• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

Fransa’daki olaylar Avrupa için bir uyarıdır

08 Temmuz 2023
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

 

Fransa’da meydana gelen ve Paris’in banliyöleri başta olmak üzere onlarca şehrinde bir kaos fırtınası estiren isyan hareketleri, büyük bir şok etkisi yaptı.

Belediye binaları, okullar, onlarca otobüs ve tramvay dahil olmak üzere 100’den fazla kamu binasının yakıldığına, yüzlerce aracın zarar gördüğüne ve sayısız dükkânın yağmalandığına dünya, tv kanallarında yayınlanan dramatik sahnelerden tanık oldu.

Olaylar bastırılmış gibi görünse de sebepleri ve etkileri hâlâ tartışılmaya devam ediyor.

Dünya siyasetine yön veren büyük medya kuruluşlarının gazeteleri ve tv kanalları  “İsyan hareketleri Fransa’yı sarsıyor”, “Müslüman gençlik, Paris’in banliyölerini kasıp kavuruyor!” başlıklarıyla manşetlerine taşıdı.

Son günlerde şahit olduklarımız kesinlikle sadece etnik temelli bir isyan hareketi değildi. 

Avrupa’nın başına bela olan ‘ırkçılık’ hiç şüphesiz Fransa’daki bu olayların sebeplerinden biri olmakla beraber asıl ve daha etkili olan sebeplerin varlığı ise söz konusudur.

Kısa bir zaman önce alevlenen isyan hareketleri, polisin Cezayir asıllı 17 yaşında bir genci öldürmesiyle başlasa da bu cinayet, içinde ırkçılığı barındıran ve devlet politikasına dönüşen kin ve nefretin polis vahşetiyle dışa vuruşudur.

Fransızların olduğu gibi tüm Avrupa’nın aşamadığı asıl sorun ise bu yanlışla yüzleşmekten kaçmasıdır. 

Yani olay kişisel olmaktan ziyade devlet politikasıyla alakalıdır. 

Ayrıca önemle ifade etmek isterim ki,  bu olayların sebepleri Fransa’yla sınırlı değil.

Avrupa’daki bu ötekileştirici devlet politikası ise yeni değildir. Tarihin derinliklerinden gelen ve merkezinde ise İslam ve Türk düşmanlığı barındırılmaktadır.

Eğer, polis kontrolünde durdurulan 17 yaşındaki Nael Merzuki adındaki o gencin Müslüman mensubiyeti olmamış olsaydı, o genç maruz kaldığı ve işkenceye varan haksız sert sorgulamaya maruz kalmayacaktı ve o polis tarafından genç öldürülmeyecekti. 

Çünkü o genç silahsızdı ve hiçbir karşı girişimi olmamıştı.

Yani o gencin Müslüman bir aileye mensubiyetin dışında ölümü hak edecek hiçbir suçu yoktu.

Toplumsal olayların alevlenmesinde istismarcılar elbette devreye girer ve kitleleri yönlendirirler.

Bu cinayete polisin iddia ettiği gibi duyulan haklı öfkeyi de kullanmak üzere çılgınca sokağa dökülen bazı tahripkârlar, radikal İslamcı sloganlar atarak olayları kışkırttıkları olabilir.

Ancak istismarcıların varlığı bazı haklı gerekçeleri ise ortadan kaldırmaz.

Öfkenin temel sebebi, ırkçılık, uygulanan baskılar, işsizlik ve aşağılanma ile horlanmanın genel olarak ülke yönetiminin uygulamalarına duyulan derin hoşnutsuzluk duygusudur. 

Bu gençler, Afrika’da sürdürdüğü insanlık dışı saldırı ve işgaller ile sömürgeci politikaları uğruna atalarını kullanan Fransa devletinin kendilerini, beyinleri yıkanmış, hüsrana uğramış ve marjinalize edilmiş, horlanan, dışlanan ve aşağılanmayı kabullenen bir toplum olarak görmek istemelerinden rahatsızlar.

2005’de Paris’te haftalarca süren ve son olaylarda Paris’in bazı banliyölerinde ve Nanterre, Marsilya, Nosiy-le-Sec başta olmak üzere birçok kentte bir öfke dalgası halinde protesto hareketleri ve şiddet eylemlerinin bir isyana dönüşmesinin de asıl sebebi bu.

Bu gençlerin sert tepkilerinin bir diğer sebebi de geçmişte kendi vatanlarına karşı ihanet derecesinde işgalci Fransız ordusuna destek olmuş, sonradan bağımsızlaşan ülkelerine geri dönemeyen binlerce Faslı, Cezayirli ve Tunuslunun yoksul ve bakımsız banliyölerde yaşamaya mahkûm edilmek istenmesine karşı yani Fransız devlet politikasına bir isyandı.

Bu gerçekler bilinmeden sadece bir polis cinayetinden kaynaklanan öfke olarak Fransa’daki olayların değerlendirilmesi eksik ve yanlış olur.

Peki, toplumsal barış adına çare ne?

Çare, yanlış politikalardan arınmaktır..

Çare sadece Fransa için düşünülmemeli..

Çünkü bu sorun topyekûn Avrupa’yı sarmış durumdadır.

Avrupa ülkelerinde faşizmin öncüsü ırkçı akım partilerin önlenemeyen yükselişi de bundandır.

Kısacası AB üyesi Avrupa ülkeleri, ayırımcı, ötekileştiren ve aşağılayıcı, kendilerini üstün ırk ve kültür görme hastalığından kurtularak, toplumsal barış, huzur ve güven adına önce yanlış devlet politikalarından vazgeçmeli.

Birbirinin etnik köken, renk, inanç ve kültür ayırımından azade, birbirinin değer yargılarına saygılı ve bir arada yaşama kültürüne katkı sağlayacak yeni politik projeler geliştirerek uygulamaya konulmalı.

Aksi halde kökleşmiş ırkçılığın ve İslamofobi’nin kökünü kazıyamaz ise Türk ve İslam karşıtlığını önleyemeyecektir.

Yükseldikçe yükselen bu tehlikeli ve zararlı akımlar, Avrupa’yı gelecekte çok zor durumda bırakacak üzücü olaylarla karşı karşıya kalacağı kuvvetle muhtemeldir.

Eğer, yanlışlardan vazgeçilip, tedbirler alınmaz ise yarınlarda eyvah demenin bir anlamı kalmayabilir.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Aşure

Toplum yapısını Aşure yapan tüm ülkeler için bu tehlike var.Bizde misliyle var.

csn

fransizlarin hatasi bizim gibi her sey sansürleyip haberlere erisim yasagi koyup medyayi zapturapt altinda tutmamasindan kaynaklaniyor hic bir sey yok demedikleri icin. suriyelilere toplu linc oluyor misal Altindag Antep bizim medya sus pus hic irkcilik yabanci düsmanligi sorunumuz yoktur ne güzel iste.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23