“Beni seçerek hem Alevilerle hem de Dersimlilerle helalleşin”
Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 13 Kasım 2022’de sosyal medya hesabından paylaştığı videoda bir helalleşme yolculuğuna çıkacağını söylemiş, “Liderliğini yaptığım partinin de geçmişte yarattığı derin yaralar vardır. Geçmişte kırdığımız farklı hayat tarzlarının temsilcileriyle buluşacağım” demişti.
Biz, despotik CHP’nin geçmişte jakoben bir politik tavırla kendileri dışındaki insanların hak ve özgürlüklerini baskı altına alan zihniyetini değiştirme adına Bay Kemal’in bu helalleşme söyleminden kastının yapılan zulümlerden ötürü özür dileneceğini ve normalleşmeye yöneleceğini sanmıştık.
Ancak onun helalleşmeden kastı, CHP’yi Atatürk çizgisinden ve ulusalcılık fikrinden uzaklaştırıp Dersim’de yaşananları katliam kabul edilmesi suretiyle idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarının itibarlarının iadesini sağlamak olduğu yakın zamandaki açıklamalarından anlaşılmaktadır.
Bir hatırlatma:
Dersim’de yeni adıyla Tunceli’de 1937-1938 yıllarında Türk devleti ve hükümetine karşı bölgenin hâkimiyetini ele geçirmeye kalkışan isyancılara karşı mutlak devlet hâkimiyetini sağlamak üzere başlatılan harekât sonucu isyan bastırılmış ve isyancı başları ise idam edilmişti.
Tarihe Dersim İsyanı bir yanıyla Koçgiri isyanı olarak gecen bu eylemi hâlâ zihinlerde diri tutmak isteyenlerden biri de Kılıçdaroğlu’dur.
Her fırsatta ben “Ben Dersimli Kemal” diyerek kendini tanıtan Kılıçdaroğlu, aslında Mustafa Kemal’e ve onun emirleriyle Dersim’in Tunceli olarak değiştirilmesine bir meydan okumadır.
Daha doğrusu bu meydan okumayla Bay Kemal, geçmişin yanlışları üzerinden siyasi rant sağlamak istemektedir.
Cumhurbaşkanı seçilebilmek için her yolu mubah gören Kılıçdaroğlu “Ben Dersimli Kemal, Ben Aleviyim” derken, “Beni Cumhurbaşkanı seçerek hem Alevilerle hem de Dersimlilerle helalleşin” imasında bulunuyor.
*
Her olay gibi Dersim yani Tunceli’de yaşananlar ve Alevilerin uğradığı bir haksızlık var ise elbette tartışılabilir ancak tarihte yaşananları istismar etmek ve onun üzerinden kendi siyasi geleceğine yol aramak adına fitneye sebep olmak bu ülkeye yapılabilecek en büyük ihanetlerden biridir.
Tarihi kin ve nefreti içinde sönmeyen bir ateş gibi saklayan Kemal Kılıçdaroğlu, bir yandan HDP üzerinden PKK terör örgütü ile dolaylı olarak aynı söylemleri kullanarak “demokratik haklar” adı altında “Yerel yönetimlerde ‘Özerklik’ hakkını getireceğiz” diyerekülkenin bölünmez bütünlüğü ve egemenliğini hedef alırken, diğer yandan ise Twitter hesabından paylaştığı “Alevi” başlıklı videoda, “Ben Aleviyim” ifadelerini kullanarak, inanç ve mezhepler üzerinden siyaset yapma tartışmalarının başlamasına sebep olmuştur.
Bay Kemal’in “Ben Dersimli Kemal, Ben Aleviyim” gibi cümleler kurması ise “dini değerleri istismar ve etnik kimlik siyasetini” kışkırttığı gibi aynı zamanda çeşitli halk katmanlarında kutuplaştıran, ötekileştiren ve bölen eylem ve girişim olmakla beraber hukuken de bir suçtur.
Bu ülkenin Cumhurbaşkanlığına talip olan Kılıçdaroğlu ve avanesi şunu bilsin ki; ülkenin bölünmez bütünlüğü ve milletimizin birliğine zarar veren girişimlerle ‘Etnik kimlik ve inanç istismarı’ üzerinden siyaset yapanlar,bu ülkenin meşru iktidarının sahibi olamamıştır ve de olamayacaktır.
HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan “Alevi ve Kürtler aynı noktada buluşmalı. Biz bunun için Kılıçdaroğlu’nu destekliyoruz.
Çünkü onun gelişiyle operasyonlar son bulacak, zindanlar boşalacak, dağda ve ülke dışında mücadele edenler rahatlayacaklardır. Kürtler ve Alevilerin bütünleşmesiyle gelecek yüzyılda Kürdistan ve Türkiyeli halklar özgürleşecek” açıklamaları gizli ve kirli pazarlığın ifşasıdır.
Bu gerçekler dikkate alınarak 14 Mayısta sandığa gidilmeli.
Önceliğimiz ülke ve milletimizin âli menfaatleri olmalıdır.







