• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Deprem bölgesinde konut tokluğu

03 Eylül 2026
A


Nusret Reşber İletişim:

Deprem bölgesinde konut tokluğu

NUSRET REŞBER

Geçen hafta memleketim Adıyaman’daydım. Bu yıl yağış çok olduğundan meyve sebze vs. birçok yerli ürün bir ay gecikmeli yetişmiş. Temmuzun sonunda çıkan üzüm ve incirler ağustosun 15’inde anca ulaşılabilir olmuş. Küçük kızımın sabah erkenden hasretle, hadi baba incir toplamaya gidelim, demesiyle çıktığımız bağda incirler daha yemyeşildi. Bir iki hafta sonraysa her taraf yerli ürünle doldu taştı.

Bu yıl ürünlerin geç çıkmasının yanı sıra bereketli bir sene denebilir.

Her şey bollaşmış… Pazarlar cıvıl cıvıl...

Hayat ise çoktandır deprem öncesine dönmüş vaziyette.

Arabalar, evler katlanmış. Anlayacağınız yok yok deprem bölgesinde. 


En azından 11 depremzede ilden biri olan Adıyaman’da bunu gördüm. Oradan Urfa’ya geçtik orası da öyle cıvıl cıvıl…

Deprem öncesiyle bugünün bir tek farkı; vicdanlar körelmiş… İnanç zayıflamış…

Onca bolluğa rağmen her şey ateş pahası.

Normal alışveriş belki başka illerden geliyordur çok pahalı olmasını biraz anlarım ama yerli ürünlerin bile 1300 km mesafedeki İstanbul’la yarışır olması hiç normal değil.


15 gün kadar kaldım, birçok ürün çıktığı halde pazarlarda, hal’de fahiş fiyatlar hakim.

Diğer tarafta iş beğenmezlikten, tembellikten iş yaptırmak da yine ateş pahası. Boş bir evin yüzeysel temizliği için 10-15 bin konuşuluyor.

Memleketimden her zaman övünçle bahsederim, isterdim ki yine övgüyle bahsedeyim ama halihazırdaki vaziyet bu.

Tamam, Anadoluluk ruhu var, hâlen kaybolmamış ama eskisi kadar değil maalesef.


ÇADIRDAN LÜKS APARTMAN HAYATINA

Bir sene öncesine kadar çadır ve konteynerlerde hayat sürdürmek zorunda kalan, tüm giderleri bedava olmasına rağmen bundan bir an önce kurtulma hasreti çeken, şikayetlenen insanlar şimdi ev beğenmez olmuş!


Allah eksikliğini vermesin devletimiz, canhıraş bir şekilde gece gündüz durmadan, şehrin sırtını dayadığı sıradağlar misali Karadağ’da İNDERE’de sıfırdan yeni bir Adıyaman Şehri inşa etmiş.

Ben diyeyim İstanbul Başakşehir, siz deyin Bahçeşehir benzeri alan.

Hükümet karşıtı cenah devleti, devlete bağlı Kızalay’ı, Afad’ı yıpratmak için Ahbap Derneği gibi yapılara bel bağlayıp milletin parasını yedirmekte yarışırken…

Hükümet ilk günden bugüne boş durmamış, tüm zorluklara, dedikodu ve yıpratmalara rağmen, millete verilen sözü nasıl yerine getirebilirim, demiş ve verdiği sözü alnının akıyla kat kat fazlasıyla yerine getirmiş.

Tek bir ilde değil, 11 ilde aynısını yapmış.

Ülkenin diğer hizmetlerinden de hiçbir ödün vermeden…

Bir sene önce birinci dereceden mağdur olan depremzedeleri inşa ettiği sıfır evlerine yerleştirmiş.

Durmamış, Türkiye geneli başlattığı 500 bin Konut kampanyasıyla afet bölgelerinde kurası çıkanlara bitmiş hazır evlerden teslim etmiş, ediyor.

Neredeyse her evden mutlaka bir iki kişiye 240 ay taksitle sosyal konut çıkmış.

Fırlayan kiralar 8-10 bin liraya düşmüş.

Devlet daha ne yapsın?

Ama vatandaş doymuş!

Eve, arabaya, paraya, şatafata doymuş.

Bakıyorum sosyal konut kurası çıkanlar sözleşme yapmaya yanaşmıyor. 

Neden? 


Çok pahalıymış?

İlk depremzedelere verilenler, ucuzmuş, taksitleri sabitmiş…

Sosyal konutlar ise 300-400 bin peşinatla, 15-18 bin taksitle pahalıymış…

Tefe-Tüfe’liymiş bir de…

Ama 2-3 milyona peşin paran var mı ki peşin alasın? Yok.

Öyleyse kira öder gibi sıfır ve sağlam evde oturacaksın… Olsun diyor ve beğenmiyor.

Kimse kusura bakmasın.

Buna doymuşluk denir.

Buna nankörlük denir.

Bu nimeti tepmek, iyi niyeti suistimaldir. 


Evet, misafir kaldığım TOKİ ve Emlak Konut’un inşa ettiği İndere’de her şey düşünülmüş, dört dörtlük yeni bir şehir inşa edilmiş. Yollar caddeler git git bitmiyor. Devasa bir alan. 

Bir istisna: Ancak dikilen ağaçlar kimin inisiyatifinde bilemiyorum, neredeyse kurumaya terk edilmiş, sulama yok. Daha gelişim aşamasındaki körpe fidanlara acilen el atılması lazım. Emekler boşa gitmemeli.

Derken beş yüz metre aşağısındaki şehrin ara sokakları için aynı şeyi söyleyemeyiz, çok çok kötü. Devlet koca bir şehir inşa ederken el değiştiren belediye dört yıldır ne iş yapmış bilemedim. Muhalif belediyedir diye söylemiyorum.

Diğer deprem bölgelerinde nasıldır, onu da çok bilmiyorum. Sadece gördüğümü söylüyor ve anlamak istiyorum.

Belediye de; yeni yapılar çok diyecek ama sokaklar, caddeler baştanbaşa her tarafıyla harap vaziyette olmamalı.

Trafik İstanbul’u geçmiş, ulaşım sıkıntısı devam ediyor.

Buna da mı hükümet el atmalı acaba, hükümet el attığı halde mi yetişilemiyor anlayamadım.

Sonuç, rabbim hepimize her zaman afetlerden ders çıkartmayı, nimete karşı şükretmeyi ve hamdı elden bırakmamayı lütfeylesin.

Açlıkla da toklukla da şımartmasın ve afetlerle de daha beter azdırmasın inşallah.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23