--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Seçime gidiyoruz: İki partiyi tartalım!

İdris Günaydın
İdris Günaydın
0

Seçimin ayak sesleri duyulmaya başlandı. Bir tarafta 25 yıldır ülkeyi yöneten Ak Parti, diğer tarafta tüm zamanların yenile yenile yenilgiye doymayan Halk- Yeni Partisi. Ya bu seçimde ülkeyi yöneten süvari at değiştirip yeni bir ata binecek ya da halk, müzmin muhalefetin elinden tutacak ve onun sırtını yerden kaldıracak.

İki parti de seçime yaralı giriyor. Biri Türkiye’den çok dünyada lider iken diğeri, bu defa olsun, bohçasını iyi bağlayabilmiş bir eda ile yola çıkması gerekirken bohça kuşakları çözülmüş, içindeki eşyalar oraya buraya serpilmiş vaziyette. Kiminin donu kiminin havlusu, kiminin tişörtü kiminin sevgilisinin jartiyeri…

Bu iki partiyi de seçim öncesi bir kantara vuralım, bakalım neler göreceğiz:

Ak Parti, bakanı ve taraftarlarınca fona uğramış, fakat Allah’tan, suç dünyanın her yanında işlenir de asıl tehlikeli olan suçun suçlunun yanında kar kalması.

Hesap soracak irade göz açtırmadan hesap soruyor. Bu hususta ne kadar kararlı ve adil olursa o kadar seçimdeki başarısı artacak.

İkinci Parti ise dona uğramış. Birinci don vakası: Başkan Tumanoğlu ile ilgili. Rivayet odur ki hem yatta grup fuhşiyat hem el uzunluğu, hem ihalelerde yolsuzluk… 560 milyar TL olduğu söylenen küçük bir harçlık götürülmüş. Rezalet çok ucuzlatılmış.

İkinci vukuatı rezalet kendisi küçük bir il olan Bolu’da yaşanmış. Tam bir rezaleti şahane ile ar damarı çatlatılmış ve bir parçası taa oralardan fırlayarak Görele ilçesinin şehrül rezili Hasbii büyükbabaya kadar sirayet etmiş. 


Ordan sonra artık ok yayından tamamen çıkmış, Uşak Belediye Başkanına, Antalya Belediye başkanına başka belediye başkanlarına; hem elleri ile tutuyorlar hem dilleriyle yutuyorlar. Hatta Muhittin Böcek namında bir sülük; önce kendisi beraber olduğu kadını oğluna münasip görüp Mustafa Morgül denilen bir Anadolu yiğidi de uygun gördüğü kızları erkeklerin kalitesine bakarak her halde onlara yönlendiriyor. Direksiyonda kaptan yok. Tır baş aşağı tepetaklak gidiyor. Oraya buraya çarpmanın gürültüsünü de miting meydanlarında Özgür Özel’den duyuyoruz.

İmdi; 25 yıldır bu muhalefet bizi yönetse idi, bu, atalarına tapanlar, büst ve heykellerinin önünde ağlayanlar, kucağına oturanlar bizi yönetse idi, ne olurdu? Sığınacakları bir mukaddes ararlar, fakat buldukları mukaddeslerinden bol bol incir ağacı hikayeleri dinleyip “ocağına incir dikerim. Kafamı kızdırma” tekerlemeleri tekrar ederlerdi.

Bizi kim korudu bu afetten? Allah, Allah… Allahümmehfazna min külli şeytanın merid.

İyi ki Allah var ve sessiz ve derinden kösleri çalıyor. Şimdi siz düşünün: İktidara oynayan bu iki siyasi partiyi kantara vurduğumuzda millet hangisini beğenir? Bir bacağı fonda bir bacağı donda olanları mı, yoksa sadece fona bulaşmış fakat yediği kendisine kusturulanlara mı?

Yine umut ikinciye olacaktır. Birinciler ağlamaya devam…


İÇERİDE AK PARTİ SIKINTILI

Bana “sen emeklilerle ilgili yazı yazma” diyorlar. Ben de doğru bildiğimi söylemeye devam edeceğim. Dünya cehennemi yaşıyor, bizimkiler hala görmüyor, duymuyorlar. Avrupa Avrupa denilen ülkelerde bile öğrenciler sokaklara çıktı. Sosyal adaletin yetersizliği ileri sürülerek. Almanya’ya, Fransa’ya bir günlük gösterilerin maliyeti ne kadardır? Hani hep Türkiye kötü idi. Şu anda dünya yanıyor daha da yanacak. Düşünün bulunduğunuz şehre iki füze düştü ve düşmeye devam edecek. O zamanda yine hükumet suçlu olacak. Kaç tane çalışan “bu ay bana maaş verme de bunları durduracak tedbirleri al” diyecek? 

Hep söyledim yine söylüyorum: Evet emeklilerin maaşlarında iyileştirme olmalı lakin;

Lakin bir yük almış sırtına adam. Bu yükün acilen tepeye çıkması lazım. Yük ağır, yük yorucu. Biz diyoruz ki şu kadar kilo daha ilave edelim. Götüremiyorum deniliyor. Bundan ne anlıyoruz yahu? Yüz yıldır attığınız kuru kuru “Ne mutlu Türküm diyene” sloganı bu kadar mı milli bir duygu verdi size?

Evet, o dediklerinizin vaadini Cumhurbaşkanımız verdi. Ama muhalefet de olmadık kişilere emeklilik sözü verdi. Mecburen aynı vaadi Cumhurbaşkanımız da yapmak zorunda kaldı. Yoksa iktidar gidiyordu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yönettiği SSK’ya mı dönmeliydi devlet? Yoksa Ecevit’in Lüxemburg’tan para istediği, deprem yardımlarını bile maaş olarak memura verdiği hale mi düşmeliydi?

Kaç kişi emniyetle işine, okuluna gidecek? O öyle “Ne mutlu Türküm, Kürdüm, Lazım diyene “sloganı ile geçmiyor.

 Vesselam.

 

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle