--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

TÜSİAD’ın hatırlattıkları

Refik Tuzcuoğlu
Refik Tuzcuoğlu
6

TÜSİAD’ın hatırlattıkları
REFİK TUZCUOĞLU

TÜSİAD gündemini yazayım diye oturunca yakın tarih üzerinden yürüdü bugün kalem.

Gezi provokasyonunu hatırladım ilk olarak. Gezi’nin niyetini, ruhunu, sistematiğini ele veren bir slogan vardı bilirsiniz. Çok yazıldı, söylendi:

“Mesele ağaç değil, sen hâlâ anlamadın mı?”

Taksim’de, ağaçların sökülmesine karşı çıkma bahanesi altında asıl maksadın farklı olduğunun itirafı mahiyetinde bir sözdü.

Hani kurt kuzuyu yemek istemiş ama bir bahane lazım. Demiş ki; Suyumu bulandırıyorsun!” Bunun, üzerine kuzu; Sen suyun üst kısmındasın ben ise altında, nasıl bulandırabilirim”. Kurt kuzuyu yemeyi kafaya koymuş ya; Geçen sene kardeşin bulandırmıştı” demiş. Kuzu; “İyi de, benim kardeşim yok” demiş. Kurt celallenmiş, Bir de bana cevap mı yetiştiriyorsun.”

Aslında benzer yöntemler üzerinden siyaseti dizayn etme geleneğine demokrasi tarihimizin olağanları arasında sıkça rastlanır.

Rahmetli Başbakan Adnan Menderes’in yakasına yapışarak; “demokrasi ve özgürlük istiyoruz” dedirtilen genç üzerinden seçilmiş iktidara operasyon çekildiğini biliriz mesela. İsmet İnönü’nün darbe öncesinde; “Sizi ben de kurtaramam” diye bir ifadesi olmuştu. Dediği gibi de oldu. Menderes ve onun iki bakanı idam edildi.

Süleyman Demirel’e 1971’de “şapkanı al da git” anlamına gelen muhtırayı da biliriz. O da şapkasını alıp gitti zaten. Özel bir ortamda Demirel’in şöyle söylediği anlatılır; “Oturduğum odanın duvarında idam edilmiş bir başbakanın fotoğrafı dururken ne yapabilirdim.”

Ya da; “Harbiyeli rahatsız” söylemi üzerinden milli iradeyi rafa kaldırılma girişimlerini yaşadı bu ülke. Onları da biliriz.

Hepsi de, seçkinci bazı grupların iktidarda belirleyici olma hesabına demokratik yollardan ulaşamadıkları için, sahaya kural dışı müdahale maksadıyla gerekçe üretme çabasından ibaret.

Bu ülkede demokrasi ve özgürlük kavramlarını en çok kim/kimler telaffuz etmişse, demokrasi ve özgürlükleri en çok onlar katletti. Darbeler, anayasa ve demokrasinin sözümona korunması adına yapıldı. Muhtıralar öyle. İnternet andıçları öyle.

28 Şubat öncesinde “militan demokrasi” sözünü sıkça duymuştuk. Milletin sandıkta iktidar yolunu açtığı bir parti şayet demokrasi için tehdit oluşturuyorsa, o iktidarı devirmeyi meşrulaştıran bir kavramdı militan demokrasi.

Ne için gündem oldu bu lafızlar o dönem?

Refah-Yol iktidarını alaşağı etmek için.

Refah-Yol iktidarının demokrasiyi, anayasal düzeni yıkmak gibi bir niyeti var mıydı?

Hayır, öyle bir niyeti yoktu, ama varmış gibi gösterildi. Sudan mevzular köpürtülerek, hatta bahaneler bizzat darbeci zihniyet tarafından tertip edilerek sahaya sürüldü.

Ondan sonra militan demokrasi zemini üzerinden Sincan’da tanklar yürütülebilir “demokrasiye balans ayarı” yapılabilirdi. Yargıtay Başsavcılığı parti kapatma davaları açabilirdi. Muhalif basın, iş birlikçi dinamik güçler ve TÜSİAD gibi yapıların kampanyaya eş güdümlü katılımları eşliğinde postmodern darbe hayata geçirilebilirdi ve geçirildi de.

