Hangi mahallenin ezanı
Temel, küçük imalat atölyesinde bacak bacak üzerine atıp oturmaktadır. Bu esnada camiinin minaresinden ezan okunmaya başlar. Temel yanında çalışan çırağa seslenir:
“Bak bakayım hangi camiinin ezanı”
Çırak hızla dışarıya çıkar. Şöyle bir sağa sola bakınır. Sonra Temel’e seslenir:
“Usta karşı mahallenin camiiden okunuyor.”
Temel hiç istifini bozmaz. Birazdan bir ezan daha okunmaya başlar. Temel tekrar çırağa seslenir:
“Bak bakayım bu ezan hangi camiiden okunuyor.”
Çırak tekrar dışarıya fırlar. Minaredeki ezan sesine kulak verir.
“Usta bizim mahallenin camiiden okunuyor.” deyince, Temel ayak ayak üstüne vaziyetini hızla terkedip hürmetli bir eda ile:
“Aziz Allah Celle Celalühü!” diye mukabelede bulunur.
Esenyurt Belediye Başkanının tutuklanması CHP’de, Temel’in işittiği ezanlara karşı farklı mukabelesine benzer tepkiler ortaya çıkarttı.
Terör saikiyle Belediye Başkanının görevden alınmasına karşı CHP saflarında zuhur eden reaksiyonlar muhtelif.
Tutuklu Belediye Başkanı Ahmet Özer, PKK’nın DEM’lisi mi yoksa CHP’nin DEM’lisi mi?
PKK kriterlerine uygun olarak tercih edilmiş bir DEM’li mi?
Yoksa CHP’nin altı ilkesine göre değerlendirdiğinizde zevahiri kurtaracak özelliklere sahip mi?
“Kent Uzlaşısı” adıyla hangi cevaz üzere İstanbul seçimlerinde ittifak kuruldu?
İmamoğlu, kendini paralıyor, yırtınıyor, çırpınıyor, rol çalıyor. Elinden geleni ardına koymuyor. Siyasal iletişim imkanlarını sonuna kadar kullanıyor. Neredeyse bu olay üzerinden Cumhurbaşkanlığına adaylığını ilan edecek. Her durumdan siyasal bir fayda elde etme çabası gözlere sokacak derecede.
Özgür Özel ise, özgün duruşundan ziyade CHP içindeki kliklerin mahalle baskısına göre tepkilerini ayarlıyor görüntüsünde. Bir türlü kendi görüşleri doğrultusunda arz-ı siyaset edemiyor. Bir ara kendi açılımını yapmaya kalktığında kamuoyundan olumlu yansımalar oluşmuştu ki, “Erdoğan’ın oyununa gelme” uyarıları CHP içinden yükselmeye başladı. Dolayısıyla sesi gür çıkan gruba göre reflekslerini ayarlamak durumunda kalıyor. Bu edilgen tutum, güçlü bir siyasal lider olma imajına gölge düşürüyor. Esenyurt meselesindeki tavrı da böyle.
Bir de Ahmet Özer’in görevden alınmasına tepki amaçlı düzenlenen mitinge katılmayan belediye başkanları var. Onlar, demokrasi ve hukuk gibi kavramların şemsiyesi altında, PKK’ya yakınlığı herkesçe bilinen Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’i zımnen de olsa savunur bir pozisyonda olmak istemiyorlar.
Üç Belediye Başkanı arasından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olması sebebiyle Mansur Yavaş burada dikkat çeken isim oldu haliyle. Eleştirilere karşı dikkat çeken bir açıklama yaptı:
“CHP’nin altı okundan biri milliyetçiliktir ama bu eleştiriyi yapanlar bu sıfatları unutup CHP’yi artık başka bir yere koyuyor olabilirler.”
Şahsen bana da CHP’nin kurucu ilkeleri en öz şekliyle sizce nedir? Diye sorarsanız iki kelime ile cevap verirdim:
Milliyetçilik ve Modernizm
CHP’nin Milliyetçilik ilkesi, Türk Milliyetçiliği’ni politik bir zemin olarak esaslandırmıştır. Tek parti dönemlerinde CHP, süreci orada da yanlış yönetti. Türk Milliyetçiliği ilkesinin etnik milliyetçilik olduğu algısı siyasi hayatımızda birtakım sorunlar oluşturdu. Şimdi kendi dinamikleriyle bunun tam zıttı yollara girmesi ironik bir durum.
Modernizmi ise katı bir Batılılaşma süreci olarak uyguladı CHP. Laikliğin marjinal sertlikle uygulanması Türkiye’deki dindar kesimlerle mesafe oluşması sonucunu doğurdu. CHP ne yaptıysa da, dindarlığa sıcak kitlelerle aradaki mesafeyi bugüne kadar kapatamadı. Geniş kitlelere ulaşamamanın bir sonucu olarak “iktidar olamama sendromu” CHP’yi diğer tüm ilkeleri esnetme üzerinden bir siyasal yol arayışına itiyor.
O sebeple CHP’nin Altı Oku’ndan biri olan Milliyetçilik konusu şimdilerde siyasal popülizm anaforunda sarsıntılar içinde. İlkesel dayanaktan yoksun “Kent Uzlaşısı” ile seçim kazanalım derken “CHP’nin iç uzlaşısı” risk altında.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, “farklı yaklaşımların arasını bulma çabası” nereye kadar vaziyeti idare eder bilinmez ama ben size Temel‘in fıkrasını unutmayın derim.







