--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Nasrallah’ın Ardından…

Refik Tuzcuoğlu
Refik Tuzcuoğlu
12

İsrail’in Lübnan’da Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın ölümüyle sonuçlanan saldırısından sonra sosyal medyaya yansıyan görüntülerden çok etkilendim. İçine düştüğüm duygu atmosferini kelimelere dökmek oldukça zor.

Özellikle Suriye coğrafyasındaki insanların Nasrallah’ın ölümü üzerine sevinç kutlamaları yapması fazlasıyla manidar. Normalde böyle bir saldırının nefretle karşılanması beklenirdi. Oysa öyle olmadı. Hizbullah ve İran’ın vekil güçlerinin Suriye’de yaşattığı vahşet ve katliamlar zincirinin bir sonucuydu bu fotoğraf.

1990’lı yılların ortasında bir gurup araştırmacı-yazar ile birlikte İran’da bir programa katılmıştım.

İranlı yetkililer her fırsatta; ‘Müslümanların vahdet olması gerektiği’ konularını gündem yapıyorlardı.  Bir ara hazırûna: “İslam ülkelerinin vahdet olmaları fikri çok doğru. Vahdet demek bir/birlik demek. Peki neden gittiğiniz her yerde ihtilafları artıracak İran merkezli bir fraksiyon örgütlüyorsunuz?” sorusunu yönelttiğimde masaya buz gibi bir hava hakim olmuştu. Tatmin edici bir açıklama da yapamadılar.

İran, tarih boyunca şii/mezhepçi siyasal politikaların karanlık tünelinden çıkmayı bir türlü başaramadı. Oysa bu politikaları Osmanlı’dan bugüne, ne İran ne de İslam dünyası için faydalı sonuçlar üretmedi. 1979-1989 arasında devrim ihracına soyundu. Sonraki yıllarda vekil unsurlar üzerinden bir güvenlik ekseni oluşturmayı hedefledi. Ortadoğu’nun bugünkü karışıklığa düşmesinde İran’ın payı büyük.

Eski Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ın, “Körfez Savaşı sırasında ABD’nin yanında yer aldıklarını” ifade ettiği konuşma, İran’ın anti-emperyalist(!) politikalarının pragmatizm sokağında nasıl da kaybolduğunu gösterir.

Bölge ülkeleriyle sağlıklı, güvene dayalı ittifaklar geliştiremeyen İran, devlet altı örgütlenmelerle desteklediği vekil güçler üzerinden kendi ittifaklarını oluşturmaya yöneldi. Yemen’de bunu yaptı. Irak’ta bunu yaptı. Suriye ve Lübnan’da bunu yaptı. Bu politika İran’ı bölge ülkeleri nezdinde daha da tehditkar bir ülke görüntüsüne sürüklüyor. “Şia Emperyalizmi” kavramının içini fazlasıyla dolduran bir görüntü veriyor İran. Bu politik tutum aynı zamanda İsrail’in yayılmacı hamlelerine de gerekçe üretiyor.

Başka bir konu ise, İran’ın öznesinde yer aldığı olaylar zincirinde cevabı meçhul pek çok sorunun zihinleri alabora etmesi.

Kasım Süleymani’yi kimler öldürttü mesela?

Süleymani/Nasrallah ikilisinin geçmişte Suriye ve Irak’ta yürüttüğü operasyonlardaki katliam görüntüleri İsrail’i aratmadı. İran’daki derin yapıların, prestiji giderek artan Süleymani’nin konum bilgisini paylaşarak sonunu getirdiği bilgisi doğru mu yanlış mı? Cevap meçhul.

‘İbrahim Reisi’nin helikopteri nasıl düştü’ bilen yok. Azerbaycan ziyareti dönüşü esnasında Reisin’in helikopterinin düşüşü üzerinden birçok  komplo teorisi üretiliyor. Şimdilerde İsrail’in bomba haline getirdiği çağrı cihazının patlamasına bağlanıyor. O da kesin değil.

Hamas lideri İsmail Haniye’nin İran’da devlet koruması altındayken şehadeti nasıl oldu? Güvenlik zaafı neydi? Bunlar açıklanamadı. Hangi silahla öldürüldüğü dahi muvazaa konusu?

II.Karabağ savaşında ve Zengezur koridoru sorununda Azerbaycan yerine Ermenistan’ın yanında açıkça yer alması nasıl izah edilebilir?

Nasrallah’ın, İran’ın nükleer çalışmalarının devamı karşılığında ve diğer başka sebeplerle yem olarak İsrail’in önüne atıldığı iddiası da var. Lübnan Arap Meclis Genel Sekreterinin Al Arabiya’ya yapmış olduğu açıklamada; “Bu geceden itibaren toparlan ve vasiyetini yaz. Seni himaye eden İran seni sattı” sözleri kuşkuları artırıyor. Hakikaten İran Nasrallah’ı satmış olabilir mi?

İstihbarat kuruluşlarının kafa karıştırmak için propaganda faaliyeti yürütmesi anlaşılabilir ancak cevabı verecek merkez olan İran’dan karışık mesajlar geliyor olması anlaşılamaz.

İran’da kim neye hizmet ediyor belli değil. Hakikaten İran ne yapıyor, nereye gidiyor?

Söylenecek söz çok. Ama bu tablo hiç iyi bir tablo değil. İran’ın mezhepçi politikaları, İsrail’in ve bölgeyi karışıklığa sürüklemek isteyen küresel güçlerin ekmeğine yağ sürüyor.

Dedim ya! Nasrallah’ın ölümünden sonra Suriye/Arap dünyasındaki sevinç kutlamaları beni çok etkiledi diye. İsrail’i hain saldırılarından dolayı telin ediyorum elbette ama, keşke Nasrallah da İslam dünyasını kucaklayan bir kardeşlik politikası yürütebilseydi. Suriye’deki insanlar tatlı dağıtmak yerine gözyaşı dökebilseydi.

Yorumlar

(12)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Selim Çiftçi

1 Ekim 2024 20:50

Burada herşeyde bir hayır vardır demek istemiyorum. Ama bölge halkları artık özgür lige susadi Görelim bakalım iyi niyetli örgütler kurulacak mi

Nahit sazoglu

1 Ekim 2024 16:23

Gizli dünya devleti BM NATO IMf dünya Bankası UNESCO İsrail'e çalışmaktadır rockfeller Rothschildler Yahudilerin lobisi siyonizmdir kökleri dışarda olan zararlı yapilar lions rotary kulüpleri mason locaları acilen İçişleri bakanlığı tarafından kapatilmali siyon protokolleri devam ediyor

Ömer

1 Ekim 2024 13:42

İran bir islam cumhuriyeti değil ( keşke olsa ) iran pers şii devletidir . İkinci bir itraildir . İran halkıyla yanlış anlaşılmasın bizim bir problemimiz yok problem yöneticilerinde . Suriye’yi yemeni irakı böldü mahvetti kime yaradı . İt railin önünü açtı . Sünni Müslümanlar perişan oldu . Hizbullah kime hizmet ediyor ? Suriye’de katliam yaptılar başta ölen nasrallah olmak üzere . İbrettir ki bir kafirin eliyle öldü . İtrail zaten lanetli kavim ona desdek haşa çıktığımız anlaşılmasın .

Okur

1 Ekim 2024 11:40

Danimarka parlamentosu yaz tatili sonrası bugün meclis çalışmalarına başlarken önce meclisin yanındaki bir kiliseye tüm meclis üyelerinin bulunduğu bir papazdan vaiz aldıktan sonra meclis binasına geçerek çalışmasına başlamıştır. Önce kiliseye giderek meclisi açma gelenegi 1855 yılından beri bir görev haline getirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin parlamento üyesi milletvekilleride yaz tatilinden dönüp meclis çalışmalarına başlarken bir camide bir imandan vaiz ve dualar aldıktan sonra meclisteki işlerine başlamaları bir gelenek haline getirilirse iyi olmazmı?

Okur

1 Ekim 2024 11:19

İsrail'in Suriye ve Lübnan'a saldırması veya kara operasyonu yapmasında sadece Şii inançta olanlara yönelik olduğu için Sünni ve Hıristiyan Arapların korkmalarına gerek yoktur.

Vay vay

1 Ekim 2024 13:52

İsrail Müslüman ülkelere karışmıyor, zaten bütün Müslüman ülkeler ve liderleri israilden korkuyor çünkü bu liderlerin hepsi koltuklarını koruma ve saltanatlarini sürdürme derdinde...

Ömer

1 Ekim 2024 11:02

Öyle derin tarihi bilmeye gerek yok İran’ın emelleri nedir az çok biliniyor . Humeyni’yi kim getirdi başa Abd . Humeyni sonrası güya islam devrimi oldu diye kandırdılar . Halbuki islam dünyasının kucağına bombayı koydular . İkinci bir it rail olduğu geç de olsa anlaşıldı . Suriye’yi , irakı yemeni mahvetti böldü it raile alan açtı . Bu bir komplo teorisi değil hakikattir . Amaç belli şii pers imparatorluğu kurmak . Abd ile gizli anlaşır  it raile de anlaşır kimse anlamaz . Takiyye onlar için sıradan bir olay .