Şimdi memleketin hafızasında bunca yaşanmışlık varken son zamanlardaki gelişmeler zihnimde soru işaretleri uyandırıyor.

Önce teğmenler krizi patlak verdi. Teğmenler paralel bir yemin için niçin bu kadar ısrarcı oldu? “İzin verilmese de dilediğimizi yaparız” pervasızlığı ilginç değil mi? “Mustafa Kemal’in askerleriyiz!” sloganı üzerinden üretilen polemikler; “Mesele ağaç değil, sen hâlâ anlamadın mı?” sözünü hatırlatıyor.

Sonra TÜSİAD’ın açıklamaları. Dar bir sermaye grubunun menfaatleri uğruna geçmişte yaptıklarını hatırlayınca, insan işin altında başka bir niyet arıyor. TÜSİAD hukuk hassasiyetine gerçekten sahip ise, vaktiyle 28 Şubat hukuksuzluğuna niçin ses çıkartmadı? Bırakın ses çıkartmayı, hatta destek oldu. Eğer geçmiş şeceresi ortaya dökülecek olursa, birçok mazlumun ahını bulabilirsiniz orada.

Eski Türkiye’ye özgü vesayetçi sistemin manivelaları arasında yer alan TÜSİAD’ın çıkışı için, “Bir yerlerden sinyal mi geldi?” sorusunu anlamlı bulurum. Ekonomi ve ticarete dair görüşlerini paylaşma bahanesi altında yapılmış bir siyasi operasyon.

Ardından İngiliz The Economist’in Türkiye gündemi. Benzer muhtevalar üzerinden Cumhur İttifakı’nın yıpratılması hedefleniyor.

Diğer taraftan ise, erken seçim olacağı vehameti ile CHP’nin aday belirleme telaşına soyunması var. Açıklanan gerekçe de ilginç; “Hele bir adayı (İmamoğlu’nu) belirleyelim, erken seçim yapmak zorunda kalacaklar”.

Üst üste konulduğunda; “Yine bir şeylerin provası mı yapılıyor?” diye düşünmeden edemiyor insan.

TÜSİAD geçmişe dair bana çok şey hatırlattı.

Ben de bir hatırlatmada bulanayım isterim. O günlerden bu günlere köprünün altından çok sular aktı. Bugünün Türkiye’si, sabah erken kalkanın milletin iradesine operasyon çektiği Türkiye değil artık.

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Okur Ali

22 Şubat 2025 02:17

Zengini parası züğurtun çenesini yorardı ....sözleride gündemi yordu...eee zengin

Cem

21 Şubat 2025 20:05

Akp döneminin hatirlatiklar... Askıda ekmek askıda fatura askıda yemek askıda buğday bedava kömür ucuz et kuyrukları sürünen emekli yeterli mi?

TÜSİAD kötülük ve MAŞA demektir

21 Şubat 2025 12:53

TUSİADIN fetöden farkı nedir yada pkk dan farkı nedir?hepsi batının emperyallerin siyonistlerin maşası uşaklarıdır bütün terör örgütlerinin arkasındakiler tüsiadında arkasındaki güçler peki tüsiad bir terör örgütümüdür EVET vatanına milletine devletine düşman olup ülkeye ayar çeken UŞAKLIK edenler hangi örgütlenme içinde olursa olsun adları ne olursa olsun TERÖR ÖRGÜTÜDÜR!TUSİAD bir terör örgütüdür!olmadığını kanıtlasın illa dağa çıkmak silah almak gerekmez yaptığı özellikle ekonomiye saldırısıda terörizmdir siyasete ayar vermesi devirmeye kalkması terörizmdir özetle TÜSİAD TERÖR ÖRGÜTÜDÜR!

Şeref

21 Şubat 2025 20:33

Hüda-par nedir usta.. ?

Cem

21 Şubat 2025 12:18

 Ben buna şaşıyorum

okur

21 Şubat 2025 10:31

tusiadin söylediklerini yazsaydin neresi yanlis

Refik Tuzcuoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle