Mal ve çocuklarla imtihan
Bu dünyada her şey bir imtihan vesilesidir. Varlık da yokluk da imtihan içindir. Hayat ve ölüm de sınanma vesilesidir.
Yüce Allah, “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır…” (Mülk 67/2) buyurur.
Hayatı kuşatan, hayatın içinde bulunduğu her şey denenmemiz için. Nihayet ölümle yüzleşmek de dahil her şeyle insan sınanıyor.
Özellikle mal ve evlatla imtihan, imtihanların en başında gelir.
Bu önemle Yüce Allah, “Mal ve çocuklarınızın sizin için birer imtihan olduğunu ve büyük mükâfatın Allah katında bulunduğunu bilin.” (Enfâl 8/ 28) buyurur.
Hz İbrahim, ilk eşi Sara’dan çocuk sahibi olamayınca Sara’nın rızası ve teklifiyle cariye Hacer’le evlenir ve oğlu İsmail doğar.
İsmail’in teşrifi bir taraftan sevinç ve neşe diğer taraftan kıskançlık kaynağı olur.
Hz. İbrahim, Sara’nın huzursuz olmasıyla Küçük İsmal’i ve annesi Hacer’i Harran’dan Mekke’nin ıssız çöllerine, Kâbe yakınındaki çöllere getirip bırakır.
Tüm bunlar Allah’ın takdir, izin ve direktifiyle de olsa…
Yokluğun da varlığında birer intihan olduğu gerçeğinin tecellisi aslında.
Mal ve evlat, varlık-yokluk imtihan sebebi de; önemli olan imtihanı sınayanın rızası doğrultusunda vermektir.
Resulullah’ın babası Abdullah, dede Abdülmuttalib için büyük bir imtihan.
On çocuk sahibi olduğunda, o dönemin adeti ile birini kurban etmeyi vadeden (Kurban etme vaadi, sonradan yerine hayvan kurban etme keffareti ile değiştiriliyordu) Abdülmuttalib, on çocuk sahibi olunca bu adağını yerine getirme gereği harekete geçer ve kurban edilme kurası Abdullah’a çıkar. Abdullah’ı kaybetmemek için bir tarafa oğlu Abdullah’ı diğer tarafa da 10 deve koyar. 100 adette ancak kura develere çıkınca da develeri kurban eder, fakirlere dağıtır.
Böylece o da kendi imtihanını asaletle yerine getirir.
Bugün hepimiz mal ve evlat başta olmak üzere varlıkla da yoklukla da sınanmaktayız.
Kaçta kaçımız isyan etmeden, günaha düşmeden imtihanın bilincinde imtihanın gereklerine katlanıyor ve başarıyor?
Gün geçtikçe, teknoloji geliştikçe mal ve evlat ile imtihan da zorlaşıyor.
İnsan, anne baba katili veya evlat katili gördüğünde, ilgili haberleri okuduğunda hem şaşırıyor hem de işin vahametinin bu boyutlara taşındığını anlayabiliyor.
Mal ile imtihandan da öte, evlat ile imtihan ne yazık ki bugün duyarlı her anne babanın sorunu.
Oyuncak silahla bile tanıştırmak istemediğimiz çocuklarımız, internet, sosyal medya ve yapay zekanın bilinçsizce ve sınırsızca kullanımının kurbanı bugün.
Ölümcül silahlardan daha tehlikeli bilemediğimiz, hayal bile edemediğimiz envaiçeşit tehlikelerle yüz yüze, baş başa.
Bu şüphe götürmez bir vakıa ki; zararlardan, gelecekleri olan çocukları korumak için birçok ülke komisyonlar kurmakla, yaş sınırları getirmekle meşgul.
En sorumluluk sahibi, duyarlı ve bilinçli anne babalar dahi bugün çocuklarını bu sosyal medya ve uzantısı girdabın içine düşmekten koruyamamakta.
Birçok anne baba bugün çocuklarını okula göndermekte, ders çalıştırmakta zorlandığını görüyoruz.
İş evlat kurbanı olmaya kadar gidiyor Allah muhafaza.
Uyuşturucu müptelası çocuklarından yıllardır kaçan, adreslerini saklayan aileler biliyorum.
Sokak ortasında madde bağımlısı çocuğunun saldırısından kendini kurtarmak isterken evlat katilleri haberlerini görünce işin nerelere vardığını daha net anlıyoruz.
“Mal ve çocuklarınızın sizin için birer imtihan olduğunu unutmayın…” ayetini bir de bu minvalde tahlil edelim.
Hepimizin çocukları var. Allah hepimizin yardımcısı olsun.
Hele hele kimseyi kınamamalı. Bana, çocuğuma bir şey olmaz dememeli.
Zira ne kadar istesen de bugünkü çocuklar, seni beni tanıyıp saymaktan önce içlerine kadar sinen, adeta anne babaları ve her şeyleri olan sosyal medyayı tanıyor, dinliyor ve sayıyor.
“Gemisini Kurtaran Kaptandır.” Atasözü gereği bugüne kadar ailesini, çoluk çocuğunu kurtarana ne mutlu.
Gün geçtikçe mal ve özellikle evlatla imtihan zorlaşıyor.
Bugün evladıyla, eşiyle, malıyla imtihan olmayan çok az kişi vardır sanırım.
Ha ne yapmalı?
Biz Müslümanız, elhamdülillah.
Malın da ailenin ve çocukların da varlık ve yokluğun da birer imtihan olduğunu unutmamalıyız. Gemiyi batırmadan, daha az zararla kıyıya sağ selamet çıkarma çalışacağız.
Verdiğimiz sınavın bizi isyana, nankörlüğe sevk etmemesi bilincini taze tutacağız.
Hutbedeyken düşe kalka gelen torunları Hasan ile Hüseyin’i gören Efendimiz inip onları kucaklıyor ve: “Cenâb-ı Hak şöyle buyurmakla ne kadar doğru söylemiş:
“Mallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak bir imtihandır; büyük mükâfat ise Allah’ın katındadır.” (Teğâbun 64/15)
Diğer taraftan zorluklara müptela olmasa dahi rabbimizin her verdiği karşısında bize düşen Süleyman peygamberin tavrıdır:
Hz. Süleyman Allah’ın verdiği nimetlere karşı şöyle buyurur: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.” (Neml 27/40)







