Toprağına gömüldü
1990’lı yıllardı. Bir araştırma konusu için rahmetli Kadir Mısıroğlu Bey’in değerlendirmelerini kayda almak maksadıyla Sebil Neşriyata gitmiştim. Odasında Mehmet Şevket Eygi Bey vardı. Bir konu üzerinde müzakere ediyorlardı. Biraz sonra Mehmet Şevket Eygi Bey müsaade alarak ayrıldı. Dosya içeriğini konuşurken Kadir Abi farklı mevzulara daldı. Ardından Fetullah Gülen hareketine sözü getirerek, “Papa’nın kardinali” diye gür sesiyle odayı adeta inletti.
Rahmetli Kadir Mısıroğlu’nun sözlerini o yıllardan beri hafızamda hep saklı tuttum.
Yıllar içinde Fetullahçı Terör Yapısı gerek sosyal hayatın gerekse devletin içinde etkin bir boyuta ulaştı. Talepkar, tehditkar, cüretkar, üstenci üslupları o yıllarda bile rahatsızlık uyandıracak seviyede idi. 15 Temmuz Darbe azgınlığına varıncaya kadar gitti bu süreç.
Peki Fetullah Gülen’in amacı neydi?
CIA, kapsamlı bir proje çalışıyor. CIA’nın efsane isimleri iş başında.
Zaman içinde Fetullah Gülen ismi, CIA’nın Türkiye ve Ortadoğu hesaplarıyla buluşuyor.
Projeyi ortaya koyan ekibin İslami ilimlere vukufiyeti hat safhada. Harekete meşruiyet oluşturacak bilgi havuzu oluşturuluyor. Kavramlar seçiliyor. Yöntemler belirleniyor. Türk toplum yapısı üzerine yapılmış ciddi bir sosyolojik analiz masanın üzerinde. Şarkiyatçılığın/Oryantalizmin yüzlerce yıllık birikiminden faydalanıyorlar. Sonra Şii İsmailî Hasan Sabbah hareketinden, Hristiyan Cizvit hareketinden ve daha bilmem ne hareketinden işe yarayan yöntemler, çağa uyarlanmış bir sentezleme ile örgüt sistematiğine dönüştürülüyor. Hristiyan Moon Tarikatı zaten başrollerde. İslam’ın tasavvuf birikimi, hareketin motivasyonuna ve muhtelif tanımlamalara referans olarak kullanılıyor. Anlayacağınız tam bir laboratuvar çalışması.
Finansman yöntemi CIA bütçesi değil. Tabii ki çembere verilen ilk tahrik dışında FETÖ hareketine safça inanan mü’minlerin yardımlaşma duyguları istismar ediliyor. Türkiye’yi karışıklığa sürüklemek için bir örgüt kuran CIA, yine Türk insanının gönüllü bağışlarından bu kapsamlı ihanet şebekesini fonluyor.
Birçok faaliyet oltaya yakalanan tabandaki saf müslümanların hayır ve hasenatları ile finanse ediliyor. Sonraki yıllarda iş dünyasına çökmeler başlıyor. Onlar da ya korkudan ya da sevgiden dolayı taleplere uygun davranıyorlar.
FETÖ; makam hırsına kapılana makam, para hırsına kapılana para yollarını açarak yandaş devşiriyor. Yavaş yavaş her tarafa yerleşiyorlar. Sabırla, ilmek ilmek kamu bürokrasisi, güvenlik bürokrasisi, iş ve finans çevrelerinde kadrolaşılıyor.
Dini referans aldığını söyleyen bu yapı, “Nass” ile uyumsuz yöntemlerini mensuplarına ve kamuoyuna ikna kabiliyeti yüksek dini yorumlar ve maslahata göre davranma zaruretiyle izah ediyor. Semboller üzerinden dosta düşmana mesaj sistemi gelişiyor. Gri propaganda konusu neredeyse kusursuz işletiliyor. Örneğin başörtüsü zulmünün yaşandığı yıllarda Fetullah Gülen; “Başörtüsü füruata ait bir mevzudur” derken İslami ilimler açısından yanlış bir şey söylemiş olmuyor aslında. Ancak söylediği zemin, olaylar ve dönem üzerinden bakıldığında, 28 Şubat sürecini ve başörtüsü zulmünü desteklemiş oluyor. Ölümünden sonra bile gri propaganda tekniği işledi. “Niçin tekbir getirilmesi yasaklandı?” sorusuna; “ABD’de yanlış anlaşılıyor, radikal ve cihatçı bir algı uyandırıyor” şeklinde cevap verildi.
Fetullah Gülen öldü. Türkiye ve İslam dünyasına ihanet içinde öldü. Tekbir getirilmeden gömüldü. Kadir Mısıroğlu’nun kardinal tespitini doğrular vaziyette, İncil’den ayetler okunarak hizmet ettiği ABD toprağına gömüldü.
FETÖ’nün bıraktığı tortular saymakla bitmez ama birkaç konuyu aktarmak isterim:
FETÖ operasyonel kabiliyetini kaybetmiş olmakla birlikte, kripto FETÖ’cülerin istihbarat kabiliyetleri tamamen kaybolmuş değildir. Rehavetin can sıkacak sonuçları olur. Mücadelede süreç dikkatle takip edilmeli.
Fetullah Gülen ciddi bir mankurt sürüsü bıraktı geriye.
İlahiyat profesörü olmuş hoca, Kur’an ve Sünnet’in açık hükmüne rağmen bilgisini…
Feleğin kırk çemberinden geçmiş akil bir adam ise, aklını dışarda bırakmış durumda.
Bir Anadolu deyimi ile bakarkör vaziyet oluşmuş.
FETÖ’nün en büyük zararı verdiği kurumların başında makul hayırsever kuruluşlar var. Kadimden gelen, milletine devletine hizmet eden yapılar da FETÖ’nün oluşturduğu negatif algıdan zarar gördü. Dini kurum ve müesseselere, makul ilim adamlarına ve kanaat önderlerine güven kaybı oluştu.
FETÖ, son yüzyılın en büyük istihbarat olayıdır. Türkiye’de konumlanan ahtapotun kolları küresel boyuta ulaşmıştır. 15 Temmuz’da Aziz ve Necip Türk Milleti’nin kahramanlığı ile yok edilmiştir.
Bu vesile ile tüm şehit ve gazilerimizi rahmetle anıyorum. 29 Ekim’de temelleri atılan Cumhuriyetimizin payidar olmasını diliyorum.







