dönmenin sıkıntılarını yaşıyoruz!
Varlık içinde yokluk çeken Mazlum bir Coğrafya oluşturduk!
Halkın Müslüman olduğu çoğu ülkelerde Kur’an-ı Kerim’in İlkeleri değil, kralların veya parlamentoların ilkeleri egemen olmaya maalesef halen devam ediyor!
Kur’an-ı Kerim Anayasamız neyi yasakladıysa serbest bıraktılar!
Neyi serbest bıraktıysa çoğunu yasak ettiler!
Böylece İslam Coğrafyasını (adeta) ‘’İslam’a İsyan Coğrafyası’’na çevirdiler!
Allah’ımızın İslami İlkelerine muhalefeti ne zaman bırakacağız?
“Ey iman edenler! Allah ve Elçisi (Hz. Muhammed s.a ), bireysel toplumsal, kültürel, ekonomik, siyasi, hukuki, ahlâkî yönlerden yeniden dirilişinizi ve dirliğinizi sağlayacak bir konuda size çağrı yaptığında, bu çağrıya (emirlere ve yasaklara) mutlaka uyun!” (Enfal Suresi 24) İlahi Ültimatom ve ihtarlar ile belirtilen İslami ölçülere her şeyimizde ve her işimizde tartışmasız ve itirazsız ne zaman uyacağız?
Allah’ımızın gönderdiği ve Elçisi Hz. Muhammed (s.a) Efendimiz yoluyla yaşatarak öğrettiği Anayasamız Kur’an-ı Kerim, Uyum Yasalarımız Sünnet-i Seniyye ve Yönetmenliklerimiz olan Ehl-i Sünnet Ulemasının kıyamete kadar devam edecek İcmâ ve İctihadlarını ne zaman uygulayacağız!?
Yüce Kur’an-ı Kerim Kitabımızı Ölülerin Kitabı olmaktan kurtarıp; ölmüş kalplerimizi, ölmüş kardeşliğimizi, ölmüş komşuluğumuzu, ölmüş Aile Yapımızı, ölmüş Ticaretimizi, ölmüş Siyasetimizi, ölmüş Hukukumuzu, ölmüş Adaletimizi, ölmüş Medyamızı ve ölmüş Ahlakımızı yeniden dirilten Kitap haline ne zaman dönüştüreceğiz?
Halen artarak devam eden Faiz, Yolsuzluk, Fuhuş, Kumar, Alkol, Uyuşturucu, Moda ve Dijital (deccal) sosyal Medya bela ve musibetleriyle maddeten ve manen öldürülmüş bir toplumun diriltilmesi için İslami İlke ve Ölçülere ne zaman döneceğiz?!
Bombalar altında dahi enkazlar içinde namazlarını kılan, bombalar altında dahi hayâ ve edeb timsali bolca tesettürlerini koruyan, bombalar altında dahi nesillerinin devamı için enkazlar da evlenen, bombalar altında dahi cehaletten kurtulmak için yıkıntılar ve enkazlar da Milli eğitimlerine devam eden Gazzeli Kahraman Müslümanlardan ders alıp Milli Değerlerimize, İslami ilke ve ölçülerimize ne zaman döneceğiz?
Netice; Çekilmez hale gelen ve hayatımızı zindan eden bu terör, savaş, kaos, kavga, mallara, makamlara esaret ve mahlukata kulluk zehirlerinden ve bombalarından kurtulmak istiyorsak adaletimizde, ticaretimizde, sanatımızda, siyasetimizde, ahlaki davranışlarımızda, aile yapımızda, kardeşliğimizde, komşuluğumuzda, mirasımızda, giyimimizde, yiyimimizde ve düğünlerimizde velhasıl her şeyimizde ve her işimizde İslami İlke ve ölçülerine yeniden dönmeye mecburuz! Ve mahkûmuz!
Millî Şairimizin “Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol. Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.’’ dediği gibi zulmün, küfrün, şirkin çıkmaz sokaklarından, pisliklerinden ve belalarından temizlenip her şeyimizde ve her işimizde değişmez ana Hayat yolumuz İslami İlke ve ölçülerine yeniden dönmeye mecburuz! Ve mahkûmuz!
Hakk’ın yerine batılın, Sevginin yerine nefretin, Gıptanın yerine hasedin, Adaletin yerine zulmün, Ahlakın yerine ahlaksızlığın ve hayâsızlığın, Mazlumun yerine zalimin, Helallerin yerine haramların, Ticaretin yerine faiz ve kumarın, Evliliklerin yerine fuhşiyatın, Kardeşliğin yerine düşmanlığın, Doğruluğun yerine yalancılığın, Dürüstlüğün yerine dolandırıcılığın, Emanetin yerine rüşvetin ve ihanetin, Ehliyetin yerine iltimasın ölçü alındığı ve tercih edildiği kapkaranlık bir Deccal asrından kurtulmak istiyorsak her şeyimizde ve her işimizde değişmez ana hayat yolumuz İslami İlke ve ölçülerine yeniden dönmeye mecburuz!
Ve mahkûmuz!
Allah’ımız İsm-i Azamı hürmetine Hayatımızın, Ailemizin ve Devletimizin oksijeni olan İslami İlkelere ve ölçülere kavuştuğumuz Kur’an’ımızı ve Resulümüzün eşsiz ahlakını bu şuurla idrak ederek ihya etmeyi hepimize nasib ve müyesser eylesin!
Nefislerimizin, nesillerimizin, ailelerimizin ve Devletimizin ıslahı ve ihyası için muhtaç olduğumuz bu Şifa ve Deva ölçümüz İslami İlkeleri ve ölçüleri yaşayabilmemize mani olan tüm şirki bâtıl prangaları kırmayı ve tüm şeytani engelleri kaldırmayı lütfeylesin! Amin
Hayatımız boyunca sadece Yaratıcımız, Yaşatıcımız ve Yöneticimiz Allah’ımıza Kul, eşsiz Önderimiz Hz. Muhammed (s.a) Efendimize Ümmet olmak için İslami İlke ve Ölçülere uymak gayesiyle koşanlara selam olsun!
‘’Nefsimizde, ailemizde ve ülkemizde “İslam Sözleşmesi”nin uygulanması, Mukaddes Mescid-i Aksa’mızın, Filistin’imizin, Osmanlıcamızın özgürlüğü, tatil olması dileğiyle Cuma Bayramımız mübarek olsun.’’
Selam, sevgi ve duayla...







