Ha anan ölmüş ha baban
Ha anan ölmüş ha baban
Refik Tuzcuoğlu
Hafta sonu Anadolu’dan bir dostumla oturuyoruz. Hani öylesine bir muhabbet sürüyor. Sağdan soldan konuşuyoruz işte. Bir ara mevzu Amerika’nın yeni başkanı Trump’a geldi. Sordum kendisine:
“Trump’ın göreve başlamasına ne diyorsun?”
Yerel aksanıyla cevap verdi soruma:
“Ha anan ölmüş ha baban ölmüş. Değişen bir şey olmaz”
Sanıyorum aramızda bir hayli benzer şekilde düşünenimiz var. ABD’nin bölgemizle ilgili yaklaşımının değişmeyeceği, belki biraz yöntem farklılığı olacağı düşünülüyor. Amerika’da devlete istikamet veren müesses nizamının gücünü (neocon) ve Pentagon’un tutumunu hesaba kattığınızda konuya böyle yaklaşmak gayet doğal.
Yeni dönemde Trump’ın izleyeceği yol ile ilgili ittifak olunan tanımlama “öngörülemez politikalar” kavramında toplanıyor. Trump’ın ilginç kişiliği hesaba katıldığında bu yaklaşım haksız sayılmaz. İsrail Başbakanına yakın kaynaklardan sızan bilgiye göre, Netanyahu bile Trump’ın sürprizlerinden endişeliymiş. Oysa Trump geçmiş politikaları ve kurduğu Siyonist evanjelist kabine ile Biden yönetimine kıyasla İsrail’e destek konusunda daha hevesli görünürken...
Dünya Trump’ın öngörülemezliğine karşı gardını hazırlaya dursun, ABD’yi de bekleyen birçok belirsizlik var. Öncelikle iç politika alanında Trump’ın rövanşist bir yaklaşım sergileyeceğinden neredeyse herkes emin. Trump, Başkanlık sonrası kendisini mahkûm etmek isteyen anlayışın temsilcilerini ve seçim döneminde uğradığı suikast girişimlerini zihninde nasıl bir anlama dönüşmüştür acaba. Trump’la birlikte CIA’den, Pentagon’a kapsamlı bir bürokratik değişim ve rövanşist politikalar, “ABD iç barışına nasıl bir etki yapacak?” izleyip göreceğiz.
ABD’nin “Rules Based World Order” yani “Kural Temelli Dünya Düzeni” dediği sistem çöküyor. Anadolu’da yaygın kullanılan bir söz vardır; “Zulüm ile payidar olunmaz” diye. ABD dayattığı kural temelli dünya paradigmasını mafyavari yaklaşımlarından dolayı kendi eliyle yıkıyor. Adeta dünyanın üstüne çöreklenmiş bir güç. Dünyada ABD’ye muhabbetle bağlı görünen ülkeler dahi yakalayacağı ilk fırsatla ABD hegemonyasından kurtulma arayışında. Zira ABD’nin düzeni, siyasi sahtekârlık ve yalan üzerine kurulu. Barış dediği yerde savaş, hukuk dediği yerde zulüm, demokrasi dediği yerde diktatörlükler hakim.
Dünya bir gün ABD prangasından kurtulduğunda, ulusların geçmiş serüvenlerini anlatan tarih kitaplarında Amerika hiç de iyi bir şekilde anılmayacak.
Peki, bu durum sürdürülebilir mi?
İlanihaye sürdürülemez. Nitekim ABD merkezli küresel sistemi herkes bir yerlerden zorluyor.
BRICS ekonomik bir model olarak dolar hakimiyetini zayıflatıyor. Yeni bir işbirliği modeli olarak heyecan uyandırıyor.
Çin, küresel bir tedarikçi ve yükselen bir ekonomik güç olarak ABD çıkarlarını tehdit ediyor.
AB ülkelerinde ise farklı arayışlar var. AB ülkeleri Avrupa Ordusu’nu kurarak güvenlik mimarisini Amerika’dan bağımsızlaştırmak istiyor. Zira Avrupa da artık ABD’ye güvenmiyor. Trump, Rusya ile savaşında Ukrayna’ya destek vermeyeceği yaklaşımını gösterirken, İngiltere Ukrayna ile 100 yıllık anlaşmaların altına imza atıyor. Anlaşmanın içeriğinde güvenlik paketi de mevcut. Enerji tedariki konusu Avrupa için başka bir sorun alanı. Ve bu sorunu başlarına ABD açtı.
Grönland ve Kanada’ya çökme kabadayılığı ise küresel tedirginliği zirveye taşıyor.
Adı konulmamış ABD ambargolarıyla sürekli karşılaşan Türkiye kendi milli harp sanayiini geliştiriyor. Türkiye’nin güneyinde konuşlandırılan PKK/PYD terör tehdidi aslında bir ABD/İsrail tehdididir. DAEŞ’le mücadele safsatasının, vaktiyle Saddam Hüseyin bahanesinden farkı yok. ABD’nin küresel güvensizliği on yıllar boyunca devşirdiği bir ortamda Trump al al-ver ver siyaset pragmatizmiyle nereye kadar gidebilecek?
Suriye’nin üniter yapısının korunması Türkiye’nin kırmızı çizgisi. ABD ve İsrail’in, Suriye ve Irak’ın Kürt bölgelerinden oluşacak bir federatif yapı (teröristan) kurma niyetinde oldukları gayet açık.
Ülkemiz açısından Trumplı dönemin rengi; “Türkiye’nin bölge ve terörle ilgili hassasiyetlerinin dikkate alınıp alınmayacağı?” sorusunda gizli. Aksi olursa Türkiye ABD’ye rağmen bölgede yürüttüğü sınırlı operasyonları, kapsamlı bir askeri harekata dönüştürmek zorunda kalabilir.
Biden yönetimi Türkiye’nin hassasiyetlerini dikkate almadı. İlişkiler hep sorunlu yürüdü. Bu süreçten ABD de bir kazanım elde edemedi. Şimdi ise Trump dönemi başlıyor.
“Ha anan ölmüş ha baban” diyen dostumuzun sözünü test edeceğimiz günler yakın.







