--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnsan ve Toplum Kıvamı

Refik Tuzcuoğlu
Refik Tuzcuoğlu
5

İnsan ve Toplum Kıvamı

Refik Tuzcuoğlu

 

Belediyelerin konser etkinlikleri üzerinden birçok değerlendirmeye şahit olduk. Eğrisi doğrusu tartışıldı. Sanatçı ve organizasyonlara harcanan dudak uçuklatan rakamlar şaşkınlığımızı bir kat daha artırdı.

Kültür Belediyeciliği’nin neresine oturuyor konserler? Külliyen yanlış bir icraatı mı? Değil elbette, kararında ve kıvamında olduktan sonra. Ancak Kültür Belediyeciliği’ni sadece konser olarak anlamak; ufuksuzluk ve vizyonsuzluk alameti.

Kültür Belediyeciliği’nden maksat nedir diye sorarsanız, çekirdeğin özü olarak “kaliteli insan yetiştirmeye katkı sunmaktır” derim. Özünü kavramış insan. Yani rahmetli Turgut Cansever’in deyişiyle “bir sevgi toplumunun inşası”. Yapılan her icraat, insan kalitemizin bir yönünü ikmâl etmeli. Sanat ruhunu, estetik algısını… Böyle bakmalı her işe…

Vak’a zengini bir ülkeyiz ya!

Gündeme Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in lâiklik tartışması girdi. Milli Eğitim politikalarında atılan adımlar dikkat çekiyor. Doğal olarak jakoben kesimin tenkit okları da ona yönelmiş durumda. Eleştirilere şöyle cevap verdi;

“1940lı yılları hatırlayın, camilerin kapısına kilit vurmak, camileri ahıra çevirmek, vatandaşı Kuran’ı Kerim öğrenmesini yasaklamak. Sizin laiklikten anladığınız şey bu. O zaman sizin laiklikten anladığınız şeyle benim anladığım şey aynı değil. Ben laiklikten bütün vatandaşların hangi dine inanırlarsa inansınlar dini inanç ve ibadet hürriyetinin devlet garantisi altına alınmasını anlıyorum.”

Şimdi siz de soracaksınız, bu iki gündemi peşi sıra niçin yazdınız diye?

İkisi de nasıl bir insan ve nasıl bir toplum hedeflediğimizle ilgili.

Uygulanan yöntemlerin ne tür sonuçlar doğurduğuyla ilgili.

Aylar önceydi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in sunumunu dinlemiştim.

“İşte budur” diye bir duygu kopmuştu içimden.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” ismini verdiği milli müfredatı anlatmıştı. İsmi de dikkatimi çekmişti. Tarihi bir bağ kuruyordu geçmişimizle.

Maalesef dilde sadeleşme/yenileşme adına bin yıllık kavramlarımızı çöpe attık. Oysa ne kadar derin anlamları ihata eden kelimelerimiz vardı. “Maarif” kelimesi, beyin ile öğrenmenin yanında kalp ile kavramayı ve anlamayı da kapsıyor. Kadim birikimimiz ilim yanında irfandan, âlim yanında ariften bahseder. İlim okuyup öğrenmek ise, irfan kalp ile hissedip yaşamak... Yusuf Kaplan’ın ifadesiyle “akleden kalp” kıvamına ulaşmak.

Dramatik bir şekilde yangında ölen beş çocuğun yaşadıkları zihnimde canlandı. Baba uyuşturucudan mahkûm. Anne çalışmak için dışarda. Devrilen elektrik ocağından çıkan yangın yürekleri sızlatan bir faciaya yol açtı. Öyle hikâyeler işitiyoruz ki, “nereye doğru sürükleniyoruz?” diye sormadan edemiyor insan. Uyuşturucu müptelası olan babaya uyuşturucunun ne kadar zararlı olduğu okullarda anlatılmıştır muhakkak.

Demek ki, öğretim modeli yeterli bilinçlenmeyi sağlayamamış.

Demek ki, bu insanlara toplumsal mekanizmalar yetişememiş.

Demek ki, hayır kuruluşlarımız el atamamış. Sözü hikmetli dillerden bir nasihat ulaşamamış.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Bey doğru yolda ilerliyor. Eğitim ve öğretimi maarifle, bilgiyi irfanla buluşturma azminde. Böyle hayırlı bir yolda eleştirilere kulak asmamak lazım.

Arif bir zât şöyle söylerdi; “Her çabadan maksad kâmil bir insan yetiştirmektir. Ecdadın yolu öyle olmuştur. Mevlâna’yı yetiştirmek için Seyyid Burhaneddin Mâverâünnehir’den kalkıp Konya’ya gelmiş ve tam 9 yıl tek vazifesi Mevlâna’yı yetiştirmek olmuştur”.

Şehircilik hizmetlerinden maksat da böyledir. “İnsan Odaklı Şehircilik” deriz ya hani! İşin hep fiziki tarafı konuşulur. Ancak iş çok boyutludur aslında. İnsan şehri inşa ederken, şehir de insanı inşa eder. Erdemli insanlar, erdemli bir toplum yapısı oluşturur. İşte o vakit yüreğimizi sızlatan bu kadar çok hadise ile karşılaşmayız.

Huzurlu bir gelecek, “Maariften Belediyeciliğe” insana ne kattığımızın veya ondan neyi kopardığımızın muhasebesine bağlı.

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Okur

19 Kasım 2024 11:37

Belediye konserlerini konuşurken Atatürk için yaptığımız heykelleride konuşmalıyız. Bir yüzyılımızı heykellere, mezara taparak geçirdik. bir yüzyıl daha heykellere, Anıtkabir'e taparak geçiremeyiz. Heykeller önünde esas duruşta durmak insanımızla alay etmektir.

Okul

19 Kasım 2024 15:29

Avrupaya gidersen her meydanda heykele rastlarsın. Onlar sanata, bilime değer verdikleri için gelişmişler. Biz ise senin gibi cahiller yüzünden geri kaldık.

Okul'a

19 Kasım 2024 17:11

Avrupa'daki heykeller sömürgeci, işgalci kralların heykeliyse onlarında kalkması gerekiyor. Avrupa'daki Hitler ve Mussolini gibilerinin heykellerinin sanat ve bilimle ne alakası var? Avrupa'daki sömürgeci kral ve generallerinin sanat ve bilimle ne alakası vardır? Amerika, Avustralya, Afrika kıtalarında işgalcilik yapan Avrupalıların heykellerinide kaldırmak için mücadele etmek gerekir.

Okur

19 Kasım 2024 18:24

Okul'a: Rus sanatçılarına, yazar ve bilim adamlarına düşmanlık yapan Avrupa ülkelerinin yaptığı "sanat" degildir, sömürgeciliktir.

Harun

19 Kasım 2024 06:39

Rahmetli Necip Fazıl :” Bir yaralı kuş için eczaneler dolusu ilaç, ama bir haksızlık için kaldırımlar dolusu idam sehpası “ diyerek adaletin önemini vurgulamıştır.Çok zor bir dönemden geçiyoruz, birlik ve beraberliğimizi güçlendirecek önlemlere çok önem vermeliyiz.Bunların başında parti il, ilçe , belediye başkanların ve milletvekillerinin yakınlarını koruma , mevki verme, rant ve ihale yolsuzluklarına karışmalarına karşı sıfır toleransla mücadele gelmektedir.İl, ilçe, belediye başkanlığı, milletvekilliği yapacak bu milletin imanlı ve helal süt emmiş evlatları çoktur, bu konuda asla sıkıntı olmaz

Refik Tuzcuoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle