Kur’an-ı yoldaş edinen çoşkun bilge
“Kökü çürüyen ağacın dalı olmaz. Bir insan, eğer hakikaten insan olduğuna inanıyorsa iman eder ve Kur’an’a yoldaş olur”. Kemal Kelleci.
Kur’an-ı Kerimi kendisine yoldaş edinen coşkun ırmak Kemal ağabey, Kur’an ve Allah yolunda ezeli dünyasına vasıl oldu.
Kimden söz ediyorum. Yukarıdaki sözün sahibi Kemal Kelleci ağabeyden! Öğrenim görmek için Ankara’ya yolu düşen veya Ankara’da yaşayan en az beş neslin tanıdığı Kemal ağabeyi, zatım da öğrencilik yıllarında tanıdı, bildi, sevdi.
MTTB gençliği olarak adını ilk defa, Ankara Palas’ta Kur’an üzerine verdiği konferansla duyduk. O yıllarda Ankara Palas, MC hükümetinin MSP kanadındaydı ve özellikle sol kesim ateş püskürüyordu. Ankara Palas onların mabediydi.
Şimdi Ankara Palas yine emin ellerde. Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresine bağlı olarak müze haline getirildi ve yine yerli-milli muhtevalı konferanslar devam ediyor.
*
Kemal ağabey, “iyi insan” avcısıydı. Anadolu’dan gelen öğrencilere maddi-manevi hizmet için gecesini gündüzüne katar, onlara babalık yaparak, tüm ihtiyaçlarını giderirdi.
Kendisini ilk tanıdığım yerlerden birisi de Necati Bey Caddesi, Ankara Apartmanında bulunan ESAM idi. Hafta sonu oradaki derslerine katılırdık.
O yıllarda cebimizde simit paramız olmazdı ve Kemal ağabey bunu hisseder, parasını verir simit aldırır, çay ile beslenirdik. Bugünkü lüks yemeklerin hepsinden güzeldi. Bir de her defasında kitap hediye ederdi.
“Kur’an-ı Kerim’e muhatap olmayan insana şaşıyorum. Her canlı ölümü tadacaktır diyen bir kitaba nasıl inanılmaz” derdi.
*
Kendisini tanıyan herkes, “Kur’an Dervişi” veya “Anadolu’ya tefsir taşıyan adam” olarak bilirdi.
Ankara’ya dışarıdan gelen arkadaşlarımızın burs, yurt ve benzeri ihtiyaçlarını, MTTB olarak karşılama imkânımız olmayınca, Kemal ağabeye müracaat ederdik.
Kemal ağabey ne yapar ne eder, burs isteyene burs, yurt isteyene yurt, iş isteyene iş bulur ve manen de eğitirdi.
Yıllarca omzundan ve elinden düşürmediği çantasında, gazete ve kitap eksik olmazdı. Bazen kitap ismi sorulurdu, “Falan yere git selamımı söyle, kitabı al para verme” derdi.
Sohbetlerinin önemli hatırat kısmında; Osman Turan, Recep Doksat, Nurettin Topçu, Necip Fazıl, Sezai Karakoç ve Mustafa Yazgan’dan bahisler açardı.
Konuşarak öğreten ve eğiten insandı. Yeni tanıyanlar konuşma tarzından rahatsız olurlardı. Çünkü hakikaten coşkun akan ırmak gibiydi, bazen fırtınalar estirirdi.
Kendi ifadesiyle fikir ve aksiyon insanıydı. Uzun maraton koşucusuydu. Son nefesine kadar da bu hizmetine devam etti.
Rabbim Cennetinde muhafaza eylesin.
*
Ezcümle Kemal ağabeyden gelsin:
“Yıllardır Erbakan’ın, Tayyip Bey’in teşkilatları elimden geçti. 30 sene konferans verdim. Türkiye’de Kuran anlaşılmadı.
Eğer anlaşılsaydı kimse karıncayı incitmezdi, kimseye kötülük yapmaz, herkese muhabbet gösterirdi”.
Yazıda adı geçen isimlerin Ruhu için el-Fatiha.







