--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kıssadan hisse: Ağır emanet

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
19

 

Bize gelen iyiliklerin, güzelliklerin kaynak olarak tek adresi Allah’tır. Şerlerin, kötülüklerin kaynak olarak tek adresi ise kendimiziz. O zaman, sahiplenmemiz gerekenler yanlışlarımızın, hatalarımızın, eksikliklerimizin bilançosudur. Başarıların, iyiliklerin, güzelliklerin kaynağı olmadığımız gibi hakiki sahibi de değiliz.

Hz. Ömer, bu sorumluluk bilinciyle hareket etmiş, idare ettiği kişilerin başına gelen bütün musibet ve belalarda sorumluluğu üzerine alarak, benim yüzümden oldu, demiştir. Bu şuur onu sürekli murakabeye, sürekli istiğfar ve tövbeye yönlendirmiş, o da bir kul olarak üzerine düşen vazifeyi hakkıyla eda etmiştir. 

Kendi döneminde kelaynakların eskisi gibi görünmez olduğunu görünce çevre yerlere insanlar göndermiş, onlardan kelaynakların görüldüğüne dair olumlu cevap gelince, kendi devrinde bir hayvan neslinin tükenişinin vebalinden kurtardığı için Rabbine şükür secdesinde bulunmuştur. 

İdaresi altındaki yerlerde değil insanların haksızlığa uğraması, hayvanların dahi haksızlığa uğramasından endişe duymuş, bir kurt bir kuzuya saldırsa korkarım bunun hesabını Allah, Ömer’den sorar, demiştir.

Torunu Ömer b. Abdülaziz de aynı şuur içinde halifelik yapmıştır. Öyle ki, o halife olduğunda dağdaki çobanlar “Halife olan bu salih insan kim?” diye sormaya  başlamışlar, onlara siz bu kişinin salih bir insan olduğunu nereden biliyorsunuz, diye sorulunca da, halife salih bir insan olunca, kurtlar koyunlara saldırmıyor, cevabını vermişlerdir. Bir gün nasılsa bir kurt koyuna saldırır. Çoban eyvah salih adan öldü, diye bağırır. Gerçekten de o gün Ömer b. Abdülaziz vefat etmiştir.

Medine’de baş gösteren kuraklık sebebiyle Hz. Ömer, günlerce hüzün ve keder içinde kıvranır. Sonra aklına şimşek çakar gibi bir fikir gelir. Hemen evinden çıkar, koşarak Hz. Abbas’a ulaşır. Onu elinden tutarak adeta sürükler gibi sahraya götürür. Hz. Abbas’ın ellerini kendi elleriyle semaya kaldırır. Ya Rabbi, bunlar senin Habibinin amcasının elleridir. Bu eller hürmetine bize yağmur ver, diyerek dua eder. Yağmur yağar, Hz. Ömer şükür secdesine kapanır. Kuraklıktan kendisini sorumlu tuttuğu için duasını Hz. Abbas’ı vesile edinerek yapmıştır.

Hz. Ömer, hilafeti yekpare sorumluluk olarak kabul eder. Öyle ki, bu mevzuda kendisini kurban olarak nitelendirir. Bu sebepledir ki, yerine oğlu Abdullah’ı vasiyet etmesi teklif edilince, bir evden bir kurban yeter, buyurur.

Bir gün hutbe verirken, cemaate “Dinleyin, itaat edin” anlamına gelen cümleleri söyler. Cemaatten biri ayağa kalkarak “Seni dinlemiyor, sana itaat etmiyorum” karşılığını verir. Hz. Ömer sebebini sorar. Adam: “Ya Ömer! Beytülmalden hepimize aynı miktarda kumaş paylaştırıldı. Ben bana verilen kumaş kısa geldiği için üzerime bir elbise diktiremedim. Sen benden uzun olduğun halde şu üzerindeki elbiseyi nasıl diktirdin? Bunun cevabını vermedikçe seni dinlemem, sana itaat da etmem.” Hz. Ömer, cemaat içinde bulunan oğlu Abdullah’a seslenir, üzerindeki elbisenin hikâyesini anlatmasını ister. Abdullah b. Ömer ayağa kalkarak şunları söyler: “Beytülmalden hepimiz aynı eşitlikte kumaş aldık. Payımıza düşen kumaştan ne ben ne de babam elbise diktirebildi. Ben payımı babama verdim, şu anda üzerinde gördüğünüz elbise ikimizin payından dikilmiş elbisedir.” Bunun üzerine adam ayağa kalkar: Ya Ömer şimdi konuş, seni dinliyor ve sana itaat ediyorum, der.

