ABD halkı Trump’a haddini bildirdi!
Trump dünyayı kendi iradesiyle yönetebileceğini zannetti. Ancak Amerikan halkı sandıkta ona demokrasilerde hiçbir liderin halkın iradesinin üzerinde olmadığını hatırlattı.
Diğer bir ifadeyle; kendisini Allah tarafından görevlendirilmiş bir kurtarıcı olarak gören, bazen de dünyayı tek başına yönetebileceğini, istediği her şeyi yapabilecek güce sahip olduğunu zanneden bir ‘tiran’ edasıyla hareket eden ABD Başkanı Donald Trump’a haddini ABD halkı bildirdi.
Ekonomik vaatler, İran savaşı ve katil Netanyahu ile insanlığa karşı suç teşkil eden ve bir insanlık faciasına sebep olan yanlış Ortadoğu politikaları yüzünden Başkan Trump, ara seçimlerinde tek kelimeyle hezimete uğradı.
Demokratlar, hem Senato hem de Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazandı. Bu sonuç, yalnızca Cumhuriyetçi Parti’nin seçim yenilgisi değil, aynı zamanda Başkan Donald Trump’ın liderliğine yönelik çok güçlü bir siyasi ret mesajıdır.
Katil Netanyahu’ya verilen destek ve İran savaşı da bu hezimet tablosunun diğer en önemli parçalarıdır.
Zira Trump, Netanyahu yönetiminin ve ABD’deki Siyonist lobilerin etkisi altında izlediği ve yanlış politikalarla başta İran olmak üzere Ortadoğu’yu daha büyük bir savaş ve istikrarsızlık ortamına sürükledi. Gazze’de yaşanan insanlık dramına verdiği destek ve bölgedeki askerî gerilimi tırmandıran tutumu, Amerikan seçmeninin tepkisini çeken başlıca gelişmeler arasında yer aldı.
Böylece Trump, Gazze’yi yerle bir eden, soykırıma varan katliamlarla insanlığa karşı ağır suçlar işleyen soykırımcı Netanyahu’nun suç ortağı olarak ABD halkı tarafından cezalandırılmış oldu.
*
Hezimetin Sebepleri…
Amerikan halkının ekonomik beklentilerinin karşılanmaması, yönetim anlayışına duyulan güvensizlik ve ülkenin yeni savaşlara sürüklenmesi ve Siyonist İsrail’e sınırsız desteğe yönelik tepki Trump’ın ara seçimlerde hezimete uğramasının sebeplerindendir.
…Ve şimdi:
Tutarsız açıklamaları, diplomatik teamülleri hiçe sayan üslubu, uluslararası hukuka ve insan haklarına yönelik duyarsızlığıyla dünyayı adeta kendi kurallarıyla (haydutça) yönetmeye kalkışan Trump, şimdi kendi ülkesinde ciddi ve çok acı bir siyasi gerçekle karşı karşıyadır.
Çünkü, artık Kongre’de güçlü bir Demokrat çoğunluk var. Bu durum, Trump’ın politikalarının denetlenmesi, yönetimin hesap vermesi ve başkanlık kararlarının sorgulanması anlamına gelmektedir.
Ancak; Demokratların kazanması, Amerikan halkının bütün Demokrat politikaları benimsediği anlamına gelmiyor. Bu sonuç aynı zamanda Trump yönetimine karşı oluşan tepkinin sandığa yansıması olduğu ise bir diğer gerçek olduğu unutulmamalı.
Kısacası sözün özü şu:
Sandıktan çıkan sonuç, Trump yönetiminin dış politikada sınırsız bir hareket alanına sahip olmadığını da açıkça gösterdi.
Ayrıca; Amerikan halkı, başkanın her kararını sorgusuz sualsiz desteklemek zorunda olmadığını ara seçimlerdeki tercih oylarıyla ortaya koydu.
Şimdi asıl sınav, Trump’ın bu mesajı anlayıp anlamayacağıdır.
Unutulmasın ki:
Tarih, kendisini dünyanın hâkimi zannedenleri değil, gücün sınırlarını hatırlatanları daima kaydeder.







