Yeni eğitim öğretim yılından temennilerimiz
Zaman hızlı geçiyor. Bir yaz tatili daha geride kaldı. Pazartesi yeni bir eğitim öğretim dönemine giriyoruz. Bu dönem, belki bütün toplumların hayatını şekillendiren tek süreçtir.
Zira eğitim öğretim toplumların olmazsa olmazı. İlk emri “Oku!” olan İslam’ın savaşlarda bile es geçilmemesini öğütlediği (ilim) eğitim öğretim, bu sebeple çok mühimdir.
Bugün Gazzeli mazlumların bombalar altında bile, eğitimi sürdürme gayretleri eğitimin insanlık için ne denli önemli olduğunu en net kanıtı. Katil ve soysuzlar bu hevesi kursaklarında bıraksalar dahi… Eğitim, nesillerle özdeştir.
Çocukları olmayan toplumların geleceğinden bahsedilemeyeceği gibi eğitimsiz kalan milletlerin de geleceğinden söz edilemez!
Çocuk gelecekse, eğitim çocukla birlikte toplumların, milletlerin yarını ise eğitimin; milletlerin öz kültürüyle, inanç değerleriyle, kadim örf ve adetleriyle bir bütünlük arz etmesi gerekir. Aksi takdirde dünya ahiret yarınlarımız olan çocuklar; öğretmen, doktor, mühendis, bilim adamı; vali, kaymakam ve cumhuru reis-paşa da olsa zerre kadar bir değer atfetmez.
Hani meşhur hikâyedir; adam huyunu beğenmediği oğluna, “Sen adam olmazsın” demiş. Paşa olan oğlu, asker gönderterek babasını yaka paça ayağına getirtmiş ve oturduğu koltuğundan gururla: “Bak sen bana ‘adam olamazsın’ derdin; ama ben paşa oldum.” demiş.
Babası şöyle demiş:
“Oğlum ben sana ‘adam olamazsın’ dedim, ‘paşa olamazsın’ demedim ki!.. Sen adam olsaydın, babanı böyle yaka paça ayağına getirtmez, kalkar kendin gelirdin.”
Din ve inançtan bağımsız, kadim örf ve kültürden uzak bir eğitim bize bir gelecek vadetmez. Amaç ve hedefimiz de böyle bir eğitim olmamalı. Devletimiz de bunun farkında ki bunun üzerinde kafa yormaktadır.
Millî Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin, bunun gayet farkında ki tüm muhalif yaygara ve cazgırlıklara aldırış etmeden ısrarla “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” diyor.
Maarif modeliyle uyumlu öğretmen dosyası hazırlıyor… İnşaallah devlet ve millet olarak bunda başarılı oluruz. İslam’la yoğrulmuş, İslam diniyle özdeşleşmiş ülkemize yüzyıllardır dayattıkları Batının kendisine dahi faydası olmayan, nerden doğduğu belli olmayan eğitim modelinden bir an önce kurtulmalıyız.
Evet, İslam’ın ilk emri “Oku!”dur.
Ama neyi, nasıl okuyacağımızı da dinimiz öğretir.
“Yaratan rabbinin adıyla oku!
O, insanı alaktan (kan pıhtısı, asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır.
Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana bilmediğini bildiren rabbin sonsuz kerem sahibidir.” (Alak 96/1-5)
Bizleri ve her şeyi yoktan var eden, neyin nasıl iyi olacağını da elbette ki en iyi bilendir.
Bu sebeple “Yaratan rabbinin adıyla oku!” buyuruyor.
Kendisinin yaratıcı olduğunun öğrenilmesini/öğretilmesini istiyor.
Herkese her şeyi öğretenin kendisi olduğunu bildiriyor.
O istemese hiçbir şey öğrenilemez!
O istemezse yaprak yeşermez ve sararıp yere düşmez.
İşte bunun böyle olduğunu öğrenmek ancak Allah, Peygamber, Kitap (Kur’an) öğretilerek öğrenilebilir.
Allah, Peygamber ve Kur’an öğrenilmeden-öğretilmeden gelen bilgiler, her şeyin kendiliğinden var olduğu, birçok varlığın evrim kaydederek bugüne ulaştığı, insanın dahi maymundan geldiği fikrini dayatmaya devam eder durur.
Böyle bir bilgiyle yetişen nesiller, Allah tanımaz olacağından ne Allah’tan ve Onun hazırladığı hesap günü, herkesin yaptıklarının hesabını vermesi inancından korkar ne de başka bir şeyden korkar.
Her şeyiyle en güzel örnek “Üsve-i Hasene” olan peygamber örnekliğini bilmeyen ve tanımayan, “Şayet utanmıyorsan, dilediğini yap!” nebevi öğreti gereği utanmaz olur; ne Allah’tan ne peygamberden ne anne babadan ne de başkasından çekinmez olur!
Anne-babası dâhil toplumdaki herkesi ve her şeyi kıtır kıtır doğramaktan çekinmez!
Yüce Allah, peygamberin emrinde dahi olsa insanlar, İsrail oğullarının Hz. Musa’nın (a.s.) gıyabında yoldan çıktıkları duruma düşmemeleri için savaşa çıkan peygamberine ve müminlere şöyle emrediyor:
“Müminlerin hepsinin toptan savaşa çıkmaları doğru değildir. Onların her kesiminden bir grup dinde yeterli bilgi sahibi olmaya çalışmak ve seferden dönen topluluklarını uyarmak üzere geride kalmalıdır. Umulur ki sakınırlar.” (Tevbe 9/122)
Dinimiz bu denli gerçek ve yararlı bilginin eğitilip öğretilmesine önem verir.
Bu önemle efendimiz esir kalan her bir müşrike on çocuğa okuma yazma öğretme karşılığında salıverileceklerini uygun görmüş.
Hz. Ebubekir (r.a) döneminde ise bu esirler kötü ahlakı çocuklara aktardıkları vuku bulunca Hz. Ali’nin (r.a) tavsiyesiyle okuma yazmaktan el çektirilmişler.
Bu da bizim için çok önemli bir kıstas!
Yeni eğitim döneminde Allah-Peygamber, Kitap-Sünnet bilgi donatısıyla kadim kültürümüzün çocuklarımıza aşılanmasını temenni ediyoruz.
Millî Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin’in önderliğinde tüm öğretmen ve hocalarımızla, biz ailelerin de destek ve teşvikiyle Milli, Yerli olan Maarif Modeli eğitimi yakalamış oluruz inşaallah…
Pazartesi başlayacak yeni eğitim öğretim döneminin ülkemize, tüm İslam âlemine ve insanlığa hayırlı olmasını Rabbimden diliyorum.