Kardeşi Akil, halife Hz. Ali’den bir miktar yardım ister. O da istediği miktar kadar parası olmadığını söyler. Akil, halifesin, beytülmalden ver, deyince de, ben sana daha kolayını söyleyeyim, karşılığını verir. Akil, nedir, diye sorunca da: “Medine çarşısına git, gözüne kestirdiğin bir dükkâna gir, eline geçen ne varsa al, çık” der. Akil, sen bana hırsızlık mı teklif ediyorsun, diye kızınca da: “Beytülmalden istediğinin bundan ne farkı var” cevabını verir.

Hz. Ebu Bekir, vefatı yaklaşınca, yatağının yanındaki bir testiyi göstererek, benden sonraki halifeye bu testiyi verin, diye vasiyette bulunur. Testi Hz. Ömer’e getirilince kırar, içindeki bozuk paralar dökülür. Bir de pusula vardır: “Bana verilen maaştan ihtiyaç dışı artırdığım paralardır. Beytülmale aittir.” Hz. Ömer pusuladaki yazıyı okuyunca hıçkırıklara boğulur, kendinden sonrakiler için çok ağır bir emanet bıraktın ey Ebu Bekir, der. Kıssadan hisse alabilmemiz dua ve ümidiyle…

NOT: Hamas Lideri Haniyye’nin çocuklarının ve torunlarının şehit edilmesi vesilesiyle hem bütün Filistinli şehitler hem de onun ciğerparelerinin şehadeti adına taziyelerimi bildiriyor, failleri olan İsrailli alçakları şiddetle telin ediyorum…

 

Yorumlar

(19)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

İshak Aykan

29 Mayıs 2024 12:39

Sayın Erdoğan, yazınız için teşekkürler. 

Hasan Ulubatlı

14 Nisan 2024 11:34

Gazze mevzusunda Reis’e laf etmek için vicdanını kaybetmiş, kalbini karartmış FETÖ şeytanı olmak lazım.

Kızılelma

13 Nisan 2024 20:09

Üstad, senden eğitim ağırlıklı, ittihadı islamı projelendiren yazılar da bekliyoruz. Bu konuları pratiğe dökecek fikir ve aksiyonlara ihtiyaç şedit.

Asr ı Saadet

13 Nisan 2024 15:14

böyle idarecilerle Işıl Işıl parlamış. Dili yalan bilmez. Korkusuz kahramanlar. Herşeyi şeffaf. Münafıklar o zaman da var. Fitneciler de var. Şimdiki yahudi maşası fetö fitnecileri gibisi yok. Ahir zamanda fitne felaket.

محمد گنچ

13 Nisan 2024 14:27

اسلام عليكم و رحمت الله Rab'bim ebeden râzî olsun. Bayramın mübarêk olsun.

Bozkurt

13 Nisan 2024 13:20

Fazla vuzuh köreltir. Yazarın kıssalarla meramını anlatması gayet isabetli olmuş. Herkes dersini kendi anlasın. Gereğine göre davransın. İstenen de zaten budur.

La Fontaine Masalları

13 Nisan 2024 10:49

Hele bir bak İslam ülkelerine, halkı Harun, yönetenleri Karun.

Keşke daha aleni yazabilseydin

13 Nisan 2024 09:33

Geçti o devirler hocam. İslam ülkelerine bak, yöneticileri zengin, halkı fakir bir tablo görürsün, tabiki görebilirsen.

Yüzyıllar içinde İdareciler İslam dan uzaklaştı

13 Nisan 2024 15:04

Hz Ömer de Ebubekir de devrinde zengindi. Ama mallarını harcadılar.

Mustafa Reyhan

13 Nisan 2024 09:18

Zevkle bir solukta okudum. Çok yararlandım teşekkür ediyorum

Senin yorumunun aynısını birbaşka yorumcu yazmış

13 Nisan 2024 15:09

Muhtemelen aynı kişi. Derdi İslam değil bu yorumların. Su i niyetli yorumlar. İdarecilerin zenginliğini nazara vermek istemiş. Haşhaşi lerin devletten gasbettiklerini bilen birisi. FETÖ istikballeri ömürleri çaldı. Hak çaldı Hukuk çaldı.

Ahmet Serdar

13 Nisan 2024 09:11

Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az. Dua ve ümidinize katılıyorum. Selamlar...

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle