Suriye’de Ankara destekli ‘milli uzlaşı’
Suriye’de Ankara destekli ‘milli uzlaşı’
MEHMET KOÇAK
Şam yönetimi Ankara’nın desteğiyle gerçekleştirdiği; ajansların ise “Suriye Kürtlerinin, Suriye devleti ile entegre olması sağlandı” şeklinde ‘son dakika’ koduyla servis edilen ‘milli uzlaşı’, Suriye ve bölge adına önemli bir gelişmedir.
Bu karar 25 Ağustos 2026’da SDG lideri Mazlum Abdi’nin “SDG’nin görevini bitti ve Suriye ordusuna entegrasyonun tamamlandı” şeklindeki açıklamasıylaSuriye’de yıllardır devam eden “ayrı ordu, ayrı güvenlik yapılanması ve fiili özerk yönetim” projesi son bulmuş, ülkenin birliği adına yeni bir dönem başlamış oldu.
*
Suriye’de Yeni Dönem: Kürtler Ne Verdi, Ne Kazandı?
Türkiye’de başlayan “Terörsüz Türkiye” girişimine paralel olarak Ankara’nın desteğiyle Suriye’de varılan Milli uzlaşı ve yeni dönemin resmen başlamış olması hem Suriye hem de bölgenin geleceğini olumlu yönde etkileyeceği ise muhakkaktır.
Şimdi asıl soru şu:
Kürtleri temsil iddiasındaki örgütler ne verdi, karşılığında ne kazandı? Şam ne kazandı? Ve bütün bunların Suriye’nin geleceğine etkisi ne olacak?
Nitekim, Kürt siyasi ve silahlı örgüt yapısının geçmişteki bazı haksız kazanımlarının önemli bir kısmı Türkiye destekli Suriye Ordusu ile yaşanan çatışmalarda kaybedilmişti.
Varılan ‘milli uzlaşmayla’ aslında kazanan Suriye devleti ile Suriye halkları oldu…
Şöyle ki:
Kuzeydoğu Suriye’de yıllardır var olan ‘fiili özerk yönetim modeli’ sona erdi. Ayrı bir silahlı güç olan SDG resmen ortadan kaldırıldı.
Kısa zamanda yaşanan hezimetten sonra tek çarenin Türkiye’de başlatılan sürecin devamı olarak Şam yönetimiyle anlaşmak ve ‘Suriye devletine entegre olmak’ oldu.
PKK terör örgütünün Suriye uzantıları olan YPG ve SDG silahlı örgüt yapılanması Suriye devletinin güvenlik ve savunma kurumlarına dahil oldu. Sınır kapıları, petrol ve doğalgaz sahaları ile kamu kurumları üzerindeki merkezi devlet yetkisi yeniden güçlenmiş oldu.
Kısacası, dış destekli ‘Özerklik’ adlı devlet içinde devlet ihanet yapısı sonlandırılmış oldu.
*
Bölücü ihanet sonlandırıldı…
Alınan kararlar ve varılan uzlaşı, gerçekten Suriye devletinin varlığı ve toprak bütünlüğü ile milli birliği açısından tarihi önem taşımaktadır.
Çünkü daha dün ABD öncülüğündeki emperyalist Batılı güç odaklarının desteğiyle Kürt silahlı örgütler, kendi kurumlarını oluşturan ve geniş bir bölgede fiili yönetim kuran bir yapıya ulaşmıştı.
Şimdi ise ABD’nin desteğini kesmesiyle bu yapının silahlı örgüt varlığı ve idari karakteri sona ermiş oldu.
Ancak, ‘Esad diktatörler hanedanlığı’ döneminde Kürtlerin sahip olmadığı bazı önemli haklar Şam yönetimi tarafından verilmiş olması, Kürtler açısından önemli kazanımlardır.
Suriye Kürtleri açısından en önemli kazanım, Kürt meselesinin artık sadece silahlı güç ve güvenlik sorunu olmaktan çıkarılıp, Suriye’nin siyasi ve hukuki düzeni içinde ele alınmasının önünün açılmasıdır.
Kürtlerin vatandaşlık ve mülkiyet gibi geçmişte olmayan haklar bu hakların başında gelmektedir. Böylece Ocak 2026 tarihli anlaşmalarda Kürtlerin devlet kurumlarında üst düzey askeri, güvenlik ve sivil görevlere dahil edilmesinin önü de açıldı.
Nitekim son gelişmelerde Mazlum Abdi’nin Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara tarafından cumhurbaşkanlığı danışmanı olarak atanması, eski karşıtların yeni devlet yapısında rol alabileceğinin önemli bir göstergesi oldu.
Bu olumlu gelişmelerden en çok rahatsız olan hiç şüphesiz Siyonist İsrail oldu.
Zira, Siyonist İsrail’in Suriye’deki iç bölünmelerden yararlanma stratejisini zayıflatmış oldu. Yeni bir uzlaşının Dürzi topluluğu ile başlatılması için ABD tarafından Siyonist İsrail’in dizginlenmesi gerekir.
Kısacası; sağlanan ‘milli uzlaşıyla’ aslında kaybeden dış mihrakların oyununa gelen silahlı ve siyasi yapılar oldu. Kazanan ise Suriye halkı ve onun bir barçası olan Suriyeli Kürt vatandaşları oldu.