Ölüm var, ölüm var
Bir davanın doğuşunda bulundu. İnsanlık tarihinin en ulvi mücadelesinin başkahramanları arasına altın harflerle ismi yazıldı.
Yiğit ve kahramandı.
Sözünü ve fikrini tüm berraklığı ile söylerdi.
Cesareti ve korkusuzluğu yanında dengeli bir kişiliği vardı.
Gözü pek bir eylem adamıydı ama aynı zamanda bir stratejist.
Harp sahalarında cengaverliğinin yüceliği kadar dirayeti ile de liderlik cesameti yüce bir isimdi.
Kritik anların adamıydı.
Hani derler ya hayat-memat mücadelesi diye! İşte öyle bir mücadelede sırtınızı dayayacağınız şahsiyetti.
O varsa güven vardı.
O varsa fedakârlık vardı.
O varsa dağ gibi kudretli görünürdünüz.
O varsa akarsu gibi kurak gönülleri filizlendirecek su taşırdınız.
Davasına, tepesindeki tüyden ayağındaki tırnağa varıncaya kadar bütün mevcudiyetiyle inanmış bir mü’min ve mücahitti.
Sinsice kurulan kumpaslarla şehadete ulaştı.
Düşmanlar cesurca karşısına çıkamadı. Namertçe aldığı darbeden sonra kendisine bu saldırıyı yapan suikastçıya doğru damarlarında kalan son kuvvet ile bir hamle yapabildi.
Yiğitçe yaşadı, kahramanca şehadete yürüdü.
O, bir peygamber yoldaşıydı.
O, bir peygamber haldaşıydı.
O, bir peygamber sırdaşıydı.
O, bir peygamber amcasıydı.
O, Hazreti Hamza idi.
Yüceler Yücesi Efendimiz’in (as) amcası olan Hz. Hamza.
“Seyyidüş-Şüheda” yani “Şehitlerin Efendisi” olan Hz. Hamza.
Kendisini yok etmeyi planlayanlar, Hz. Muhammed’in (as) yolunu tıkayacaklarını düşündüler. Elini kolunu budayacaklarına inandılar.
Oysa Hz. Hamza’nın şehadeti, kıyamete kadar Hak yolundaki mücahitlerin gönlüne kıvılcım oldu.
O yoldan giden mücahitlerin sayısı hiçbir zaman bitip tükenmedi. Hz. Hamza’nın yolundan cennete doğru koştular. Malazgirt’te koştular. İstanbul Fethi’nde koştular. Çanakkale’de koştular. Milli Mücadele’de koştular. Fırat Kalkanı, Barış Pınarı’nda koştular. Irak ve Suriye’deki teröre karşı operasyonlarda koştular ve koşuyorlar.
Tıpkı Yahya Sinvar’ın, Kudüs davasında şehadete yürüdüğü gibi... Yine Hz Hamza’nın yolundan…
O da Hz Hamza gibi hain bir saldırıda Hakk’a yürüdü.
O da kanının son damlasına kadar yiğitçe mücadele etti.
O da damarında kalan son kuvvet ile son bir hamle yapma gayreti gösterdi.
Onu öldüren Siyonist zihniyet, Kudüs davasına ağır darbe vurduğunu zannediyor. Tıpkı Hint’in, Hz Hamza ölünce Hak davanın biteceğini düşündüğü gibi.
Ancak bazen her şey, bitti dediğiniz yerde başlar. Bazı ölümler yeni nesillere ve gelecek kuşaklara taze bir aşı yapar.
Ölüm var, ölüm var.
Kimi yok oluştur. “İla cehenneme zümera”dır.
Kimi ise diriliştir. “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin! Aslında onlar diridir ancak siz anlayamazsınız” ayetindeki sırra ermektir.
Siyonist İsrail, Yahya Sinvar’ın ölümünü yayınlarken, bir kahramanın cesaretini, mücadele azmini abideleştirdiğini hesaba katamadı.
Şimdi Filistin davasında ebediyete erişen yeni bir sembol isim daha var: Yahya Sinvar.
Allah rahmet eylesin.







