• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

Fransa yanlışlarıyla yüzleşmeli

05 Temmuz 2023
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

 

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron sivil şiddetin doğurduğu sıkıntılardan ve ‘ikinci banliyö ayaklanmasının’ oluşturduğu tehlikelerden dolayı zor bir süreç yaşıyor.

Bundan önce de sarı yelekliler ile emeklilik reformu protestolarıyla karşı karşıya kalmıştı. 

Fransa’da 2005’te Paris’in Clichy-sous-Bois banliyösündeki bir trafo merkezinde polisten kaçarken elektrik akımına kapılan iki gencin ölümüyle sonuçlanan ve haftalarca süren ayaklanmalarla sarsılmıştı. 

Şimdi ise Fransa yakın tarihte gördüğü en kötü toplumsal karışıklık ve bir kitlesel güvenlik sorunu yaşamaktadır.

27 Haziran’da Paris’in bir banliyösünde 17 yaşındaki Cezayir asıllı Fransız vatandaşı Nail el-Merzuki isimli sürücü gencin polis tarafından vurularak öldürülmesi Fransa’yı ayağa kaldırdı.

Olayların bir anda alevlenmesinin sebebi polisin öldürülen gencin trafik denetimi emirlerine uymayı reddettiğini iddiasını yalanlayan video görüntüsünün sosyal medyada paylaşılması oldu.

Polisin arabasının içinde oturur haldeki bir kişiye silahını doğrulttuğunu gösteren bir videonun yayılmasının ardından Fransa’da başkent Paris’in bazı banliyölerinde ve Nanterre, Marsilya, Nosiy-le-Sec başta olmak üzere birçok kentte bir öfke dalgası halinde protesto hareketleri ve şiddet eylemleri patlak verdi.

Ulusal stadyumdaki konserler ve ülke çapındaki etkinliklerin iptal edilmesi,  Fransız Cumhurbaşkanı Macron’un 23 yıl sonra Almanya’ya yapacağı ilk devlet ziyaretini ertelemeye mecbur kalması, araçlar, çöp bidonları, belediye binası, bir lise, kütüphane ve bir süpermarket de dahil olmak üzere çok sayıda binanın ateşe verilmesi, öfkenin büyüklüğünü gösteriyor.

Sokağa çıkma yasağı ve gözaltılara rağmen olaylar kontrole alınmış gibi görünse de her an yeniden alevlenmeyeceğini kimse garanti edemez.

Çünkü Fransa’da yaşayan Müslümanlar başta olmak üzere yabancılara yönelik aşağılayıcı, dışlayıcı ve ötekileştirici baskıların yanında zaman zaman yaralama, bazan ise ölümlerle sonuçlanan polis şiddeti ve ırksal adaletsizlik gibi sorunlar hâlâ ortadadır.

*

Elbette “Hiçbir şey şiddeti meşrulaştıramaz” amma velâkin, “suçlu kadar suçu işleten suçludur” gerçeğinden hareketle ifade etmek isterim ki, Fransa’da olayların bir isyana dönüşmesinin müsebbibi Müslüman topluluklar ve yabancılar olmadığı bir gerçektir. 

Fransa’daki ırkçılığın önlenememesi, devletin yanlış politikaları ile adalet ve hakkaniyetin gözetilmediği sistemin kendisi, kitlelerin bir meydan okumaya yönelmesine sebep olduğu ise diğer bir gerçektir.

O olaylar spontane olarak meydana gelmiş değildir.

Fransa’da devletin yıllardır süregelen toplumsal bir gerçekle başa çıkamaması gerçekten sorunlu bir durum ve asıl sebeptir.

Yok sayılan kenar mahallelerdeki çoğunluğu Kuzey Afrikalı (Mağrip Ülkelerinden gelenler) Fas, Cezayir ve Tunus asıllı Fransız vatandaşı Müslüman Arap gençler ve çeşitli ülkelerden gelen yabancılar arasındaki işsizlik oranındaki yükseliş, geçim sıkıntısı ve düşük gelirli mahallelere yapılan ayrımcılık ile fırsat yoklu gibi ‘utanç verici’ derin hoşnutsuzluğun isyana dönüşen öfkeyi tetiklediği gerçeği ise artık kabullenilmeli ve gereği de yapılmalıdır.

