• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

CHP’de iç hesaplaşmayı kim veya kimler kazanacak?

29 Temmuz 2023
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

CHP içindeki kaynayan kazan artık fokurdamaya ve dışa doğru sıçramaya başladı.

Parti içindeki CHP’yi ele geçirme kavgasının gerçekliği, boyutları ve suçlamaları her geçen gün derinleşmekte ve yeni bir tartışmaya sebep olmaktadır.

Gelinen noktada güç dengeleri içinde yer almaya çalışan partili siyasilerin, ani değişkenlikler ve gizli pazarlıklar nedeniyle görünen ve bilinenlerin yanında bilinmeyen ve görünmeyen bir iç hesaplaşmaya doğru hızla ilerledikleri görülmektedir.

CHP içinde Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığındaki mevcut yönetimine karşı, İBB Başkanı E. İmamoğlu öncülüğünde değişim adı altında bir paralel yapı oluşturduğu görünüyor.

Kılıçdaroğlu’nun ise genel başkanlığı İmamoğlu’na kaptırmamak için son günlerde yoğun bir karşı cephe oluşturma gayretinde olduğu dikkat çekmektedir. 

Geçtiğimiz günlerde internete sızdırılan İmamoğlu öncülüğündeki gizli toplantının video kaydında görünenler hakkında Kılıçdaroğlu ekibi tarafından “İşte yüzyılın ihaneti! Kılıçdaroğlu’na tarihi ihanet!” cümleleri kullanılması, tartışmaların alevlenmesine sebep oldu.

Görevden almalar ve ihraç mekanizmalarını çalıştırarak kendine biat eden bir parti yapısı oluşturmaya çalışırken, ‘İmamoğlu cephesi’ de bir yandan görevden alma ve ihraçlara karşı direnmeye çalışıyor. Diğer yandan ise delege ve Parti Meclisi (PM) ile MYK’dan kendileriyle çalışacak üye avını açık-gizli ilişkiler üzerinden sürdürdükleri artık sır değildir.

Kelimenin tam anlamıyla parti içi liderlik ve kadrolaşma mücadelesi, karmaşa ve ikilemler girdabında bir boğuşmanın içine sürüklendiği söylenmesi yanlış olmaz.

Kısacası, CHP’de zannedildiğinden çok daha büyük bir kavga var.

*

CHP’de olup biten her şeyin iyi örülmüş bir oyundan başka bir şey olmadığı, partinin taşıyıcı kolonları olan ilgili ve yetkili makamları atayan, gerçek güç odaklarından ve olup bitenlerden habersiz olan İmamoğlu, aynen Kılıçdaroğlu gibi şimdiden o güç odaklarının yörüngesine girdiği anlaşılıyor.

Biliyorum ki bazıları bu satırları okurken, acaba deyip derinden derine olayları kendi zihninde değerlendirmeye çalışırken birileri de bu görüşleri reddederek içten içe gülecekler. Ancak o bazıları zaten tarih boyu hep başkalarının çizdiği sınırlar içinde düşünmüş ve yaşamışlardır.

Ancak herkes yazıdaki görüş farkındalığının ne anlama geldiğini zaman sürecinde yaşanacak olaylardan öğrenecektir. 

Sizin anlayacağınız rahmetli Deniz Baykal’ı bir kaset operasyonuyla indirip Kemal Kılıçdaroğlu’nun getiren güç odaklarının, şimdi de benzer bir operasyona hazırlandığı ve Kılıçdaroğlu’nu indirip belli bir süreliğine kullanılmak üzere İmamoğlu’nu genel başkanlığa taşımak istediklerini anlamak zor değildir.

Ancak bu sefer karşılıklı kadro savaşı var. Bu savaşı ise kimin kazanacağı henüz belli değil.

Çünkü 15 kişiden oluşan MYK’yı genel başkan Kılıçdaroğlu kendine göre şekillendirdi. 60 kişilik Parti Meclisinde güç ondan yana görünüyor. Delegeyi ise MYK ve Parti Meclisi (PM) oluşturacağına göre olağanüstü olaylar yaşanmaz ise Kılıçdaroğlu her şeye rağmen koltuğunu korur.

Şu günlerde devam eden parti il ve ilçe kongreleri genel merkezin müdahaleleri yönünde ve Kılıçdaroğlu lehine neticelendirilmesi için yoğun bir baskısı söz konusudur. Bu süreçte istenmeyen olayların yaşanması kuvvetle muhtemeldir.

Çünkü İmamoğlu, genel başkanlık konusunda kendisi ve ekibini yönlendiren o perde arkasındaki iradenin baskısı sonucu, cesaretle meydan okumaya hazırlanma adına belirli bir pozisyon almayı benimsemiş görünüyor.

Sözün özü şu: CHP’nin geleceğini elbette delege belirleyecektir. Ancak, CHP’nin geleceğini belirleyecek olan delegeyi de o malum güçler belirleyeceğine göre CHP’yi delege değil, o güç odakları belirlemiş olacaktır.

Vuruşan iki taraftan biri kazanacak, biri kaybedecek ancak asıl kazanan yine o gizli güç olacak. Zira her iki tarafı birbirinden habersiz yönlendiren o gizli güçtür!

CHP’de kim kazanırsa kazansın CHP’nin ülke iktidarının meşru sahibi olmayı hak etmediği gibi bu olup bitenler bize, CHP’nin de hazırlıklı olmadığını göstermektedir.  

Dileğimiz CHP’nin belli güç odaklarının değil, gerçek vatansever CHP’lilerin hakim olduğu bir CHP olmasıdır.

Bekleyelim görelim…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Deli İbo

Müslüm, CHP'de biat kültürü yok diyorsun gülesim geldi. Onlar sadece Allah'a, Peygamber'e, Kuran'a biat etmiyorlar. Ama efendilerine biat ederken saygıda hiç kusur etmiyorlar. Birde, eğer maddi çıkarları varsa istemedikleri, sevmedikleri hatta nefret ettikleri halde bile biatın kralını yapıyorlar. Şekil Bay Kemal, biat durumu olmasa 11 seçim kaybeden birine hiç katlanılırmı?

Deli İbo

Okurcuğum, Atatürk CHP de rahmetli olalı çok oldu hatta 1938'de bitti. Bu güne kadar Atatürk'ün arkasına saklanıp ateş ettiler, çıkarları doğrultusunda Atatürk'çü oldular. 1938'den beri kullandıkları Atatürk, CHP tarafından tamamen ıskartaya. çıkartılmıştır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23