• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Hem yalancı hem hırsız hem de utanmaz

23 Temmuz 2026
A


Nusret Reşber İletişim:

Hem yalancı hem hırsız hem de utanmaz

Nusret Reşber

Ebu Hüreyre (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.s.) beni Ramazan zekâtı hurmaları muhafaza için görevlendirmişti. Derken kara bir adam gelerek hurmalardan avuçlamaya başladı. Ben kendisini yakaladım: Seni Resûlullah (s.a.s.)’a götüreceğim, dedim. Bana: ‘Ben fakir ve muhtaç bir kimseyim, bakmak zorunda olduğum çoluk çocuk var, ihtiyaçlarım cidden çok’ dedi. Ben de onu salıverdim.


 

Sabah olunca Hz. Peygamber (sav) bana sordu: ‘Ey Ebû Hüreyre! Akşamki esirini ne yaptın?’ Ben: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Bana şiddetli ihtiyacından ve çoluk çocuktan dert yandı. Bunun üzerine ona acıyarak salıverdim.’ dedim. Resûlullah (s.a.s.): ‘Ama o sana muhakkak yalan söyledi. O tekrar gelecek.’ buyurdu. Onu beklemeye başladım. Yine geldi ve hurmalardan avuçlamaya başladı. Ben de onu yakaladım ve: ‘Seni mutlaka Resûlullah (s.a.s.)’a götüreceğim.’ dedim.


Tekrar yalvardı: ‘Beni bırak, gerçekten çok muhtacım, üzerimde çoluk çocuk var, bir daha yapmam.’ dedi. Ben yine acıdım, bıraktım.

Ertesi gün Resûlullah (s.a.s.) yine sordu: ‘Ey Ebu Hüreyre, dün geceki esirini ne yaptın?’ Ben: ‘Ey Allah’ın Resûlü, bana ihtiyacından çoluk çocuğundan dert yandı. Ben de acıdım ve bırakıverdim.’ dedim. Resûlullah (s.a.s.) : ‘Ama o yalan söyledi, yine gelecek.’



 

Üçüncü gün yine gözetledim yine geldi ve hurmalıklardan avuç avuç almaya başladı. Onu yine yakalayıp: ‘Seni bu sefer mutlaka Hz. Peygamber (s.a.s.)’e götüreceğim. Bu üçüncü gelişin, üstelik sıkılmadan başka gelmeyeceğim deyip yine geliyorsun.’ dedim. Bu sefer bana rica ederek şöyle dedi: ‘Bırak beni, sana birkaç kelime öğreteyim de Allah onlarla sana fayda ulaştırsın.’ Ben: ‘Nedir bu kelimeler söyle!’ dedim. Dedi ki: ‘Yatağa girdin mi Âyete’l-Kürsi’yi sonuna kadar oku.


Bunu yaparsan Allah senin üzerine muhafız bir melek diker, sabah oluncaya kadar sana şeytan yaklaşamaz.’ dedi. Ben de acıdım ve serbest bıraktım.

Sabah Resûlullah (sav): ‘Dün akşamki esirini ne yaptın?’ diye sordu. Ben: Ey Allah’ın Resûlü, bana birkaç kelime öğreteceğini, bunlarla Allah’ın bana fayda ve ihsan buyuracağını söyledi, ben de kendisini tekrar serbest bıraktım.’ dedim. Resûlullah (sav): ‘Neymiş onlar?’ dedi.



Ben: ‘Bana döşeğine uzandığın vakit Âyete’l-Kürsî’yi başından sonuna kadar oku. Allah’ın koyacağı bir muhafız üzerinden eksik olmaz ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşamaz!’ dediğini söyledim.

Resûlullah (s.a.s.): ‘O koyu bir yalancı olduğu halde bu sefer doğru söylemiş. Ey Ebu Hüreyre! Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun?’ dedi. Ben: ‘Hayır!’ cevabını verdim.

‘O şeytandı.’ buyurdular.” (Buhari, Vekâle)

Yalan Ve Hırsızlık Şeytanın iki Özelliği

Hadiste şeytanın farklı iki özelliğinden söz ediliyor; yalan söyleme ve hırsızlıktan vazgeçmeme.

Kur’an’ı Kerim’de şeytan insanın apaçık düşmanı olarak ilan edilir ve ona aldanılmaması tembih edilir.



 

Nâs Sûresi’nde ise şöyle buyrulur:

“De ki: Cinlerden olsun insanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese sokan sinsi şeytanın şerrinden insanların rabbine, insanların mâlik ve hâkimine, insanların mâbuduna sığınırım!” (114 Nâs 1-6)

Konumuz şeytan değil elbet.

Konumuz şeytanlaşmış insanların yalanla aldatarak insanların varlıklarını, duygularını, ömürlerini çalmalarıdır.

Bugün dünyanın başına bela olmuş sarı şeytan, İblis’e taş çıkartır.

Nâs suresindeki “insanların kalplerine vesvese sokan sinsi şeytan”ın görevinibugün Trump şeytanı yürütüyor. Hem de insan sıfatıyla ki bu en tehlikelisidir.

İnsi şeytanın cinni şeytanlardan daha tehlikeli olduğu açıklanır.


 

Zira cinni şeytanlar sadece kötülüğü kalbe sokar, kişi Allah’a sığındığında ya da hadiste geçtiği üzere Âyete’l-Kürsî’yi okuduğunda uzaklaşırlar.

Ama insanın kendi cinsinden olan şeytanlar böyle değil. Bir türlü yanından kovamaz ve etkisinden kurtulamazsın.

Şimdi ayetlerdeki vasıflarıyla hadisteki vasıflarını birlikte tahlil edelim.

Ayette geçen “el-vesvâs” durmaksızın bıkmaksızın insanların kalplerine kötülük düşüren manalarına gelir.

Ebu Hüreyre hadisinde gördüğümüz şeytanın vasfı da bıkmaksızın yalan söylemesi ve aynı aldatmaya devam etmesiydi.

Bugün dünyanın süper gücü bir devletin başındaki şeytan Trump’ın hiçbir dediğinin diğer dediğini tuttuğunu görebiliyor muyuz? Göremiyoruz. 


 

Adam da ne omurga var ne bir kişilik ne utanma ne de bir adım sonra ne yapacağına dair güven veren bir tutarlılık var.

Böyle olunca da ne Gazze-Filistin’de, Ortadoğu’da ne de dünyanın başka herhangi bir yerinde kan ve gözyaşı dinmiyor.

Kişiliksiz şeytan aynı cümlenin içinde hem “barış ilanı” diyor hem “savaş ilanı” diyor… Kudurmuş Netanyahu’su da öyle. O daha omurgasız.

Diğer ülke liderleri de ondan farksız olunca dünya rahat yüzü göremiyor.

Evvelki gün bizde de asrın hırsız ve yalancılığına, arsızlığına soyunanlar yeni bir yol haritası ilan ettiler.

Yıllarca bu ülkeyi soyup soğana çeviren arsızlar ve kukla temsilcileri siyasetten değil, insanlıktan bile istifa etmeleri beklenirken sıkılmadan yeni partiyle yalan söylemeye ve hırsızlığa devam edeceklerini deklare ettiler.

Yazıklar olsun bu şeytana taş çıkartanlara!

Yazıklar olsun bunlara kananlara ve peşlerinden ayrılmayanlara! Ve yazıklar olsun onlarla yol tutan, aynı karede bulunmaktan utanmayanlara!

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23