Okur

1 Ekim 2024 11:51

Alevilerin yönettiği Suriye'yi bölüp bir Sünni Kürt devleti çıkarmak o kadarda kötü değildir.

Okur

1 Ekim 2024 10:28

Sscb döneminde İslam'a, İslam dinine, İslami din adamlarına ihtiyacı olan batının artık İslam dinine İslamcı örgütlere, İslam'ın kutsal kitabına İslam'i din adamlarına ihtiyacı kalmamıştır. Alevi toplumlar yaşadığı ülkelerde tamda bu dönemde batılı ülke, Hıristiyan kesimler, yahudi toplumlar ve yönetimler ile iyi ilişkiler geliştirmesi durumunda kazanacakları çok şeyleri olacaktır. Sscb döneminde Sünni İslam'dan yararlanan batılı gelişmiş devletler ve İslami yönetim ve devletlerde olduğu gibi günümüzdede Alevi toplumlardan, inançlardan, siyasilerden yararlanması durumunda Alevi halkları çok kazanacağı gibi kendileride kazanacaktır.

Okur

1 Ekim 2024 09:53

Suriye'de ki Alevi Esad ve yönetiminin en büyük hatası Rusya dostu, İsrail düşmanlığı gibi bir siyaset yapmasıdır. Alevilerin İsrail halkı, toprakları inançları ile ilgili hiçbir kavga ve sorunları olmamasına rağmen İsrail devleti ile sorun yaşamasının hiçbir anlamı yoktur. Alevi Esad yönetimi, ABD ve İsrail ile ilişkilerini düzeltirse kimsenin Esad'ın Aleviligi ve yönetim biçimiyle bir sorunu kalmaz. Suriye ve Türkiye'deki Alevilerin inançları ve kültürleri ile ilgili ne İsrail'in nede Hıristiyan dünyasının bir sorunu yoktur. ABD ve AB ülkelerinin emperyalist olanlarının Alevi inançları ve kültürleri ile bir kavgaları yoktur. Aleviler, yaşadıkları İslam dünyasında bir şey kazanmak istiyorsa İsrail ve ABD dostu olmaları yeterlidir. Alevilerin inanç biçimleri, dine bakışları Hıristiyan dünyasının bile çok ilerisindedir. Suriye ve Türkiye'deki Aleviler, Alevi önderleri bir an önce oldukları uykudan uyanmalı ABD, İsrail ve AB ülkeleri ile dostluk geliştirmeli yoksa daha çok baskılar, acılar, aşağılanmalar yaşayacaklardır.

Okur

1 Ekim 2024 09:30

Ortadoğu'daki küçük ve büyük Arap ülkelerine demokrasi girmemişse bir nedeni İran ve İran'ın Arap ülkelerindeki Şii politikası ile yaptığı İsrail düşmanlığıdır. İsrail'in işgal ettiği bir Şii toprağı olmamasına rağmen Şii Araplar İsrail'e saldırıp ABD, AB ülkeleri ile ilişkilerini kötü duruma düşürmektedirler. Şii Araplar Körfez ve çevresindeki ülkelerde nüfusun büyük kesimini oluştursada ABD ve büyük AB ülkelerinin desteklediği veya atadığı Sünni krallar ve yönetimler altında yaşamaktadırlar. Şii Arapların İsrail düşmanlığı olmasaydı Şii nüfusun çok olduğu Sünni Körfez kralları sscb'nin yıkılmasından sonra belki iktidarda bu kadar uzun süre kalamazlardı. İran yönetiminin ve Arap Şii'lerinin İsrail düşmanlığından en çok yararlananlar körfezdeki zengin Sünni Arap yönetimleridir. Arap Şii'leri ve İran yönetimi İsrail düşmanlğını bırakırsa Şii Arapların çok olduğu zengin Ortadoğu'da ABD ve İsrail'in yardımı ile Sünni azınlıkların elinden hem krallıkları hemde yönetimleri alma şansları dahada çabuklaşacaktı. Şii'lerin İsrail ve ABD düşmanlığı sadece Sünni Araplara kazandırdığını Şii Araplara kaybettirdigini Şii Araplar bir an önce görmeli ona göre siyaset yapmaları kendi lehlerinedir.

ylmeylm

1 Ekim 2024 08:41

o sevinç gösterilerini yapanlar sıranın kendilerinde olduğunun ya farkında değil yada petrol dolar sarhoşu sapık selefiler .besar esad selefi sapıklara suriyeyi teslim etseydi israil kutlama nın kralını yapacaktı.sizde bu oyuna ortaksınız hiç kıvırmayın nasrallah gibi direniş güçleri daha ne yapsaydı 2006 da israili pes ettirmedimi o zamanda arkasında durmadı sünni selefi dünyası

Refik Tuzcuoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle