--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Paşam… Size çıplak modellik yaparım!”

Yüksel Tokur
Yüksel Tokur
0

 


12 Eylül 1980
… Bu yıl kirli darbenin 46. yıldönümü. Tıpkı; 27 Mayıs 1960 kirli darbecileri gibi, Kenan Evren ve dönemin kuvvet komutanları hayırla değil, şerle anılıyorlar.

Ülkemizin kalkınmaması için içten yıkmak isteyen dış güçler, yerli satılık işbirlikçileri ve ajanları vasıtasıyla suni olarak; sağ/sol, alevi/sünni çatışması çıkartarak ülkeyi kan gölüne çevirmişlerdi.

Her gün 20-30 kişi hiç yere hayattan koparılarak öldürülüyordu. Artan terör olayları nedeniyle, 19 ilimizde sıkıyönetim ilân edilmişti.

Sıkıyönetim ilân edilmesi olayları durduramıyor, ölümlerin önüne geçilemiyordu. Sonradan öğreniyoruz ki; askeri darbenin şartlarının olgunlaşması gerekiyormuş... Yani daha çok ölüm olmalı ki, darbe meşruiyet kazansın.

Ki; 27 Mayıs darbecileri de aynı düşüncede olmalı ki; aslında suçlu olmadıkları halde, darbeye meşruiyet kazandırmak için Başbakan Adnan Menderes, Bakanlar Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ı bir gerekçe bulup idam etmişlerdi.

Anlayacağınız; onca insanımızın ölmesine yeterince müdahale etmedikleri için, bile bile göz yummuşlar.. Sonradan güya adaletli olsun diye, bir sağdan bir soldan olmak üzere çoğu da genç 50 fidanımızı asmışlardı.


ORDU YÖNETİME EL KOYUNCA TERÖR OLAYLARI BİRDEN KESİLİVERDİ

Asker aynı asker ama; önceden yapmadığını cunta yönetimi başa geldikten sonra yapıyor ki, vatandaşlarımız: “Bak asker geldi, sular duruldu, ülke selamete çıktı” demeye başlamıştı.

“Netekim” paşa olarak ünlenen Kenan Evren ve kuvvet komutanları her gittikleri yerde kahraman gibi karşılanıyorlardı.

Danışma Meclisi’ne aldıkları seçme üyelerle, kendi geleceklerini de garanti altına alan ve Kenan Evren’e “seçimsiz Cumhurbaşkanı” olma yolu açmışlardı.

Darbecilerin keyfine göre hazırlanan anayasa, 7 Kasım 1982’de halkın oylamasına sunuldu ve kurtarıcı olarak görülen cuntacıların beklediğinden de çok % 91,37 gibi rekor bir oranla kabul edildi.

TRT’nin tek kanal televizyon ve radyosu olduğu, dolayısıyla bugünkü gibi özel televizyon, radyo, internet olmadığı için halkın gerçek haber alma imkânı olmadığı için, askeri darbenin perde arkasında ABD’nin olduğunu,ABD’nin istihbarat teşkilatı CIA’in Türkiye Şefi Paul Henze’nin darbeyi dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’a “Bizim çocuklar başardı” şeklinde haber verdiğini çok geç öğrenecektik.

Hem; Türk askeri, neden ABD’nin çocukları olsundu ki?!?..

Ülke ekonomisinin en az elli yıl geriye götürülmesi, darbe gecesi hazinedeki 170 ton altının akıbeti sorgulanamadı bir türlü..

Bunların hesabını tam olmasa da, halkın adamı olarak iktidarı devralan R. Tayyip Erdoğan sordu. Yargılanma sonucunda hayatta olan darbecilerden Kenan Evren ve Tahsin Şahinka’ya müebbet hapis cezası verilerek darbeleri sökülerek “er” olarak öldüler.


ERDOĞAN DİKTATÖR, EVREN SANATÇI RUHLU; ÖYLE Mİ?

Her defasında halkın oyuyla göreve gelen Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ı diktatörlükle suçlayan arsız film sahnelerinin yıldızı AR’sız Müjde’den diktatör Evren’e gönüllü “çıplak modellik” önerisi gelmişti..

Ömrünün son demleri emeklilik hayatında ressamlığa soyunan eski diktatör Evren, başka çizilecek sanat eseri yokmuş gibi; insan bedeninin çıplak veya yarı çıplak olarak fotoğraflanması veya çizilmesi olan “nü” tablolar çizmişti.

Bir etkinlikte karşılaştığı eski diktatör Kenan Evren’i överek: “Resim yapmak için model arıyormuşsunuz. Ben sizin modeliniz olurum” demişti.

Ömrünü halkına hizmete adayıp, canını ortaya koyan Erdoğan diktatör; darbeci eski general demokrat; öyle mi?


EVET… ERDOĞAN “TEK ADAM”DIR!

Başkan Erdoğan’ın “Tek Adam” olduğunu söyleyenler çookk haklılar. Öyle ya... Kimsenin dokunamadığı, kendi halkına silah çeken ABD beslemesi darbecileri yargılama cesareti gösteren, 12 Eylül 1980 ve 15 Temmuz 2016 eli kanlı darbeci generallerinin rütbelerini sökebilen başka adam çıkabildi mi?..

Böyle adamın “heykeli dikilir” desem de siz yine de dikmeyin. Çünkü heykel ona uymaz. Hem; “nü” heykel hiç olmaz...

Küçücük kalplerde, “büyük adam” olsun yeter!

 

 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Yüksel Tokur Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle