Bu eşcinsel destekçisini, ilahiyat hocası babasına havale edelim
Bir ilahiyat hocasının oğlu var... Baba, Karar gazetesinde Ramazan ayında bize din öğretiyor...
Dürüstlüğü, ahlakı, güzel davranışı öğretiyor...
Oğlu ise kötülüğün, suçun, fuhşun topluma hâkim olması için haftanın altı günü kalem oynatıyor...
Tayyip Erdoğan’ın yakınında çalışmışlığı da vardır. Erdoğan’ın, affedilemez bir yanlışı sonrasında kendisine tokat attığı da anlatılır... En azından yanından kovduğu bilinmekte.
Bu arkadaş, ismini vermeyeceğimi sanmayın.
Yalan yazmıyoruz ki, üstü kapalı ifadelerle yetinelim...
Adı soyadı: Akif Beki...
Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde “De ki” diye ünlenen, sonra LGBTİ savunuculuğuna kadar düşen bir çizgi...
Dünkü yazısından aktarıyorum: “Aile ve mutfağın güvenliği yargıdan mı sorulur?” diye başlık atmış...
Soğan 60 TL’ye çıkınca kıyameti kopartanlar bunlar...
Mutfağın namusunu korumak için 20 TL’lik soğanı 60 TL’ye çıkaran ahlaksızlara operasyon yapılınca ter ter tepinenler, yine bunlar...
Bir yandan, “Sokakları suçtan, suçlulardan temizleme işine savcıyla polis bakar; vergi müfettişleriyle ticaret denetçileri değil. Sokak güvenliğine İçişleri ve Adalet Bakanlıkları karışır; Maliye, Tarım ve Ticaret Bakanlıkları değil.” diyor...
Bir yandan da meyve-sebze fiyatlarında oyunlar oynayanlara yönelik polis-savcı soruşturmasına itiraz ettiğinin bile farkında olmaksızın saydırıyor, ha saydırıyor...
Kendince polise yol haritası çıkarıyor. Sanki seçime girmiş, kazanmış gibi bakanlıklara akıl veriyor:
“Gıda güvenliği kavramı, içinde güvenlik sözü geçtiği için polisiye tedbirleri akla getirmez.” diyor...
Gir seçime Akif, kazan. Sonra ne, neyi akla getirir, neyi akla getirmez, uygularsın...
Ama babanı İslami kavramları yazması için gazetene davet edip sonra da suçları, kötülükleri, ahlaksızlıkları savunmak için, “Şununla mücadele polisle olmaz, Bakanlık ile olmaz. Boş verin gitsin, en iyisi” dersen...
Biri de çıkar, sana yaptığın yanlışı hatırlatır...
Diyor ki Beki: “Son yıllarda, bilhassa seçim arifelerinde iktidarı devirmek için fiyatları yükselterek seçmeni etkilemeye çalışan gıda darbecilerinden söz ediliyor. Haberlerde gıda darbesi girişimiyle suçlananlar, patates ve soğan depolarına polis baskınlarıyla önlenen gıda darbesi iddiaları oldu.”
Bunları yazarken Halk TV’deki o müstehzi yüz ifadesini gözümde canlandırıyorum...
Ve kendisine soruyorum: “Yalan mı... Patates bu ülkede 50 TL’lere çıkıp sonra 10 TL’lere inmedi mi? Yalan mı bu? Domateste aynı oyun oynanmadı mı? Patlıcanda, biberde, kayısıda, karpuzda aynı oyun oynanmadı mı? Uyduruyor muyuz; fiyatlar Everest Tepesi’ne çıkarılıp sonra denizin dibine kadar indirilmedi mi?”
“Savcı enflasyona ne yapsın?” diyerek ihtikârcıları savunuyor Akif Beki...
Ölü insanlar üzerine makbuzlar kesiliyorsa... Bu araştırılmasın mı?
Bu soruşturmalar enflasyonu indirmeye yeter zemin hazırlayacak mı, hazırlamayacak mı; biraz bekler, görürüz...
Ama “Gülistan Doku cinayetinin failini bulmak için valiyi niye tutukluyorsunuz ki? Valiyi ifadeye çağırmak cinayeti çözer mi?” demek ne kadar aptalca ise...
Fiyat anlaşmalarıyla, stoklamalarla, sahte evraklarla maliyetleri şişirerek enflasyonu azgınlaştıranlara operasyonun enflasyona olumlu olumsuz etkisi olmayacağını söylemek de o kadar aptalca.
“Hasta, ayağımı çarptım, kırık var mı doktor bey?” diyor...
Akif Beki kolun röntgenini çekmeye çalışıyor...
Abartmıyorum...
Biz diyoruz ki: “Avrupa’da en yüksek hasılaya sahip, dünyada en yüksek hasıla açısından 10. sıradaki Türkiye’nin tarım politikası her geçen gün daha iyiye doğru gidiyor. Patates, 3 yıl önceki fiyatının yarısına, enflasyon farkına rağmen satışı söz konusu ise bu üretim ile ilgili sorunu değil, piyasadaki mafyanın varlığını gösterir.”
