SÖYLEM.. EYLEM-İCRAAT!!! VE İNSAN ŞAHSİYETİ..! (2)
Sosyal psikolojik analiz!!!
İNSAN’lık manifestosu-belgesi-bildirisi!!!
Bugünkü konuyla alakalı ikinci yazımızda söylemi; eyleme geçirecek ve icraat noktasında Kur’an ve sünnetullah‘taki hükümlerle şahsiyetli liderlere ve insanlara uyarılarımızla başlıyoruz!!!
Verilen sözü/vaadi tutmamak ve başkalarına iyiliği emredip, kendisi yapmamak. İslam hukukuna ve ahlakına göre bu davranışlar haram ve büyük günah kapsamındadır.
“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir öfke ve gazaba sebep olur.”
Saff Suresi, 2 ve 3. Ayetler: Bu konudaki en net ve sarsıcı uyarı bu surededir.
SÖYLEMİ; EYLEME VE İCRAATA GEÇİRMEYENLERE ALLAH RESULÜ’NÜN UYARISI!!!
Efendimiz (s.a.v.), insanlara iyiliği anlatıp, kendisi yapmayanların kıyamette uğrayacağı ibretlik durumu şöyle anlatır: “Kıyamet günü bir adam getirilir ve cehenneme atılır. Bağırsakları dışarı fırlar ve o haliyle değirmen döndüren eşek gibi dönmeye başlar. Cehennem halkı onun etrafına toplanır ve: ‘Ey filan! Sana ne oldu? Sen bize iyiliği emredip, kötülükten sakındırmaz mıydın?’ derler. O da: ‘Evet, iyiliği emrederdim ama kendim yapmazdım; kötülükten sakındırırdım ama onu kendim işlerdim’ der.» (Buhârî, Bed’ü’l-Halk 10; Müslim, Zühd 51)
Bu ilahi uyarılardan sonra liderlerin ve insanların akledip düşünerek dünyevi ve uhrevi saadeti kazanma yolundaki yolculuğumuza uzun araştırmalar ve tahliller sonucunda ulaşılan bilimin kabul ettiği sosyal psikolojik tahlillerimiz de devam edelim!!!
ZİHİN PUTLARINI YIK! HÜR İNSAN OL!
Put yalnız taştan yapılmaz; insanın aklını, vicdanını ve iradesini sorgusuz teslim ettiği her güç zihinsel putlaşmaya dönüşebilir. Bilim, menfaat, siyaset, dinî söylem, aşiret, kabile, milliyet, ideoloji veya piyasa hakikatin üstüne çıkarıldığında insan özgürleşmez; yalnızca efendisini değiştirir. Bu zihnin, kendi putlarından arınacak mevcut kirlerinden arındıracak bir “gusül abdesti” alması gerekir.
BİLİMİ PUTLAŞTIRMA; BİLİMİ HAKİKATİ ARAMA USULÜ SAY!
Bilim, eleştiriden muaf bir otorite değil; delile, denetime ve yanlışlanabilirliğe açık bilgi üretme yöntemidir. Bilim adına insan onuru, ahlâk ve adalet susturulamaz; fakat inanç veya ideoloji adına da sahih bilgi reddedilemez. Akıl ile vicdan, veri ile değer, uzmanlık ile sorumluluk aynı medeniyet terazisinde buluşturulmalıdır.
SİYASAL VE DİNÎ AİDİYETİ VİCDANIN YERİNE GEÇİRME!
Bir partiye, lidere, cemaate, mezhebe veya dinî söyleme bağlılık; hakkı bâtıl, yanlışı doğru yapmaz. Dincilik dini, siyasal kutsama siyaseti, ideolojik körlük aklı tüketir. İnanç insanı kuldan kula kulluğa değil; hakikat karşısında hür, adalet karşısında sorumlu, iktidar karşısında ölçülü olmaya çağırmalıdır.
