Demir Kubbeyi aşmak
İran’ın uzun menzilli füzeleri ateşlediği anlarda İsrail sokaklarında panik hakimdi. Siren seslerinin eşliğinde sığınaklara ulaşmak için sağa sola koşuşturan insan görüntülerini izlemiş olmalısınız.
Bazı İsrailliler, yaşadıkları duyguyu anlatmışlar. Hiçbir penceresi olmayan bodrumlara sığınan İsrailliler, bir müddet sonra kapalı ortamda havasız kaldıklarından, ortamın çok ısındığından, olayın şoku ile ağlayan insanlardan bahsetmişler. Bu görüntüleri sosyal medyadan paylaşmışlar. Olayı o kadar dramatik hale getiren anlatılar var ki muhtemelen Doğu ve Batı’da dinleyen kesimler üzerinde duygusal bir etki bırakmış olmalı. Hele panik içinde Netanyahu olduğu söylenen kişinin sığınağa koştuğu görüntü var ya!..
Bu görüntüleri izleyince Gazze’de, Batı Şeria’da, Kudüs’te yaşayan Filistinliler’in durumu gözlerimin önünde canlandı. İçim daraldı, boğazım düğümlendi. Fakirlik ve yoksulluk içinde yaşayan Filistinliler’in kaçacakları bir sığınakları dahi yoktu. Üstelik tepelerine yağan binlerce bomba tek seferlik değildi. Günlerce, aylarca bomba yağmuru altında vahşi bir katliama maruz kaldılar. Seslerine kimse yanıt vermedi, veremedi. Yardımlarına koşamadı. Tünellerde yaşayan Hamas mensupları ise aylarca güneş yüzü görmeden yaşamak ve vatan savunmasını yürütmek zorunda kaldılar. Fırsat buldukça tünellerden çıkarak işgal güçlerine karşı olağanüstü bir cesaretle karşılık verdiler. Şimdi sıra Lübnan’da ve aynı vahşeti İsrail Lübnan’a yaşatıyor.
Başınızı iki elinizin arasına koyarak bir süreliğine hayati risk altında kaldığınızı düşünün. Bulunduğunuz binaya büyük bir bombanın düşme ihtimali olsun. Aileniz, çocuklarınız yanınızda. Kapalı bir sığınak ortamındasınız. Acaba ruh haliniz bundan nasıl etkilenirdi?
İran füzeleri belli ki İsrail’de yaşayanlarda büyük bir korkuya sebebiyet vermiş. Yansıyan görüntüler böyle.
İsrailli bir akademisyenin Yahudiler’e hitabına ulaşan bir araştırmacı dostum aktardı. İsrail’li akademisyen şöyle sesleniyormuş:
“Müslümanlarda ‘sabır’ diye bir kavram var biz de olmayan. O sebeple her türlü olumsuz koşula karşı direnç geliştirebilirler. Mesela tünellerde aylarca bulunabilirler, duygusal olarak buna dayanma gücü geliştirebilirler. Ama biz Yahudiler bunu yapamayız. Yine ‘şehadet’ kavramı var müslümanlarda. Onu karşılayan bir kavram yok bizde. Müslümanlar ölüme yeni bir hayata koşar gibi koşabilirler. O sebeple kara operasyonlarına zaruret olmadıkça girilmemeli”.
Ortadoğu merkezli Maarif Gazetesi bölge anketinde, İsrailli vatandaşların üçte birinin yaşanan olaylar nedeniyle ülkeyi terk etme eğiliminde olduğunu paylaşmış.
Yani İsrail kamuoyunda huzursuzluk had safhada.
Netanyahu ise, ABD seçimlerini fırsat olarak değerlendirip, seçimlere kadar her türlü pervasız eylemi hayata geçirme kararlılığında. İki kütük ağaç için ormanı yakmaya hazır. Örtbas edeceği yolsuzluk dosyaları, üstünü kapatacağı başarısızlıkları için dünyayı felakete sürüklemekten çekinmeyecek bir vahşet sevici. ABD seçimlerinde İsrail konusu o kadar angajman oluşturmuş ki Biden cephesi üç maymunu oynuyor.
Peki İran son füze saldırısı ile neyi gösterdi?
Öncelikle benzer saldırıların İsrail’de büyük bir paniğe yol açacağını ve toplumun bu tür travmaları kaldıracak bir psikolojik güce sahip olmadığını gösterdi.
İran, yapmış olduğu sınırlı füze saldırısı ile bir savaş istemediğini beyan etmiş oldu. Ayrıca İsrail’in demir kubbesini yeni ürettiği hipersonik ‘Fettah’ füzeleriyle aşabileceğini gösterdi. İran ‘oğlum bak git!’ demeye getiriyor. Pentagon Sözcüsü Tuğgeneral Patrick Ryder, son füze saldırısı ile İran’da bu kapasitenin görüldüğünü itiraf etmiş oldu.
Uzun zamandır ABD destekli İsrail’in onur kırıcı eylem ve suikastlarına karşı soğukkanlı stratejik duruşunu sürdüren İran son füze saldırısı ile kontrollü bir eylem yaparak bu duruşunu değiştirmek zorunda kaldı. Ülke itibarını, içerde korumak ve bölgedeki vekil güçler üzerinde dengelemek istedi. Daha doğrusu bunu yapmak zorunda kaldı. Ve şimdi psikolojik harp taktiği gereği eylemin propagandasını köpürtüyor. Bu suretle siyasi itibar yönetiminde maksimum faydayı temin etmeye çalışıyor.
Gerek İran gerekse İsrail durumu kendi hanelerine yazma mücadelesini kıyasıya sürdürüyor. Fırlatılan füze sayası İran’ın beyanına göre 500. İsrail’e göre 180. İran, belirlediği stratejik noktalara etkili vuruşlar yaptığını söylüyor, İsrail ise, füzelerin çoğunu vurduklarını kalanların da tarlaya-ovaya düştüğünü.
Ne söylenirse söylensin kameralara yansıyan görüntüler İsrail’in demir kubbesinin İran tarafından delinebileceği…







