İran’a diz çöktüremeyen ABD’nin yeni silahı: Ekonomik haydutluk
İran’a diz çöktüremeyen ABD’nin yeni silahı: Ekonomik haydutluk
MEHMET KOÇAK
ABD, sahip olduğu dünyanın en gelişmiş silah sistemlerine, devasa askeri gücüne, teknolojik üstünlüğüne ve küresel ölçekteki askeri üs ağına rağmen İran karşısında istediği sonucu alamayınca İran›a ‹ekonomik savaş› ilan etti.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı “ekonomik savaş” ve benzeri görülmemiş bir ekonomik operasyon başlattıklarını belirterek, “İran’la ticaret yaparsanız sizi de vururum” tehdidinde bulunurken, Hazine Bakanı Scott Bessent’in de hedeflerinin İran’ı ayakta tutan bütün ekonomik can damarlarını kesmek olduğunu açıklaması küresel çeteciliğin bir ifadesidir.
Washington’un yeni operasyonunda teknoloji, altın, havacılık, deniz taşımacılığı ve dijital varlıklar başta olmak üzere İran ekonomisinin dış dünyayla bağlantısını sağlayan kritik alanlar hedef alınacak.
Üstelik mesele yalnızca İran’la sınırlı tutulmuyor. İran’la ticaret yapan veya ekonomik ilişkilerini sürdüren üçüncü ülkeler ve şirketler de Amerikan yaptırımlarının hedefi olacağını “Ya ABD ya da İran; tarafınızı seçin” tehditliyle duyurulması aslında haydutluğun bir tescilidir.
Bu tavır, uluslararası ilişkiler açısından son derece tehlikeli bir anlayışın göstergesidir.
Çünkü dünya devletleri ABD’nin eyaletleri değildir.
Türkiye’nin İran’la, Çin’in İran’la, Hindistan’ın İran’la veya başka bir ülkenin Tahran ile ekonomik ilişki kurup kurmayacağına Washington’un karar verme yetkisi yoktur.
Elbette her devlet kendi güvenliği ve çıkarları doğrultusunda yaptırım uygulayabilir. Ancak bir devletin kendi hukukunu başka ülkelerin şirketlerine ve devletlerine zorla kabul ettirmeye çalışması, ekonomik yaptırımın ötesinde bir güç dayatmasıdır.
Bugün yaşanan gelişmeler yalnızca “ABD-İran kavgası” değildir.
Asıl mesele, küresel sistemin tek bir gücün hakimiyetinde ve tek merkezli bir ekonomik düzene mahkûm edilip edilmeyeceğidir.
*
Hürmüz meselesi neden bu kadar önemli?
Meselenin bir başka boyutu da Hürmüz Boğazı’dır.
İran üzerindeki askeri ve siyasi baskının önemli amaçlarından biri, küresel enerji taşımacılığının kilit noktalarından biri olan Hürmüz üzerindeki mevcut krizi Washington’un istediği şekilde sonuçlandırmaktır. Ancak askeri baskının beklenen sonucu üretmemesi halinde ekonomik baskının artırılması, ABD’nin stratejisinin yeni aşamasını oluşturuyor.
Fakat burada Washington’un karşı karşıya olduğu ciddi bir problem var:
İran yıllardır yaptırımlarla yaşamayı öğrenmiş bir ülke. İran, ABD yaptırımlarını aşmak için alternatif ticaret kanalları, farklı finans mekanizmaları, aracı şirketler ve petrol ticaretinde alternatif yöntemler geliştirdi. Bu nedenle Washington’un “bütün ekonomik damarları keseceğiz” iddiası, açıklaması kolay fakat uygulaması son derece zor bir konudur.
Zira, İran petrolünün en büyük alıcısı olan Çin geliyor. Pekin, haklarını ve çıkarlarını korumaya hazır olduğunu belirterek Washington’a mesaj verdi. Bu durum, ekonomik çatışmanın İran’la sınırlı kalmayarak dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticari ilişkilere de sıçraması ihtimalini gündeme getiriyor.
Bütün bu gerçekler nazari dikkate alındığında ABD başaramayacağı zor bir yola girdi demektir.