--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Eğitimde aile ve okul iş birliğinin önemi

Süleyman Gülek
Süleyman Gülek
0

 

İnsanoğlunun eğitim yolculuğu, okul zilinin çalmasıyla başlamaz. Bu yolculuk, dünyaya gözlerini açtığı ilk anda; annesinin sesini, babasının bakışını ve içinde büyüdüğü evin havasını hissetmesiyle başlar. Bir çocuğun ilk duyduğu söz, ilk gördüğü davranış, ilk karşılaştığı sevgi veya sertlik; onun karakter dünyasında silinmez izler bırakır. Bu bakımdan aile, insan hayatının yalnızca ilk kurumu değil, aynı zamanda ilk mektebidir.

Çocuğun Karakter Haritası Evde Çizilir

Aile yuvası, çocuğun hem ilk sığınağı hem de değerler dünyasını inşa ettiği en temel ortamdır. Çocuk burada yalnızca konuşmayı, yürümeyi veya kendi ihtiyaçlarını karşılamayı öğrenmez; aynı zamanda güvenmeyi, paylaşmayı, beklemeyi, sabretmeyi, özür dilemeyi ve başkasının hakkına saygı göstermeyi de öğrenir. Bu değerlerin büyük bir bölümü, uzun nasihatlerden çok günlük hayatın küçük ayrıntıları içinde kazanılır. Evde verilen sözün tutulması, hatanın kabul edilmesi, bir büyüğe saygı gösterilirken küçüğün de incitilmemesi, sofrada herkesin hakkının gözetilmesi ve ihtiyaç sahibine duyarlı olunması; çocuğun ahlak eğitiminde çoğu zaman sayfalarca anlatımdan daha etkilidir. Çünkü çocuk, söyleneni değil, yaşananı daha derinden benimser.

Okul: Evde Atılan Tohumların Yeşerdiği Yer


Çocuğun okula başlaması, onun hayatındaki en önemli gelişim eşiklerinden biridir. Okul, çocuğun aile çevresinin dışına çıkarak farklı insanlarla tanıştığı, paylaşmayı ve birlikte yaşamayı öğrendiği ilk geniş sosyal alandır. Burada çocuk yalnızca ders kitaplarıyla değil; arkadaşlarıyla, öğretmenleriyle, kurallarla, sorumluluklarla ve farklılıklarla da karşılaşır. Bu nedenle okul, yalnızca müfredat bilgilerinin aktarıldığı bir bina veya sınav sonuçlarının açıklandığı bir kurum değildir. Okul; karakterin sınandığı, özgüvenin geliştiği, sorumluluk duygusunun güçlendiği ve birlikte yaşama kültürünün öğrenildiği bir hayat alanıdır. Bir öğrencinin başarısı yalnızca aldığı notlarla ölçülemez. 

Onun arkadaşına nasıl davrandığı, zor durumda kalan birine el uzatıp uzatmadığı, farklı düşüncelere tahammül gösterip göstermediği ve kendisine verilen sorumluluğu yerine getirip getirmediği de eğitimin bir parçasıdır. Elbette akademik başarı önemlidir. Çocuklarımızın iyi bir eğitim almasını, bilimle ve sanatla tanışmasını, meslek edinmesini ve geleceğe hazırlıklı olmasını isteriz. Ancak zihni bilgiyle doldurup kalbi merhametten mahrum bırakmak, eğitim adına eksik bir anlayıştır. Bilgi, ahlakla birleşmediğinde insanlığa hizmet edebileceği gibi zarar da verebilir. Bu sebeple okul; aklı aydınlatırken vicdanı da beslemeli, öğrenciyi sadece başarılı olmaya değil, doğru ve faydalı bir insan olmaya da hazırlamalıdır.


Öğretmenin İz Bırakan Sorumluluğu

Okulun ruhunu oluşturan en önemli unsurlardan biri öğretmendir. Öğretmen, yalnızca ders anlatan kişi değildir; öğrencinin dünyasına dokunan, ona güven veren, kabiliyetini fark eden ve geleceğine yön veren bir rehberdir. Bazen bir öğretmenin söylediği tek bir güzel söz, bir çocuğun hayatındaki en zor dönemeçte ona güç verebilir. Bazen de küçümseyici bir tavır, öğrencinin kendisine olan inancını uzun süre zedeleyebilir

Bu nedenle öğretmenlik, bilgi aktarmanın ötesinde büyük bir gönül ve sorumluluk mesleğidir. Öğretmen, öğrencileri arasında ayrım yapmadan her birinin farklı bir hikâyesi, farklı bir yeteneği ve farklı bir gelişim hızı olduğunu görebilmelidir. Kimi öğrenci kendini kolay ifade eder, kimi sessizce gelişir; kimi sınavlarda başarılı olur, kimi ise el becerisi, sanat, spor veya insan ilişkileriyle öne çıkar. Gerçek eğitim, her çocuğu tek bir kalıba sokmaya çalışmak değil, onun içindeki imkânı keşfetmesine yardımcı olmaktır.


Sonuç: Çocuklarımız Geleceğin Emanetidir

Çocuklarımız, hayatın bize emanet ettiği en kıymetli varlıklardır. Onların kalplerine sevgiyi, zihinlerine ilmi, davranışlarına nezaketi ve ruhlarına erdemi yerleştirmek hepimizin ortak görevidir. Bu görev yalnızca anne babaların, öğretmenlerin veya eğitim yöneticilerinin değil; bütün toplumun sorumluluğudur. Ailede başlayan eğitim, okulda derinleşir; çevrede, arkadaşlık ilişkilerinde ve hayatın bütün alanlarında devam eder. Evde sevgiyle atılan bir tohum, okulda bilgi ve emekle büyür; güzel ahlakla meyve verir. Bu yüzden aile ile okulun birbirinden kopuk değil, aynı hedefe yönelen iki güçlü tamamlayıcı olduğunu unutmamalıyız.

Geleceğin güçlü ve huzurlu toplumunu inşa etmek istiyorsak çocuklarımızı sadece sınavlara değil, hayata hazırlamalıyız. Onlara yalnızca kazanmayı değil, paylaşmayı; yükselmeyi değil, gerektiğinde el uzatmayı; haklı çıkmayı değil, hakkaniyetli olmayı da öğretmeliyiz. Çünkü gerçek eğitim, insanın yalnızca ne bildiğini değil, bildikleriyle nasıl bir insan olduğunu ortaya koyar. Bizim nihai hedefimiz; sadece meslek sahibi olan değil, ailesine, milletine ve tüm insanlığa fayda sağlayan doğru, dürüst bireyler yetiştirmektir. Evlatlarımızın yarınlarını planlarken sadece bu dünya hayatındaki başarılarını değil, onları ebedi saadet yolunda iyi birer insan yapacak inanç, ibadet ve ahlak ölçülerini de göz önünde bulundurmak zorundayız.

 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Süleyman Gülek Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle