‘Millet İttifakı’ adı altındaki ‘Şer İttifakı’
Seçimlere parmakla sayılı günler kaldı.
Bu yazımda Türk siyasi hayatında sarsıntılara sebep olan siyasi ittifakların nasıl ve kimlerin desteği ile kurulduğunu, hedef ve amaçlarının neler olduğunu irdeleyerek yaptığım çalışmalarımda elde ettiğim tespitlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu ilişkilerin evveliyatını, tarafların niyet, amaç ve hedeflerini içeren kurguları ile hamlelerini bilmeden sağlıklı bir sonuca varılamayacağı bir gerçektir.
Çünkü bu hamlelerin görünen kadar görünmeyen, bilinen kadar bilinmeyen yönleri vardır.
Ayrıca ittifakları oluşturan siyasiler arasında terör örgütleri ve dış mihraklarla irtibat ve iltisaklı kişiler ve örgütsel bağlantılar söz konusudur.
Yakın siyasi tarihimize 6’lı Masa olarak geçen, sözde ‘Millet’ gerçekte ise ‘Şer İttifakı’nın bileşenleri olan siyasileri üzerinde Avrupa Birliği (AB) ABD öncülüğündeki Batılı emperyalistler Başkan Sayın Erdoğan’ı seçimlerde devirip yerine kendi çıkarlarına hizmet edecek bir yönetimi işbaşına getirmek için içişlerimize çok yönlü müdahaleleri açıkça görünmektedir.
‘Millet İttifakı’ adı altındaki ‘Şer İttifakı’ ile Batılı emperyalistlerin oluşturduğu güç odakları arasındaki gizemli ilişkiler, karanlık mahfillerde yapılan kirli pazarlıklar artık sır değildir.
Milli iradenin tercihiyle iktidarın meşru sahibi olamayan CHP ile İYİ Parti öncülüğündeki sözde ‘Millet İttifakı’nın bileşenleri siyasiler, dış mihrakların ve terör örgütlerinin desteğini alma adına gönüllü işbirlikçiliğini yerine getirmenin gayreti içinde oldukları açık ve net olarak görülmektedir.
Bugün ABD’nin başkanı olan Joe Biden, Başkan aday adayı olduğu dönemde “Türkiye’de iktidar değişikliğinin artık silahlı darbelerle değil, muhalefeti destekleyerek gerçekleştireceğiz. R. Tayyip Erdoğan, bizimle politikalarımıza hizmet etmediği için onu muhalefete destekle devireceğiz” açıklaması ve bugün ABD, AB yönetimlerinin tutumları, siyasilerin pervasız beyanları ve güçlü medya organlarının ‘Başkan Erdoğan’ı itibarsızlaştırma haber ve yorumları bu destek planının bir parçasıdır.
*
Dünya üzerinde hakimiyetlerini sürdürmek isteyen Avrupa Birliği (AB) destekli ABD yönetimi, kendi değirmenlerine su taşımayan Başkan Sayın Erdoğan’ı devirmeyi sömürme politikalarının bir gereği olarak kabul ediyorlar.
Çünkü onlar, değer ve ilkelere göre değil çıkarlarına göre hareket ederler.
Bu beynelmilel hukuka göre hem yanlış hem de Viyana Devletler Hukuku Sözleşmesi ile Lahey Adalet Divanı’na göre de suçtur.
Ancak onlar, kendi çıkarları söz konusu olduğunda hukuk, adalet ve temayüllere göre değil, hukuk ve kural tanımayan haydutlar gibi işbirlikçilerini kullanarak darbelere, saldırı ve işgallere sebep olurlar.
*
AB destekli ABD öncülündeki Batı bugün muhalefeti destekleyerek Türkiye’de bir yönetim değişikliğini hedefliyor.
Ancak madalyonun öteki yüzünde ise farklı bir gerçek var.
Şöyle ki:
Türk devleti, dış ilişkilerini iyi niyet ve Beynelmilel hukuk ve Viyana Devletler Sözleşmesi ile BM kararları yönündesürdürmektedir.
Türkiye ne ABD’nin ne de AB’nin bir müstemlekesi ülke değildir ve içişlerine yapılacak müdahalelere emir niteliğindeki baskı ve eylemlere asla izin vermez.
Bu gerçeklerden hareketle 14 Mayısta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerine müdahale eden ülke ve onlardan medet uman muhalefete Türk milleti demokratik hakkını kullanarak gereken dersi verecektir.







