Deniz leş kabul etmez
Bismillahirrahmanirrahim
Bizleri; Yeryüzünün en üstün ve en şerefli varlığı insan olarak yaratan, akıl nimetiyle donatan, sayısız nimetlerinin en üstünü Müslümanlardan kılan, kurduğu Dünya ve diğer Âlem sofrasında sayısız nimetleriyle yaşatan ve tüm nimetlerinin zerresinin bile hesabını hepimize bir nefes yakın olan ölümümüzle başlayan Kabir Hayatımızdan itibaren Ahiret ’in büyük buluşma ve duruşma gününde soracak olan Yaratıcımız, Yaşatıcımız ve Yöneticimiz Allah’ımıza hamd ve Eşsiz Önderimiz, Sevgili Resulümüz Hz. Muhammed (s.a) Efendimize, tüm Resul Efendilerimize, izinden gidenlere, Ehlî Beyti’ne, Ashabı Kiram’a, canımız Ana ve Babamıza, Hocalarımıza, Allah (c.c)’ın ilke ve inkılabı İslam’a tabi olan Mümin kardeşlerimize, Din ve Vatan muhafızı Şehid ve Gazilerimize salat ve selam olsun!
Din, devlet ve vatan deniz gibidir!
Denize düşüp boğulanı ya yutar ya da karaya atar!
Tarih boyunca şahsi çıkarları ve dünyevi istikballeri için din, vatan ve millet üzerinde oyun kuranların, hile ve hesab yapanların sonu hep hüsran olmuştur!
Zulmün, yalanın, dolanın ve soyanın hiç kazananı olmamıştır!
Sonunda doğrular, dürüstler sadıklar ve sabredenler galib gelmiştir!
“...Kim emanete, devlet-kamu malına (Faizle, Kumarla, Yolsuzlukla, Rüşvetle) hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şey; sırtında yüklü, boynunda asılı halde, rezil rüsvay bir vaziyette teşhir edilerek gelir. Sonra herkese işlediği amellerin kazandığı sevapların karşılığı, hak ettiği tamı tamına verilir, yüklendiği günahların cezaları âdil infaz edilir. Onlara haksızlık asla yapılmaz.!” (Ana Hayat ve Anayasamız Kur’an-ı Kerim, Ali İmran Suresi 166. Ayeti Kerime Meali) İlahi Mesajında ihbar ve ihtar edilen Kul Haklarının en büyüğü devlet malı ve devlet imkânlarının emanet edildiği makamlardır!
Din, ırk, mezheb ve meşreb ayırımı yapmadan ülkesinde yaşayan tüm insanların akıllarını, canlarını, namuslarını, mallarını, nesillerini korumayı ve inançlarında serbest olmalarını sağlamayı iktidarda ve yargıda sorumlu makam ve mevki sahiplerine, Allah’ımız açık ve net olarak emretmektedir! (Nahl Suresi 90 ve Nisa S. 58. Ayeti Kerimeler)
Bu, milletimizin emanetlerine ihanet etmeden korumanın yollarından biri de;
İslam Medeniyetimizin değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen maddelerinden biri olan
“Umumun (Milletin ve bilhassa kamunun) menfaati, hususun menfaatinden mukaddemdir! (önceliklidir!)”
“Zarar-ı Amm, zararı Hassa tercih olunur!” yani milletin zarar görmemesi için şahsi menfaatler feda edilir” İslami ilkelerinden asla taviz vermemektir!
Bunun için;
Devlet Bütçesinin yükü dargelirli, alın terleriyle çalışanların sırtından alınıp; çalanların, çarpanların sırtına yüklenmelidir!
Uygulanan faiz ve haksız vergiyi artırmaya dayalı yanlış ekonomik programlar dolayısıyla kepenklerini kapatan küçük esnafın, iflas eden işyerlerinin faiz ve vergi yükleri acilen kaldırılmalıdır!
Borsa, fonlar ve faizcilik yoluyla yapılan ahlaksız soyguncu leşler yakınımızda da olsa ayırım yapılmadan acilen cezalandırılmalı! Haksız ve haram yolla elde ettikleri mal varlıkları milletimizin hazinesine devredilmelidir!
Düşük maaşlı emekli, dul ve yetimlerin ve işyerleri kapandıkça iş bulamayan işsizler ordusunun arş-ı alâyı titreten ahları ve feryatları acilen maddi desteklerle dindirilerek, yeniden destekleri ve duaları alınmalıdır!
Ömürlerini vatan hasretiyle geçirmeye devam eden gurbetçilere verilen sözlerden olan;
(Askerlik bedelinin düşürülmesi, arabalarına konan süre kısıtlamasının tamamen kaldırılması, emekli olmak için çok fahiş artırılan prim ödeme bedellerinin maddi şartlarının azaltılması, emekli olmaları için şart koşulan Avrupa’da Sosyal Yardım almadığına dair belge şartının kaldırılması, gurbetçinin vatanında yaptığı yatırım ve gayrimenkullerinin asla ve asla yaşadıkları Avrupa ülkeleriyle paylaşılmaması) dahil kendilerine sunulan tüm seçim vaadlerinin acilen yerine getirilerek, mazlum gurbetçinin desteği ve duası yeniden alınmalıdır!
Netice;
“Dertleri üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek!” olan malum asırlık sabıkalı hırsız ve soyguncu çevrelerin ve çetelerin asıl dertleri dış güçlerden emir alan ve IMF’ye dilenen güçsüz bir Türkiye için hedef aldıkları ve Korona saldırılarının, yangınların, yaygın depremlerin ve silahlı darbelerin Allah’ın yardımıyla yıkamadığı Reis-i Cumhurumuz Receb Tayyib kardeşimizi sandıkta yıkma planlarını boşa çıkarmak için iç ve dış mihrakları ayırmadan kötülüklere ve kötülere karşı başlattığı Milli Mücadelede yanında olmalıyız!
“Allahım! Aramızdaki bazı kendini bilmezlerin, sefihlerin, rezillerin, arsız ve yüzsüz beyinsizlerin işlediği suçların neticesi günahlar yüzünden hepimizi helâk mı edeceksin? Anlıyorum ki, bütün bunlar, aramızdaki ikiyüzlüleri ayıklamak üzere, herkese hak ettiği karşılığı vererek dilediğini saptırdığın, dilediğini de doğru yola ilettiğin çetin bir imtihanından başka bir şey değildir.
Yâ Rabb! Bizim biricik yardımcımız ve koruyucumuz Sensin; bizi bağışla, bize merhamet eyle! Sen ki, bağışlayanların en hayırlısısın!” (Araf Suresi 155. Ayet Meali)
Amiin! Amiin! Amiin!
Nefsimizde, ailemizde ve ülkemizde “İslam Sözleşmesi”nin uygulanması, Mukaddes Mescid-i Aksa’mızın, Filistin’imizin, Osmanlıcamızın özgürlüğü, tatil olması dileğiyle Cuma Bayramımız mübarek olsun. Selam, sevgi ve duayla...







