Savaşın uzamasını kim neden istiyor?
Savaşın uzamasını kim neden istiyor?
Mehmet Koçak
Washington-Tel Aviv ile Tahran arasındaki çatışma, kesin bir zafer veya kalıcı bir çözüm ortaya çıkmadan yedinci ayına giriyor.
Üstelik savaşın seyri giderek daha karmaşık bir hal alıyor.
Ateşkesler ilan ediliyor, bozuluyor. Müzakereler başlıyor, kesiliyor, yeniden başlıyor. Karşılıklı tehditler ve uyarılar birbirini izliyor. Her iki taraf da diğerine geri adım attıracağını ilan ediyor.
Fakat bütün bu meydan okumalar, ağır kayıplar ve ekonomik yıkım bir türlü kalıcı bir uzlaşmaya dönüşmüyor.
Peki neden?
Çünkü mesele artık yalnızca savaşın kazanılması veya kaybedilmesi meselesi değil.
Mesele, savaş bittikten sonra ne olacağı meselesidir.
Nitekim, savaşın sonrası daha korkutucu.
Bugün hem Washington-Tel Aviv cephesinde hem de Tahran’da savaşın sona ermesinin doğuracağı siyasi sonuçlardan duyulan ciddi bir endişe var.
Zira savaş sona erdiğinde herkes şu sorularla yüzleşmek zorunda kalacak:
Ne elde edildi? Ne kaybedildi? Bu kadar insan neden öldü? Harcanan milyarlarca doların karşılığı ne oldu? Hangi stratejik hesaplar yanlış çıktı?
Ve en önemlisi… Kim hesap verecek?
İşte savaşın uzamasını anlamak açısından asıl kritik nokta burasıdır.
*
Savaş Biterse Hesap Sorulur Korkusu
ABD Başkanı Trump açısından İran’a yönelik savaşın kısa sürede sonuç vermemesi ciddi bir siyasi ve stratejik sorun. Ayrıca; İran’ın teslim olmadığı, rejimin devrilmediği ve Tahran’ın savaşma kapasitesinin tamamen ortadan kaldırılamadığı bir tabloda geri adım atmak, Washington açısından kolay görünmüyor.
Bu nedenle Trump yönetimi, İran’ı masaya oturmaya ve teslimiyete zorlamak amacıyla ekonomik, siyasi ve askeri baskının bütün araçlarını kullanmaya devam ediyor.
Ancak baskının artması, çözümün de yakınlaşacağı anlamına gelmiyor.
Tam tersine, savaş uzadıkça tarafların geri adım atması daha da zorlaşıyor.
İran açısından tablo farklı görünse de savaşın bitmesi İran için de kolay olmayacak.
Çünkü, İran ağır kayıplar verdi. Ekonomisi ciddi baskı altında. Toplumda savaşın maliyetine ilişkin rahatsızlıkların büyümesi ihtimali var.
Savaş devam ettiği sürece ülke içindeki ekonomik sorunlar, yönetim krizleri, toplumsal hoşnutsuzluklar ve savaşın gerçek maliyeti ikinci plana itilebiliyor.
Toplumun dikkatleri dış tehdit üzerinde tutuluyor. İçerideki sorunlar ise “ülkenin güvenliği” gerekçesiyle ertelenebiliyor.
Ancak savaş sona erdiğinde hesap verme dönemi başlayacak.
Bu nedenle hem ABD hem de Tahran açısından savaşın sona ermesi, savaşın devam etmesinden daha büyük bir siyasi risk taşıyor.
Savaş sırasında ertelenen ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunlar masaya gelecek ve bütün hesapların yeniden açılması ve savaşın gerçek bilançosunun ortaya çıkması demektir.
Kayıplar tartışılacaktır. Yanlış kararlar sorgulanacaktır.
*
Gizli Hesaplar ve Beklentiler
Washington, savaşın zaman içerisinde İran’ı ekonomik ve siyasi olarak daha fazla sıkıştıracağına ve Tahran’ın sonunda taviz vermek zorunda kalacağına inanıyor.
İran ise savaşın uzamasıyla birlikte ABD ekonomisi üzerinde yeni baskılar oluşmasını bekliyor.
Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelerin dünya enerji piyasalarına yansıması, petrol fiyatlarının yükselmesi ve bunun ABD’de hayat pahalılığını artırması, Trump yönetimi açısından ciddi bir siyasi probleme dönüşebilir.
Kısacası; savaşın uzatılması taraflar acısından stratejik bir tercihten çok, mevcut yönetimlerin hayatta kalma meselesidir.
ABD ve İran yönetimlerinin savaşı neden bitirmekte zorlandığını anlamak için kâhin olmaya gerek yok.
Anlaşılan o ki; her iki tarafın da geleceğe ilişkin siyasi hesapları bulunuyor.
Kazanan yok, kaybetmek istemeyenler var.







