• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

UCM’nin Dağlık Karabağ raporu hukuki değil, siyasidir

30 Eylül 2023
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

Sınırların çizilmesi, ticaret koridorlarının açılması ve nihai bir barış anlaşmasının imzalanması, Erivan ile Bakü arasında çözülmeyi bekleyen en önemli konulardır.

Bu sorunların çatışmaya dönüşmesi ve ilan edilen ateşkesin barış antlaşmasına dönüştürülememesinin asıl müsebbibi ise dış güçlerin müdahaleleridir.

30 yıllık Ermeni işgaline oyalayıcı ve seyirci kalan Emperyalist ülkeler, Azerbaycan’ın işgal topraklarını Ermenistan’dan kurtarması ve Dağlık Karabağ’daki Ermeni Çetelerinin saldırıları karşısında Azerbaycan’ın “antiterör operasyonu” sonucu elde ettiği zafer, Batılı emperyalist ülkeler ve onların oluşturduğu güç odaklarını ciddi anlamda rahatsız ettiği görülmektedir.

Azerbaycan’ın önemli kazanımlar elde etmesiyle Dağlık Karabağ’da yeni aşamaya geçilmesinden sonra bir yandan siyasi baskılar sürdürülürken, diğer yandan ise Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) üzerinden başlatılan tehditlerle bölgede hedeflenen normalleşme emperyalist ülkeler tarafından engellenmeye çalışılıyor.

Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde Rusya’nın desteğiyle saldırıya geçen Ermenistan’dan ve Dağlık Karabağlı Ermeni Çeteleri ile Azerbaycan arasında 1987-1994 ve 2020 yıllarında iki kez savaş yaşandı.

Ermenistan Ordusu ve Dağlık Karadağlı Ermeni Çeteleri, Ağdam, Şuşa, Hankendi, Askeran, şehir ve kasabalarında gerçekleştirdikleri toplu katliamlarının finalini ise 1992’de 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece, bölgede bulunan 366’ncı Rus alayı ile birlikte Dağlık Karabağ’ın Hocalı kasabasında gerçekleştirmişlerdi.

Hocalı Soykırımında Ermenilerin katlettiği Azerbaycan Türklerinin sayısı, resmi bilgilere göre, 613’tür. 

1.275 kişi de esir alındı ve bunlardan 800’ü daha sonra serbest bırakıldı. Ancak, 500’e yakın Azerbaycan Türkü halen kayıp. 

Hocalı ’da yaşanan bu insanlık faciası, yakın tarihin en acımasız Soykırımlarından biridir.

Kısacası, ‘Hocalı Soykırımı’ başta olmak üzere Dağlık Karabağ Bölgesinde “Büyük Ermenistan” hayali uğruna 1987 yılından itibaren toplu katliamlar gerçekleştirildi. 2020’de 44 gün süren savaş sonrası Azerbaycan, bölgede önemli kazanımlar elde etmesi üzerine çıldıran Ermeni Çeteleri kaçarken tüm yerleşim yerlerini ateşe verdikleri gibi şehir ve kasabaların alt yapılarını da yerle bir etmişlerdi.

Azerbaycan’ın % 20 toprağı yaklaşık 30 yıl Ermenilerin işgali altında kaldı. 1.5 milyon silahsız ve savunmasız Karadağlı Azeri Türkü canlarını kurtarabilmekiçin Azerbaycan’ıniç bölgelerine sığınmak zorunda kalarak zorunlu göç yaşamıştır.

Azerbaycan’ın Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Ceza Mahkemesine defalarca başvurmuş olmasına rağmen ne işgal ne de sebep oldukları vahşet nedeniyle Ermeniler cezalandırılmamıştır. 

…Ve şimdi; Azerbaycan Ordusunun zaferi ve Dağlık Karabağ’da Ermeni Çetelerinin bertaraf edilmesinden telaşlanan ABD ve Fransa’nın yönlendirmeleriyle Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) devreye sokulmaya çalışılıyor.

Geçmişten günümüze saldırı, işgal ve soykırıma varan toplu katliamlarla sonuçlanan büyük trajediyi sadece oyalayıcı politikalarla seyreden sözde barışçı girişim olarak görevlendirilen AGİT-MİNSK Grubu, eş başkanlarından ABD ve Fransa’nın girişimleriyle Ermeni Çetelerinin hamiliği adına girişimler başlatmaları aslında bir siyasi ve hukuki bir skandaldır.

Egemenliğini savunma adına devlet olmanın gereğini Uluslararası hukuk çerçevesinde yerine getiren Azerbaycan cezalandırmak isteniyor.

Hukuki değil, siyasi kararlarıyla bilinen Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni (UCM) ABD ve Fransa’nın yönlendirmesiyle devreye giriyor olması AGİT-AGİT Minsk Grubu adına bir utanç tablosudur.

UCM’nın eski başsavcısı Luis Moreno Ocampo, bu ayki raporunda Azerbaycan’ın Ermenilere karşı “soykırım” hazırlığında olduğunu iddia etmesi tarafgirliğin en bariz örneğidir.

Dağlı Karabağ’daki son gelişmeler Birleşmiş Milletler - Güvenlik Konseyi’ne (BMGK), Luis Moreno Ocampo’nun “asılsız” iddialar içeren raporuyla taşındı.

 (UCM)’nin girişimleri ve hazırlanan bu rapor, Azerbaycan’ın egemenliği ve bölgesel bütünlüğü hedef alan provokatif bir siyasi kampanya olduğu açıktır. Rapor, hem Azerbaycan ve de hem Türkiye tarafı için yok hükmündedir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23