--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kalem susarsa kim konuşur?

Halil El
Halil El
1

1 Kasım Yazarlar Günü münasebetiyle, naçizane kalemle hemhâl olan bir kardeşiniz olarak yazıya, kelimelere ve insanın ardında bırakacağı izlere dair birkaç söz söylemek istiyorum.

İnsan neden yazar?

Bir acıyı taşıyamadığı için mi? Bir güzelliğin kaybolmasına gönlü razı olmadığı için mi? Yoksa kendisine bırakılan dünyayı biraz daha anlaşılır kılmak için mi?

Belki insan, içinde cevapsız kalan bir sorunun peşinden gidebilmek için yazar.

Kalem kâğıda değer. İlk cümle kurulur. Yazdıkça fark ederiz: Söyleyecek sözümüz varmış…

Yazar, kalemiyle kapılar açar.

Bazen bir insanın kendi içine, bazen hiç tanımadığı hayatlara, bazen de henüz kurulmamış bir geleceğe…

İstikamet gösterir; nereye varmak istediğimizi, o yolda hangi sorumluluğu üstleneceğimizi düşündürür. Böylece bir toplumun vizyonuna, geleceği tasavvur edişine; misyonuna, kendisine yüklediği vazifeye katkıda bulunur.

Bir çekirdekte saklı koca ağacı görmeye çalışır. Bir ağacı anlatırken onun gölgesinde çoğalabilecek hayatı, ondan doğabilecek ormanı düşünür.

Çünkü bugünün küçücük imkânında yarının büyük hikâyesi saklı olabilir.

Bir çocuğun sorusunda bir buluşun, bir insanın itirazında toplumsal bir uyanışın ilk işareti bulunabilir.

Yazarın dikkati, henüz kimsenin üzerinde durmadığı bu başlangıçlara yönelir. 


Bir ağacın önünden yıllarca geçeriz. Sonra bir sabah, kaldırım taşını kaldıran incecik köküne takılır gözümüz.

Dururuz.

Bu kadar narin bir hayat, bu ağırlığı nasıl aşmıştır?

Hayret, dikkatimizi uyandırır. Merak, bizi sorunun peşine düşürür. Tefekkür, gördüğümüzle bildiğimiz arasındaki bağı yeniden kurdurur.

O köke bakarken sabrı düşünür, sessizce mücadele eden bir insanı hatırlarız.

Edebiyat, gündelik hayatın içinde gözden kaçırdığımız anlamları böyle görünür kılar.

Peki, her gün yanından geçtiğimiz kaç insanı gerçekten gördük? 


Yazarın ilk emeği, dikkatidir.

Duyulmayanı dinlemek… Bir yüzün ardındaki hikâyeyi merak etmek… Bir çocuğun sorusunu geçiştirmeden önce kendi cevabımızı gözden geçirmek…

Şair, içimizde dolaşan bir duygunun adını bulur. Yazar, hakkında kolayca hüküm verdiğimiz insanı yakından tanıtır. Düşünür, cevabından emin olduğumuz soruyu yeniden önümüze koyar.

Onları okurken kendi bakışımızın sınırlarını da fark ederiz.

Bu karşılaşmanın imkânı, dilimizdir.

Yeni bir kelime öğrenmek, bazen kendi içimizdeki bir hâli ilk defa tanımaktır. Kelimeler çoğaldıkça düşüncemiz ayrıntı, anlatımımız derinlik kazanır.

Diline sahip çıkmak; onu okuyarak, doğru kullanarak, yeni eserlerle işleyerek yaşatmaktır. Şairlerimiz ve yazarlarımız, geçmişin birikimini bugünün hayatıyla buluşturur.

Eserlerini okumadığımız bir dilin zenginliğine ne kadar vâkıf olabiliriz?

Bir toplumun nasıl düşündüğünü sorularından, dinleme sabrından, yanılgısıyla karşılaştığındaki tutumundan anlarız.

Hakikati aramak, kendi kanaatlerimizi de incelemeyi gerektirir.

Okuyan, yazan, araştıran ve saygıyla tartışan toplumlar, yanlışlarını görme imkânlarını çoğaltır. Tefekkür, kitabı kapattıktan sonra da sürer:

“Neye, hangi bilgiye dayanarak inanıyorum? Bu satırlar benden hangi davranışımı değiştirmemi bekliyor?”

Arayış, hayatımızda bir alışkanlığa dönüştüğünde meyve verir.


Şairine, yazarına, düşünürüne sahip çıkan toplumlar, medeniyet birikimlerini büyütür.

Eserlerini satın almalı, okumalı, okutmalıyız. Çocuklarımıza kitapla birlikte düşünmeleri için zaman, soru sormaları için cesaret vermeliyiz.

Değerler, hayatımıza katıldıkları ölçüde yaşar.

Yazmak, biraz da ölümsüzlüğü seçmektir: Ömrümüzün yetişemeyeceği zamanlarda bir insanın zihninde yeniden hayat bulmayı ümit etmek…

Bu ümit, kaleme sorumluluk yükler. Gerçeği araştırmak, yanıldığında düzeltmek, insanın haysiyetini korumak gerekir.

Yazarlar Günü münasebetiyle bütün kalem erbabını saygıyla selamlıyor; aramızdan ayrılanları rahmet ve minnetle anıyorum.

Belki yıllar sonra bir genç, bugün yazdığımız bir cümlenin başında duracak. Sayfanın kenarına bir soru yazacak.

O soru, onun hayatında kök salacak.

Bir çekirdeğin ne zaman ormana dönüşeceğini kim bilebilir?

Halil El Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle