--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Tarihi helikopter kazası

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
17

 

İhtilafı gidermek ve önlemek de önemli bir ittifak çeşididir. Sünni-Şii ayrışması bu ümmetin en derin ihtilaflı konularından biridir. Bu ihtilafı azaltacak, giderecek her türlü çaba, her türlü gayret, her türlü hamle, her türlü jest zahirde ne kadar küçük olursa olsun, sürekli bize ittifakı emreden Rabbimiz katında mutlaka çok büyüktür; mutlaka çok kıymetli, çok değerlidir.

Bu açıdan, İran Cumhurbaşkanı merhum İbrahim Reisi ile birlikte yanındaki ricali devletten sekiz kişinin canına mal olan elim helikopter kazası sonrasında Türkiye’nin en üst seviyede sergilediği alicenap tavır bütün sağduyu sahiplerini memnun etmiş, bütün vicdan sahiplerinin gönlüne inşirah salmıştır. Vefat edenlerin cümlesine Allah’tan rahmet, bütün İran halkına sabırlar niyaz ediyor; hüzün ve kederlerini can ü gönülden paylaşıyoruz.

Cumhurbaşkanları ile birlikte sekiz üst düzey devlet yetkilisini elim bir kaza sonucu kaybetmiş kardeş İran toplumu hüzün ve kedere boğulmuşken bizim de bu hüzne, bu kedere iştirakimizin bir sembolü olarak milli yas ilan etmemiz gayet isabetli, gayet insani bir karardır. Bazı çatlak sesler aksini iddia etseler, yalanlarını ve onlara ait ihmalleri bize delil yapmaya çalışsalar da bu konu, mütekabiliyet çerçevesinde ele alınabilecek, o çerçevede tartışılabilecek bir konu değildir. Konu spontanedir ve şükür ki bizde bir karşılığı da yoktur, olmamıştır.

Reisi ve beraberindekilerin uğradıkları kaza mahalline, olumsuz koşullar sebebiyle teknik olarak İran tarafından ulaşılması mümkün olmayınca, Türkiye’den bu konuda yardım istenilmiş, Türkiye de bu talebe derhal olumlu karşılık vererek yüz akımız Akıncı İHA’yı göndermiş ve kısa zamanda kaza mahalline ulaşılarak gereken her türlü teknik yardım yapılmıştır. Bu vesile ile de Türkiye insanlığın, özellikle de Müslüman toplumların maşeri vicdanında -içimizdeki yabancılaşmışların dışında- taht kurmuş, bir kez daha güvenirliğin sabit adresi olmuştur.   

İran, kullandığı devlet dili itibariyle konunun hava muhalefetinden kaynaklanan bir kaza olduğunu deklare etmiştir. Şu anda sabotaj ihtimalini öne çıkaracak ne sözlü kabul ne de teknik bir bulguya da ulaşılmış değildir. Ne ki böylesi önemli bir olaya söz konusu ihtimali tamamen görmezden gelerek yaklaşmak da realite açısından imkansızdır. 

İran’ın devlet deklaresinin en makul ifade olduğunu söylemek durumundayız. Bir sabotaj söz konusu olsa bile İran’ın bunu açıktan dillendirmesi, savaş ilanı anlamına gelir. Bu da içinde bulunduğumuz ateş çemberi coğrafyayı ebedi cehenneme çevirmek olur. İran bu tavrını sürdürmeli, her türlü kışkırtıcı akıl vermelere kendini kapalı tutmalıdır.

Sabotaj tezini doğru kabul edecek olursak, böylesi bir sabotajı tek başına İran’ın iç çekişmesine indirgemek ve bunu bir iktidar kavgasına bağlamak, bu sabotajda dahli bulunan dış mihrakların kendilerini perdelemeleri için oynadıkları oyunun tuzağına düşmek de olabilir. Bu sebeple de konuyu İran’ın iç meselesine indirgeyici yaklaşımlara yüzde yüz haklılık payı vermek isabetli değildir.

 ABD, İsrail ve “Başka Bazı Ülkeler” gibi bu çeşit sabotajlar adına sabıkası kabarık ülkelerin hemen akla gelivermesi ihtimali isabetli olabileceği gibi kolaycılığa kaçmanın bir varyasyonu da olabilir. Şayet söz konusu ihtimali doğru kabul edecek olursak, maksadın İran’la Azerbaycan arasındaki gerilimi tırmandırarak bir savaş hattı meydana getirmek ve ardından tabii bir sonuç olarak Türkiye’yi de bu hatta dahil etmek, olabilir. Bu varsayım, sabotajın neden Reisi’nin Azerbaycan dönüşüne denk getirildiğini de izah eder.

  ABD, istikrarlı bir Ortadoğu’yu kendi çıkarları açısından tehlikeli bulur. Bu sabotajla, kendisi için tehlikeli gördüğü istikrarı kısmen de olsa ertelemiş sayılır. “Başka Bazı Ülkeler”, baştan beri İran’ı, doğrudan İsrail’le bir savaşın içine çekmek emelindedir. Reisi, bu “Başka Bazı Ülkeler”in oyununa gelmemiş, sabotajla ona  bedel ödettirilmiştir. İsrail, çizilen karizmasının intikamını almıştır.

İran içindeki radikal devrimciler, ılımlı bir İran modeline karşı oldukları için, bu sabotajdan onların kazançları Ayetullah seçilme ihtimali yüksek bir kişiyi veya helikopterdeki diğer aday kişileri devre dışı bırakmaktır. Zaten, hem İran içi radikalleri, hem ABD, hem “Başka Bazı Ülkeler”i ve İsrail’i aynı ortak çizgide buluşturan strateji ılımlı İran modelini önlemektir.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, mevkidaşı İbrahim Reisi hakkındaki hüsnü şehadetleri, bizim için uyulması gereken en önemli referanstır. Bu vesile ile İbrahim Reisi’ye ve aynı kazada manevi şehadet şerbeti içen kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm İran halkına baş sağlığı diliyorum. Rabbim taksiratlarını affetsin, makamlarını ali, mekanlarını cennet eylesin. Bu elim tarihi kazayı da ümmetin birlik ve beraberliğine vesile kılsın.

 

Yorumlar

(17)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Müslümanca

26 Mayıs 2024 16:22

Peygamber Efendimiz, müminin derdiyle dertlenmeyin bizden değildir, buyurur. Reisin ilan ettiği milli yası da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.Onlar bizim için yas ilan etmiş etmemiş ne önemi var. Zaten garibanların yarı ömürleri yas tutarak geçiyor...

Kızılelma

26 Mayıs 2024 13:11

İttifakı İslam yolunun önündeki en büyük engel Şii Sünni ayrışmasıdır. Bu ayrışmayı birden ortadan kaldıramayız. Fakat karşılıklı diyaloglarla ayrışmanın ateşini aşağı seviyeyelere düşürebiliriz. Gayret bizden başarı Rabbimizden.

Müdrik

25 Mayıs 2024 19:17

İran’ı yalnızlaştırma sadece İslam düşmanlarının işine yarar. Her türlü sosyal aktiviteleri devreye sokarak İran’la olan ilişkilerimizi pekiştirmeliyiz.

Reisi

25 Mayıs 2024 12:47

İran konusunda bizim için ezber bozan bir yazı. FETÖ ile aynı safta durmamanın da önemli bir belgesi... Latif abiyi ayrıca bu istikametli duruşu sebebiyle tebrik ediyorum.

Semih

25 Mayıs 2024 10:32

Şii yayılımcılığının en sinsi yöntemlerle temsilcisi olan , tarihin her döneminde hem Sünni coğrafya hem de Türklerle mücadele eden bu ülkeye muhabbet neden? İkinci evim burası diyecek kadar nedir bu İran sevgisi. İranlılar müslümandır sonuçta bu anlaşılabilir, onlara muhabbet ( dikkatli olmak koşuluyla) duyulabilir ama İran devleti ve ricaline duyduğunuz bu muhabbet hem çok yanlış hem çok düşündürücü!

Açlıkalın

25 Mayıs 2024 12:00

Ölenler, öldükleri andan itibaren devlet ricali değil sıradan bir vatandaştır. Kaldı ki Latif Erdoğan’ın yazısında herhangi bir muhabbet ifadesi de yoktur. Ölenler mümin ise ancak rahmetle anılır.

Sempatizan

25 Mayıs 2024 10:15

Latif Erdoğan’ın bu yazısını, konuyla ilgilenen bütün köşe yazarları ve televizyon yorumcuları okumalı. Çoğu havanda su dövüyor...

Uhra ve dünya birlikteliğini en güzel yansıtan yazı

25 Mayıs 2024 10:06

Elhamdülillah. Allah razıolsun

Fethiyeli Osman

25 Mayıs 2024 09:02

Latif abi,çok mutedil ve istikametli aklı selim bir değerlendirme Allahrazıolsun

Latif aga

25 Mayıs 2024 08:59

Kazadan dolayı İranlılar nerdeyse tüm ülkelere teşekkür ettiler, bayraklarını koydular, sen İHA gönderdin, kazanın yerini tespit ettin, senin ne adını andılar, ne bayrağını koydular. Bu mu kardeşlik, bu mu dostluk. İran halkının büyük bir bölümü bizim kardeşimiz, onları tenzih ederek yazıyorum, bir Türk bir Müslüman olarak şunu söyleyebilirim ki, Yahudiler ve Ermeniler dahil dünyadaki tüm milletler bizle dostluk yapabilir lâkin molla rejiminden dostluk göremezsiniz.

Cevabi

25 Mayıs 2024 11:17

Soru, niye ki?

Ahmet Serdar

25 Mayıs 2024 08:32

Başka bazı devletler kim ola ki ? İngiltere ve uyduları mı?

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle