• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

Türkiye, BRICS’e girmeli mi?

30 Ağustos 2023
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

 

2009’da Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nin üye olduğu BRICS, üyesi ülkelerin hızla gelişen ekonomilere sahip olması nedeniyle dünyanın yakından takip ettiği bir oluşum. 

BRICS grubu kısa bir zaman önce Johannesburg’da düzenlenen son liderler zirvesinde Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, İran, Etiyopya ve Arjantin’den oluşan 6 yeni üye ülkenin katılımı ve 40’tan fazla ülkenin katılma girişimi, ABD liderliğindeki Batı’nın hakimiyetine son vermeye namzet bir denge unsuru olacağı görülmüştür.

ABD ve kontrolündeki AB’nin öncülüğündeki Batı’ya karşı yeni bir jeopolitik ve ekonomik güç olarak ortaya çıkan BRICS grubunun hızlı bir şekilde genişlemesi Batıyı korkutuyor.

Bugün dünya ekonomik bağları kurulu sistemle birlikte ABD öncülüğündeki Batının kontrolündedir. Ancak ticaret ve finansal işlemlerde dolara karşı alternatiflerin kullanılması için ülkelerin yerel para birimlerinin kullanımı ile Avrupa Birliği (AB) gibi ortak para birimi Euro benzeri bir yolu olarak BRICS grubunun üye ülkeleri birbirleri arasındaki ticaret ve yatırım için ortak bir para birimi oluşturma yönündeki girişimleri değişen ve dönüşüm içindeki yeni dünya düzeninin yapısını sarsacağı açıktır.

Özetle sözün özü şu: BRICS grubunun 6 yeni üye ülkenin katılımıyla dünya nüfusunun yaklaşık yarısına yaklaşan ve ulusal hasılası, küresel üretimin ise üçte birine yakın bir gücün ortaya çıkması anlamına gelmektedir.

Diğer bir ifadeyle, korkunun asıl sebebi BRICS grubunun alternatif çoğulcu bir blok inşa ederek uluslararası yaptırımlar veya ülkeler arası arabuluculuk gibi dünya siyasine yön verme, doların hegemonyasını zayıflatarak veya Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası gibi kuruluşlar aracılığıyla devletleri etkileyerek ekonomik düzeyde Batı’nın uluslararası etkisiyle rekabet edebilmesidir. 

Yani, Batı üstünlüğünün sona ermesi korkusu, ABD ve uydusu AB’den oluşan Batı emperyalizmi ve onun güdümündeki küresel güç odaklarının asıl korkusu işte bu…

Ancak korkunun ecele faydası yok atasözü misali, ok yaydan çıkmıştır ve BRICS grubunun hedefinden geri dönüşü olmayan süreçte ilerleyişini sürdürüyor.

Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik süreci bahanelerle oyalanıp dışarda tutulan Türkiye’nin dünya ekonomisinde giderek ağırlığını artıran ve son liderler zirvesinde 6 yeni üye ülkenin katılımıyla 11 ülkeden oluşan BRICS örgütüne katılımı konusunda davet ve tavsiyeler var.

Nitekim, Türkiye’de BRICS gündemi, 2018’de Başkan Erdoğan’ın BRICS Zirvesi’nekatılmasıyla ve 2022 yılında Putin’in Türkiye’yi BRICS’e katılmaya davet etmesiyle gündem olmuş, BRICS örgütünün başkanı Türkiye’nin en kısa sürede ittifaka dahil olmasını umduklarını belirtmesi yönündeki tavsiyesi ise dikkat çekmişti.

Yani Türkiye, davet alan ve üye olarak görülmek istenen ülkeler arasında.

Şimdi asıl soru şu:

Türkiye gerçekten BRICS’e girmek istiyor mu?  Cevap, zamanı geldiğinde ve şartlar oluştuğunda ‘evet’.  

O zamana kadar özel statüde işbirliği devam etmeli.

Unutulmasın ki, Türkiye diğer ülkeler gibi ani kararlarla hareket edebilen bir ülke değildir.

Küresel jeopolitiğin merkezinin Batı’dan Asya-Pasifik bölgesine kaymasıyla Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından BRICS’in ekonomik işbirliği imkânlarından yararlanmalı ancak Türkiye’nin Batı blokundaki geçmişten günümüze devam eden siyasi, ekonomik ve iktisadi ile askeri bağları bir anda yok sayma imkânı yok.

Hâlihazırda Türkiye’nin NATO kapsamında olması ve ABD ile stratejik ortaklık ve Türkiye’nin ithalatının üçte birinin AB’den geldiğini ve ülkenin ihracatının yüzde 41’inin AB’ye gittiğini, AB ile Türkiye arasındaki toplam mal ticaretinin 139 milyar Euro’yu aşmış olması ilişkilerin geleceğini de önemli ölçüde etkilediği bir gerçektir.

…Ve yine Türkiye çoklu dış politika çabası çerçevesinde Batı ile olan ilişkilerinin bir benzerini Asya’daki tüm bölgesel ülke ve oluşumlarla geliştirme isteğindedir.

Çünkü Türkiye, bir demir kafesten çıkıp diğer bir demir kafese girme yerine her kesimle karşılıklı çıkarlara dayalı bir işbirliği politikasının temeli olarak benimsemiştir. 

Türkiye’nin özel bir BRICS gündemi olduğuna dair bir işaretin olmamasının sebebi de budur.

Çünkü Türkiye’nin jeostratejik ve jeopolitik konumu bunu gerektirmektedir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

La din

Türklerin alfabesi Latince midir?

Mustafa Çolak

30.Ağustos’ta Türk ordusunun düşmanı yenilgiye uğratması önemsiz bir konu mu sayın yazar? Zafer Bayramı sizi ilgilendirmiyor mu?
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23