Terörsüz Türkiye
Terörsüz Türkiye
REFİK TUZCUOĞLU
Sırrı Süreyya Önder’in kalp krizi geçirmesi kamuoyu gündeminde önemli bir yer tuttu. Siyaset ve medya dünyası adeta hastaneden gelecek haberlere kilitlendi. Tek temennimiz sağlığına kavuşmasıdır.
Ahmet Hakan dün Sırrı Süreyya Önder’in sevildiğine atıfta bulunmuş. DEM çizgisinden gelen siyasetçilerin soğuk ve negatif izlenimler doğuran çehreleri yanında Sırrı Süreyya Önder’in mütebessim görünümü ve mizahçı kişiliğinin bir sempati uyandırdığı açık.
TBMM çatısı altında veya başka mahfillerde mizaha konu olan sözlerinin sosyal medyada çok yaygın bir paylaşıma ulaşması belli bir kesimin Önder’in kişiliğine önem verdiğine işaret. Bir de başlatılan “Terörsüz Türkiye” hedefine dair Sırrı Süreyya Önder’in İmralı ile görüşme trafiğinin önde gelen isimlerinden biri olmasını dikkate almak lazım. Yürütülmekte olan girişimlerin olumlu sonuçlanmasıyla ilgili Türkiye’nin Doğu’sundan Batı’sına genel bir istek gözleniyor. Sürecin sonuca ulaşıp ulaşmayacağına kuşkuyla yaklaşan kesimler bile müspet bir netice alınmasını arzuluyor. Sayın Önder’in yapıcı görünen kişiliğinden dolayı görüşmelerin sekteye uğraması endişesini toplumun reaksiyonlarından çıkarabiliriz.
“Terörsüz Türkiye” denilince dün BETİMAR’dan Gürkan Duman Bey ile son yaptığı siyasi gündem araştırması üzerine bir hasbihalimiz oldu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başlattığı “Terörsüz Türkiye” politikasının hedefine ulaşıp ulaşmayacağına dair toplumun tereddütleri araştırma sonuçlarına yansımış. Bununla birlikte başlatılan sürecin önemli ve değerli görüldüğü gayet açık. Olumlu sonuçlanması temenni ediliyor ancak neticeye dair kuşkular var. Demek ki farklı gözler ve farklı araştırmalar benzer fotoğrafları tespit etmiş.
Gürkan Bey’in değerlendirmelerini her zaman kıymetli bulmuşumdur. O, siyasi sürecin geleceğinde “Terörsüz Türkiye” hedefinin belirleyici faktörler arasında olacağı kanaatinde. Son aylarda konunun Türkiye’nin başat gündemleri arasında olduğuna bakılırsa bu tespite itiraz etmek mümkün görülmüyor.
Sahi “Terörsüz Türkiye”yi konuşurken Almanya’nın Eurofighter Typhoon uçaklarının satılmasına yeniden karşı çıkmasının mevzumuz ile bağlantısı olabilir mi?
Bazı kaynaklar; “Türkiye’nin komşusu Suriye ile birlikte terörden arındırılmış bir düzleme kavuşma ihtimali Alman siyasetini içten içe rahatsız ediyor” diyor.
Olabilir mi?
Niçin olmasın.
Yıllarca PKK/PYD oluşumuna gizli açık destek veren ve Alman Vakıfları aracılığı ile Türkiye’nin her stratejik hamlesine darbe indirmeye heveslenen Almanya, sorunlarından arındırılmış bir Türkiye’nin durdurulamaz yükselişinden haz duymayacaktır. İmamoğlu konusu işin bahanesi. Almanya demokrasi ve insan hakları konusunda o kadar samimi ise, Gazze’de tarihin en vahşi katliamlarını yapan İsrail’e karşı bir duruş ortaya koysun önce.
Bir sıralama yapılacak olsa, sözde müttefikleri tarafından arkasından film çevrilen ülkelerin başında herhalde Türkiye gelir. Sağ olsunlar müttefiklerimizin koydukları ambargolar sayesinde savunma sanayiimiz harika işlerin altına imza atıyor. Üç beş seneye varmaz; “F35’iniz de sizin olsun, Eurofighter’iniz de sizin olsun” diyecek bir seviyeye ulaşılacak.
Türkiye yurt içinde terörü yok etti. Bu sürecin kalıcı olması komşu ülkelerde de terör bataklığının kurutulmasıyla mümkün olacak. PYD’nin ABD/Batı desteğiyle federatif bir Suriye arzusunu dillendirmesi Türkiye’nin stratejileriyle örtüşmüyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan her vesile ile kırmızı çizgilerin altını tekrar tekrar çiziyor. Bu aralar; “PYD sözcüsü şunu söyledi, ABD el-Şara ile PYD’yi anlaştırdı, İsrail’in hamlesi böyle oldu” diye çok farklı rivayetler dolaşıyor. Bin bir bilinmeyenli denklem misali Türkiye’nin Suriye’de işletmeye çalıştığı bir süreç var. Zor ve ince işçilik isteyen bir süreç bu. ‘Terörsüz bir Türkiye için terörsüz bir Suriye’ stratejik hedef.
Bu stratejik hedeften vazgeçmeyeceğine göre, kim nerede hangi hesaplar içinde olursa olsun günün sonunda son sözü Türkiye söyleyecektir.