Aksi halde Fransa’da insanlar, inançlarından, kültürlerinden, ırkları ve renklerinden dolayı küçümsenmeleri, aşağılamaları, ayrıca polis şiddeti ve ırksal adaletsizlik ile ötekileştirilmeleri gibi devam ettikçe, bu olaylar ilk olmadığı gibi son da olmayacaktır.

Fransa’daki yanlış uygulamaların sebep olduğu olaylar, Almanya ve Avusturya ile Hollanda başta olmak üzere tüm Avrupa için bir ders alınacak bir örnek olmalı. Çünkü benzer haksızlıklar ve baskılar bu ülkelerde de yaşanmaktadır.

Yükseliş engellenemeyen ırkçılığın İslam ve Müslüman toplumları ile yabancılara yönelik derin ayırımcılık ve dışlayıcılık ile saldırıların sebep olduğu nefret, kin ve öfkenin her an kitlesel bir isyana dönüşebileceği ve Avrupa’ya yayılabileceği ihtimal dahilinde olduğu unutulmamalıdır. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Haylaz

Hoca uslu durunca futbolcu oyuncu bile oluyorlar .siz hep kulağa hoş gelen sözleri diyorsunuz kahrolsun ırkçılık gibi .Cezayirli müslüman olmasi yada afrikali siyah olmasi suça engel değil .yurt dışında çok durdum eğer polis sert olmasin bunlar adamı evinden çıkarır kendi oturur .siz ben güçsuz zayıf olanı tutayım doğru karar budur diyorsunuz .bir araştırın ABD de siyahiler ne yapiyor

Okur

Günde bir kaç defa "Suriyeliler, afganlılar ülkelerine gitsin " diyen siyasetçilerimiz, siyasi partilerimiz, devrimci, solcu olduğunu söyleyen örgüt ve kişiler ırkçılık yapmıyormu? "Fransa Afrika'da savaşlar çıkardı Afrikalılar göç etmek zorunda kaldı" deriz. Suriye, Libya, afganistandaki savaşlarda Türkiye'nin hiçmi suçu yoktu hiçmi bu savaşları çıkaranlara destek vermedi? "Suriyeliler Esad'ın zalimliginden kaçtı bizim ülkemize geldi" derken bizde Esad'ı devirmek için Suriye devletinin topraklarının ABD ve AB gibi NATO ülkelerinin Suriye'yi parçalamasında yardımcı olmadıkmı? 1968'lerde Türkiye'de ortaya çıkan sol örgütlerin "kahrolsun emperyalizim, NATO ülkemden defol, emperyalist, kapitalist ülkeler ülkemi terk etsin" derken ırkçılık milliyetçilikmi yaptık yoksa devrimcilik, ilericilikmi yaptık? Devrimcilik yapanlar emperyalistleri kovarken iyide emperyalistlik yapanlar yabancılar ülkemizden gitsin derken iyi degilmi? Empeyalist dedigimiz AB ve ABD ülkelerine gidip işlerini, kadınlarını, kızlarını alıyoruz. Hastahanelerinde bedava tedavi oluyoruz, sosyal haklarından yaralanıyoruz, evlerini kiralayıp kiraların yükselmesine neden oluyoruz diye bize ülkemizden "defolun ülkenize gidin, sizi ülkemizde istemiyoruz" dediklerinde kızıyoruz ırkçılıkla suçlayıp kötülüyoruz bizim gibi emperyalist olmayan ülkelerin devrimcileride "emperyalistleri ülkemde istemiyorum, kahrolsun emperyalizim, kahrolsun NATO" derken aynen batıdaki devlet ve halklar kadar ırkçımıyız yoksa biz ırkçı degil devrimcimiyiz?
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23