• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Onur Yılmaz
Onur Yılmaz
TÜM YAZILARI

Otomotiv pazarında sipariş durgunluğu ve bütçeden verilen can suyu!

20 Ağustos 2026
A


Onur Yılmaz İletişim:

Otomotiv pazarında sipariş durgunluğu ve bütçeden verilen can suyu!

ONUR YILMAZ 

Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele kapsamında uyguladığı sıkı para politikası ve finansal sıkılaşma adımları, piyasanın tüm kılcal damarlarında etkisini derinden hissettiriyor. Bu durumdan en fazla etkilenen, makroekonomik dengelerdeki değişime anında reaksiyon gösteren sektörlerin başında ise hiç kuşkusuz otomotiv sanayisi geliyor.

Krediye erişimin adeta bir labirente dönüştüğü, taşıt kredilerindeki maliyetlerin ve teminat şartlarının zirve yaptığı bir dönemden geçiyoruz. İşte böyle bir iklimde paranın yönü de üretimden, istihdamdan ve reel ticaretten uzaklaşarak, üretmeden kazanç vaad eden finansal mekanizmaların durağanlığına doğru çekiliyor.

Üretim çarkları finansman duvarına karşı

Bir otomotiv ve ekonomi yazarı olarak piyasanın nabzını tuttuğumuzda, bayilerdeki sessizliğin ve showroomlardaki durgunluğun temel sebebinin talep yetersizliği değil, finansman bulma zorluğu olduğunu net bir biçimde görebiliyoruz.

Nitekim Otomotiv Sanayii Derneği tarafından açıklanan son veriler, bu sipariş durgunluğunu resmi rakamlarla da tescilliyor. Yılın ilk 7 aylık döneminde toplam iç pazar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 daralarak 661 bin 249 adet seviyesine gerilerken, sadece temmuz ayındaki daralmanın yüzde 25 seviyesine ulaşması tablonun ciddiyetini ortaya koyuyor. 



Birikimlerini bir araç alarak değerlendirmek veya alt model arabasını yenilemek isteyen vatandaş, banka kapılarından yüksek maliyetli duvarlarla dönüyor. Nakit gücü olan sermaye ise otomobil alarak reel ekonomiye can vermek veya yatırıma yönelmek yerine, üretimi boğan yüksek oranların cazibesine kapılarak parayı adeta piyasadan çekiyor.

Alın teri dökmeden, istihdam sağlamadan sadece paranın gücüyle kazanç sağlama anlayışı, ne yazık ki piyasadaki nakit akışını ve ticari canlılığı doğrudan baltalıyor.

Sermayenin bu şekilde üretim çarklarından çekilmesi, iç pazarda adet bazında ciddi bir daralmayı ve satış hızının düşmesini beraberinde getiriyor.

Markaların stok maliyetlerini yönetebilmek adına peş peşe devreye aldığı sıfır faizli kampanyalar veya agresif fiyat indirimleri bile finansman şartlarının oluşturduğu bu devasa bariyeri aşmakta zorlanıyor.


Maliye politikasında 500 milyarlık fedakarlık

Ancak madalyonun bir de devlet bütçesi ve ekonomi yönetiminin üstlendiği görünmez fedakarlıklar boyutu bulunuyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan bütçe gerçekleşme raporları, maliye politikasının bu zorlu süreçte nasıl bir dengeleyici rol üstlendiğini çok çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.

Zorlu finansal şartların gölgesinde ezilen iç piyasayı rahatlatmak, en önemlisi de enflasyonun çarpan etkisini kırmak adına devlet çok büyük bir mali yükü tek başına göğüslüyor. Özellikle akaryakıt fiyatlarında uzun süredir uygulanan ve lojistik maliyetlerin patlamasını önleyen eşel mobil sistemi, bu fedakarlığın en somut örneğidir.

Maliye yönetiminin enflasyonla mücadele uğruna vazgeçtiği Özel Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi gelirlerinin toplamı, yıl genelinde 480 milyar ile 500 milyar Türk Lirası gibi devasa bir bütçeye ulaşıyor.


Bu rakam, devletin sadece akaryakıt ve taşımacılık maliyetlerini sübvanse etmek adına kendi kasasına girmesinden feragat ettiği bir kaynaktır. Eğer bu vergi feragatleri ve sübvansiyon mekanizması devreye alınmasaydı, bugün pompadaki akaryakıt fiyatları çok daha sert dalgalanacak ve bu durum nakliye maliyetleri üzerinden otomotiv parça tedarikinden gıda fiyatlarına kadar her alanı yangın yerine çevirecekti.


Devlet aslında bütçe dengelerini zorlama pahasına, piyasadaki yangını kendi kasasından harcayarak söndürüyor ve reel sektörün tamamen durmasının önüne geçiyor.

Kalıcı çözüm üretim ve istihdamda

Parayı üretime gitmekten alıkoyan bu finansal pranga, sürdürülebilir bir ekonomik model için en büyük risktir.

Otomotiv gibi yüzlerce yan sektörü besleyen, istihdamın ve sanayinin lokomotifi olan bir alanın üretimsizlik sarmalı yüzünden yavaşlaması uzun vadede üretim kapasitemize zarar verebilir. Bu noktada ekonomi yönetiminin bütçeden yaptığı milyarlık fedakarlıklar takdire şayandır fakat kalıcı çözüm paranın yeniden finansal spekülasyonlardan sıyrılıp üretime, yatırıma ve reel ticarete akmasını sağlamaktan geçiyor. 

Fabrikalarımızın çarklarının dönmesi, istihdamın korunması ve iç pazarın yeniden canlanması için üreticiyi destekleyecek seçici kredi mekanizmalarının hızla devreye alınması hayati bir zorunluluktur.

Bugün göğüslenen devasa bütçe yükleri, yarın sanayinin üretim gücünü kaybetmemesi adına atılmış çok stratejik birer savunma kalkanıdır.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23