AŞİRET, KABİLE VE MİLLİYETİ ADALETİN ÜSTÜNE ÇIKARMA!
Köken, soy, bölge, cemaat ve milliyet insanın sosyal gerçekliğidir; fakat hukukî üstünlük sebebi değildir. “Bizden” olana imtiyaz, “ötekine” mahrumiyet üreten her düzen kabile ahlâkına geriler. Devletin terazisi isim, soy, parti ve kimlik tanımamalı; vatandaşlığı müşterek hukuk ve eşit sorumluluk temelinde korumalıdır.
KAPİTALİZMİN İNSANI PİYASA DEĞERİNE İNDİRGEMESİNE DİREN!
Piyasa araçtır; insan amaçtır. Servet, tüketim, rekabet ve kâr hayatın nihai ölçüsüne dönüştüğünde insan emeği, tabiat, aile ve kamu yararı metalaşır. Ekonomi insana hizmet etmeli; insan ekonominin yakıtı hâline getirilmemelidir. Mülkiyet hak doğurur; fakat sosyal sorumluluk, emek hakkı ve adalet sınırı da taşır.
DEVLETİ GANİMET, MAKAMI MÜLKİYET SAYMA!
Devlet hiçbir kişinin, ailenin, grubun, partinin veya zümrenin malı değildir; milletin müşterek emanetidir. Kamu makamı paylaştırılacak ganimet, kamu kaynağı sadakat ödülü, hukuk da iktidarın özel mülkü hâline getirilemez. Devleti sahiplenen değil emaneti taşıyan; kendi çevresini değil hakkı koruyan yönetici meşruiyet kazanır.
TOPLUMSAL ÇÜRÜMEYİ NORMALLEŞTİRME!
Yalanın maharet, kayırmanın sadakat, israfın itibar, susmanın akıllılık, menfaatin başarı sayıldığı yerde toplum dışarıdan ayakta görünse de içeriden çözülür. Tarihten ibret al tarihteki helâk anlatıları yalnız geçmişin hikâyesi değildir; adalet duygusunu, ölçüyü ve sorumluluğu kaybeden her toplum için ahlâkî bir ikazdır. Bedeni yaşayan, vicdanı ölen toplumlar geleceğini tüketir.
YENİDEN İNSAN, YENİDEN İLKE, YENİDEN EMANET.
MODERN PUTLARI KIR; ZİHNİNİ KİRAYA VERME.
DEVLETİ GANİMETTEN EMANETE, SİYASETİ SADAKATTEN LİYAKATE, EKONOMİYİ SÖMÜRÜDEN ADALETE, VATANDAŞI KALABALIKTAN ŞAHSİYETE TAŞI.
Bir dava adamı lider olmak istersen bu şahsiyeti taşıman lazım!!!
Taşımıyorsan tarihin kaydettiği şahsiyetsiz liderler arasında yer alırsın!!!
Kur’an-ı Kerim, “şahsiyet sahibi” müminin onurlu, ilkeli, sabırlı, adaletten sapmayan, kınamalara boyun eğmeyen ve güçlü karakterini açıkça beyan eder!
Kınayanın kınamasından korkmamak, onurlu duruş!
Müminlerin Allah yolundaki sadakatini, karşılıklı sevgisini ve kınamalara karşı şahsiyetli onurlu duruşunu vurgulayan; “Ey iman edenler! Sizden kim dîninden dönerse, Allah onların yerine yakında öyle bir nesil getirecek ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihâd ederler ve kendilerine dil uzatan hiçbir kimsenin kınamasından korkmazlar. İşte bu Allah’ın öyle bir lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah, lütfu ve rahmeti pek geniş olan, her şeyi hakkıyla bilendir.” Maide 54
Allah cc’nin bu ayeti ve emri; bütün şahsiyetli lider olma yolunda olanlara, liderlere ve insanlara yol gösterici olmalıdır...!
Devam edecek.!
WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 053020000 96







