Farklı küresel okumalar
Farklı küresel okumalar
REFİK TUZCUOĞLU
Farklı düşünen insanlar ilgimi çeker. Olaylara genelin gördüğü açıdan bakmazlar. Çoğunluğun dikkatinden kaçan detayları yakalarlar. Aynı fotoğraftan sizin görmediğiniz farklı bir perspektifi gözünüzde canlandırırlar. Bazan anlatılanlar tuhaf gibi gelebilir insana ama, yine de bir fikir jimnastiği yaptırdıkları kesindir.
Ulusal bir TV kanalında üst yöneticilik yapan gazeteci bir dostum anlatmıştı. Trafikte tartışan iki sürücüden erkek olanı, kadın sürücüyü darp etmiş. Olayı akşam haberlerine gündem yapmışlar. Bir hayli ilgi de çekmiş haber.
TV yöneticisi olan dostum; “Akşam eve geldiğimde hanımın sorusu karşısında şok yaşadım” diye anlatmıştı. Kıymetli eşi kendisine; “Kadın sürücünün nereye gittiğini niçin sormadınız?” demiş. İnsanı gülümseten orijinal bir yaklaşım. İlginç bir detaycılık.
Dün akşam, Suriye ve afet bölgelerinde muhtaç insanlara yardım amaçlı hayır faaliyetlerini fahri olarak yürüten münevver bir isimle buluştum. Devlet görevlileriyle istişare ederek hayırseverlerin imkanlarını ihtiyaçlı insanlarla buluşturuyor. Suriye tarafına sıkça gidip gelen entellektüel bir isim. Onun da bölgeye dair orijinal okumaları var.
Hasbihal esnasında; “Hocam Suriye’de hayır hizmetleri nasıl gidiyor?” diye sordum. Bölgede insanların yaşadığı dramlardan ve hizmet etmenin gittikçe zorlaştığından bahsetti. “ABD buradan ayrılmaya niyetli ama PYD Kürtlerini kime emanet edeceğini bulamadı. PYD, Arap aşiretler başta olmak üzere bölgedeki herkesin düşmanlığını kazandı ve derin acılar yaşattı” dedi. ABD sonrası dönemde Kuzey Suriye’de ciddi hesaplaşmaların yaşanabileceğini söyledi. Devamla; “ABD’nin, PYD’ye bağlı Suriye Kürtlerinin hamiliğini üstlenmesini Türkiye ile pazarlık konusu edebilir. PKK-PYD terör yapısı nedeniyle zor ama. Türkiye yakında kritik kararların eşiğine gelebilir” dedi.
“Gidişat nereye doğru görünüyor” diye sordum. “Bir hamle yapılmaz ise İsrail bölgede şiddetli etki oluşturacak” dedi.
Tam da bu esnada, HTŞ ve ÖSO guruplarının Halep’e doğru askeri bir operasyon başlattıklarına dair haberler düşmeye başladı.
Aynı günün sabahı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın grup toplantısında terörle mücadele konusundaki kararlı duruşunun ardından yaptığı duayı hatırladım; "Ey Türk'ü ve Kürt'ü İslam'ın şanlı ordusu kılan Allah'ım, sen Türk'ün ve Kürt'ün kardeşliğini koru, muhabbetimizi çoğalt, imanımızı artır, bize güç ver, bizi tekrar bu kadim coğrafyanın huzur ve barış ordusu yap. Senin her şeye gücün yeter, amin."
Bir süre önce Suriye ile görüşme ve bir uzlaşma yolu arayışını Türkiye başlatmıştı. Beşar Esad’ın akılla bağdaşmayan talepleri olmuştu. Türkiye’nin uzattığı el anlayabilen için köprüden önce son çıkış mesajı gibiydi.
Nitekim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan; “Anladığımız kadarıyla kendisi ve ortakları, muhalefetle anlaşmaya ve büyük bir normalleşmeye hazır değil. Şu an itibarıyla, Esad ve ortakları belli sorunları çözmeye pek hazır görünmüyorlar” demişti.
Hakan Fidan’ın son durum tespitinden sonra Suriye politikalarında yeni bir evreye girileceğini görmemek saflık olur.
Suriye’de sorunlar yumağı gittikçe büyüyor ve her türlü sürpriz gelişmeye açık duruyor.
ABD, İsrail, İran ve Rusya’nın hesapları arasına sıkışmış bir Suriye realitesi ile karşı karşıyayız. Ve Suriye’deki tüm gelişmelerden en çok etkilenen ülke Türkiye. O sebeple Türkiye’nin bölgedeki gelişmelere karşı duyarsız kalması düşünülemez.
Türkiye ile Rusya arasında sorun çıkaracak en önemli konu Suriye. Ukrayna-Rusya Savaşında Türkiye bir dış politika dengesi tutturdu. Ancak Suriye konusunda Rusya, bir türlü Türkiye’nin hassasiyetlerine uygun duruş sergilemiyor. Uzunca süredir hadiseler, “sözün bittiği nokta” diyebileceğimiz bir sınırda seyrediyor.
Akşam sohbetimizde Rusya konusunu da sordum. “ABD ile Rus düşmanlığı tam bir tiyatro, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması ABD’nin isteği doğrultusunda” dedi. İlginç buldum tabii.
ABD’nin küresel sistemine Çin’i büyüten Avrupa’nın da zararı var. Ukrayna sorunu enerji maliyetlerini artırarak Rus enerjisi ile beslenen Çin’in rekabet gücünü zayıflattı. AB-Çin ticari işbirliği de gelişen konjonktür nedeniyle sendelemeye başladı.
Yani dostumuz diyor ki; “Ukrayna Savaşı; AB, Rusya ve Çin’i topluca hizaya sokma projesi. Bir taşla üç-beş kuş. Rusya ile ABD bugüne kadar hiç savaşmadı. II. Dünya Savaşı’nda müttefiktiler ve dünyayı birlikte parsellediler. Suriye konusunda da birbirlerinin ayaklarına birkaç olay dışında basmadılar” dedi.
ÖSO ile HTŞ Halep’e doğru ilerlerken Suriye’de yaşanan karma karışık tabloyu anlamak için farklı perspektiflerin açtığı pencerelerden bakmak gerekebilir. Paylaşayım istedim.