Akif Beki diyor ki: “Ayağını çarpmışsın ama dur, bir kolun röntgenini çekelim.”
“Enflasyonla, maliyet artışına bağlı pahalılıkla, orta direğin satın alma gücünün hızlı erimesiyle ve artan yoksullaşmayla mücadelenin polis ve savcıya havale edilemeyeceği ortada” diyen adamı, ilahiyat hocası babasına havale etmemiz lazım:
“Oğluna biraz dürüstlüğü öğret... Maliyet artışından kaynaklı fiyat yükselmesi, sonraki yıllarda aynı ürünün fiyatının düşmesi gerçeği karşısında ‘Maliyet mi düştü?’ sorusunu gerektirmez mi? Maliyet düşüyor ise ‘Enflasyon yoktur’ sonucuna varmamız gerekmez mi? Hem enflasyon var hem maliyet nasıl düşer... Oğlun Akif’e dürüstlüğü öğret, her şeyin başı dürüstlük.”
Biz unutuyoruz ama onlar hatırlatıyorlar. İyi ki de hatırlatıyorlar. Sahi yaz başında beyaz et operasyonu yapılmıştı bu ülkede. “Ne oldu, şimdi fiyatlar mı düşecek?” diyenler...
Fiyatların nasıl düştüğünü görmüşlerdi.
Ama adamlarda utanma yok ki.
Şimdi yine insanımızın hafızasının nisyan ile malul olmasından kaynaklı, bildikleri tek şarkıyı tekrarlıyorlar: “Halk ucuz tavuğu hâlâ yiyemiyorsa sorumlusu yargı mı, pahalılığın hesabı kimden sorulacak?”
Bu adama sorsam, “Tavuk eti ihraç ettiğimizi biliyor musun Akif?” diye...
Ne cevap verir acaba? Biten hayvancılık, biten tarım, biten sanayi, biten eğitim... İyi de nasıl oluyor, beyaz et ihraç eden bir ülkede beyaz etin pahalı olduğu iddia edilebiliyor?
Dünya tescillemiş, “Sizde beyaz et ucuz, sizden alıyoruz” diyor...
Akif, “Halkına ucuz tavuk eti yediremeyen iktidar” diyor...
Şunu söylerse hep birlikte kafa yoralım:
“Beyaz ette yakalanan başarı niçin kırmızı ette bir türlü yakalanamıyor?”
Bu eleştiri doğru. Beyaz eti ihraç eden Türkiye, niye kırmızı eti ithal etmek zorunda zaman zaman kalıyor? İthal etmediğinde de yüksek fiyat ile halkına bu noktada cereme çektiriyor?
İşte burada da maliyetten ziyade bir mafya yapılanması ile karşı karşıya olduğumuzu niye kabul etmiyorlar?
Sadece Tarım Bakanlığı faaliyetleri ile değil, aynı zamanda polis ve savcılık operasyonları ile de bu olayın üzerine gidilmesi gerektiğini niye kabullenmiyorlar?
Ve son olarak da eşcinsellere de destek çıkıyor ilahiyat hocasının oğlu Akif Beki:
“Aileye tehdidi LGBT haklarında aramak” diyor.
Lut kavminin helakına sebep olan fiili “hak” olarak gören bir şuursuza ne demeliyiz...
Milli Gazete’nin, Yeni Asya’nın da bulunduğu medya grubuna da sataşıyor Akif Beki:
“Fonların amacı eşcinselliği teşvik ederek bizi LGBT yapmak, milletimizi cinsiyetsizleştirerek ailelerimizi yok edip soyumuzu kurutmak, tarihten silmekmiş. Öyle bir hava estiriyorlar.”
Bu söylem sadece iktidar tarafından değil, Altılı Masa’nın bileşeni Milli Gazete ve Yeni Asya tarafından da dillendiriliyor...
Eee?
Açık açık söylesene Akif...
“Yeniden Refah Partisi, Saadet Partisi, DEVA Partisi yanılıyor. Eşcinselliğin bir tehlikesi yok.” desene...
Ayağımızı çarpıp gittiğimiz doktorun kolun röntgenini çekmesine benzer söylemle niye karşımıza çıkıyorsun:
“Ekonomideki belirsizlik, geleceği görememekten yarın endişesi ve geçinememe korkusu mu aile kurmamıza, korumamıza daha çok tehdit oluşturuyor? Yoksa eşcinsellerin ayrımcılığa uğramadan eşit ve insanca yaşama haklarını savunanlar mı?”
Bu adamı Bingöl’deki hemşehrilerine havale edelim... İlahiyat hocası babasına havale edelim...
“Eşcinsellerin yaşama hakkı”ndan neyi kasdettiğini, sosyal medyada müstehcen görüntülerle müşteri aranılmasını, sokaklarda arabaları durdurup, “fiyat pazarlığı yapılması”nı nereye koyduğunu soralım..







