--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ailede huzur

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
27

 

Ahmet Hamdi Tanpınar, “Huzurlu olmak için huzursuz olmamak kafi sebep değildir; o bizzat var olmalıdır” der. Bilindiği gibi, onun en önemli romanlarından birinin adı da “Huzur” dur.

Huzur, teknolojik imkan veya refah seviyesiyle elde edilebilecek bir olgu değildir. Huzurun büyük çoğunluğunu manevi değerlerde aramak gerekir.

Aile, söz konusu manevi değerlerin bütününü temsil eden en önemli huzur kaynağıdır. Anne, baba, kardeş ve diğer aile büyüklerinden oluşan ve sürekli varlıkları birbirini tamamlayan, takviye eden bu huzur kaynağının ana unsurlarını karşılıklı sevgi, saygı, güven ve ebedi beraberlik şuuru oluşturur. Bu unsurlardan biri sarsıldığında aile hayatı sarsılır, unsurların kaybedilmesi ölçüsünde de varlığını, varlık değerini kaybeder. Sadece varlık değerini kaybetmekle kalmaz, aile huzursuzluğun serbest oyunlarının oynandığı istenmeyen, sevilmeyen, arzu edilmeyen bir karanlık kuytu haline döner. Dış tahrikler karşısında korunma refleksiyle sığınılan fakat bir an önce kurtulup çıkılmak istenen kuytu… Batıda ailenin dramı budur, şimdi bizler de aynı dramın oyuncularıyız.

Karşılıklı sevgi, anne tarafından sonsuz bir şefkate dönüşen, yavruları için gerektiğinde seve seve canını verecek ölçüde feragatin sembolleştiği abidevi hale bürünür. Koca, bu abidevi şahsiyet karşısında sevgisine saygısını da harç eder, ömür boyu minnettarlığın şekillenmiş yankısı haline gelir. Çocuklar, anne- babalarını azizlerden aziz bilir, onları örnek model edinerek hayatlarına çekidüzen verirler. Onları hoşnut edebilmek için edep ve terbiyenin en yüksek yamaçlarında dolaşırlar. Anne- babaya “öf” bile demeyin çağrısı onların vicdanlarında sürekli yol gösterici bir rehber olur. Onlarla birlikte geçirilecek ömür dakikalarını kaderin kendilerine en büyük armağanı bilirler.

Karşılıklı saygı, anne- babanın birbirinin hakkına riayette gösterecekleri olağan üstü hassasiyetin sıradanlaşmasıyla hasıl olur. Gösterilen hürmet, her iki taraf için gayet tabii, olması gereken davranışlar bütünüdür. Çocuklar için anne- baba her halükarda saygıya layık mevkidedir; hiçbir arızi sebep bu konuda istisna özrü değildir, olamaz. Anne-baba bu saygıyı hal diliyle çocuklarına telkin eder; saygı çocuklarda karakter haline gelir. Esasen topluma da ancak böylesi bir saygı karakteri yansır; saygıyı bir toplum ahlakı haline getirir.

Karşılıklı güven, anne- babanın birbirine sonsuz bir güvenle bağlanmasıdır. Doğruluk, dürüstlük, ahde vefa gibi ahlakı değerlerin hasıl ettiği iç huzurun olmazsa olmaz şartı bu karşılıklı güven duygusudur. Güven, emanette emin olma halidir. Güvenin sarsıldığı yerde ne iç huzurdan ne de iç huzuru besleyen diğer ahlaki değerlerin varlığından söz edilemez.

Hem kadın hem de erkek için “gayret” anlamında kıskançlık söz konusu güvenin sigortasıdır. Kıskançlığın devre dışı kaldığı yerde karşılıklı güven korumasızdır. Gayret anlamındaki kıskançlığın itidal ve istikamet çerçevesinde korunması, ailenin korunmasıyla eş değerdir. Bu duyguyu yok etmeye çalışan bütün gayretler, aile ve yuvayı yıkmaya yönelik çalışmalar zümresindendir. 

Kadının örtünmesi, güveni koruyan en fıtri;  açık- saçıklık güveni sarsan en yıkıcı haldir.(Sözün burasında Tesettür Risalesinin okunmasını hatırlatmak durumundayım.) Kısa bir bölümünde deniliyor ki: “İnsan,  hemşire misüllü/ benzeri mahremlerine karşı fıtraten şehevani his taşımıyor. Çünkü mahremlerin simaları, karabet ve mahremiyet cihetindeki şefkat ve muhabbet-i meşruayı ihsas ettiği cihetle, nefsi şehevani temayülatı kırar. Fakat, bacaklar gibi şeran mahremlere de göstermesi caiz olmayan yerlerini açık bırakmak, süfli nefislere göre gayet çirkin bir hissin uyanmasına sebebiyet verebilir. Çünkü mahremin siması mahremiyetten haber verir ve namahremlere benzemez. Fakat mesela açık bacak, mahremin gayrısıyla müsavidir.

Mahremiyeti haber verecek bir alamet-i farikası olmadığından, hayvani bir nazar-ı hevesi, bir kısım süfli mahremlerde uyandırmak mümkündür. Böyle nazar ise, tüyleri ürpertecek bir sukut-u  insaniyettir.” (24. Lema)

Aile içi huzuru sürekli kılan en önemli faktörlerden biri, karı- koca arasındaki birlikteliğin ebet- müddet devam edeceğine olan inançtır.  Böylece, kadın kocasına, kocası hanımına geçici günlerle sınırlı bir dost ve arkadaş olarak değil, varlığı ebedi alemde de devam edecek bir dost ve arkadaş olarak bakar. Yaşlanmalarla, fiziki olarak çirkinleşmelerle aradaki dostluk ve arkadaşlık bağı sarsılmaz aksine sevgi ve muhabbete şefkat de eşlik ederek kuvvet kazanır.

 

Yorumlar

(27)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Zuhurat

5 Haziran 2024 15:17

Dünya ve ahirette ebedi ve daimi süruru isteyen, iman dairesindeki terbiyeyi Muhammediyeyi (Aleyhisselam )kendine rehber etmek gerektir.

Doğrusu

5 Haziran 2024 10:56

Her kim fani hayatı esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da manen cehennemdedir. Ve her kim baki hayata ciddi müteveccih ise iki dünya saadetine mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da dünyasını cennetin intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder...

Hendese

5 Haziran 2024 10:36

Eğer bedbaht olmak istemezsen ve bahtiyar olmak istersen Kuranı dinle ve hükmüne muti ol! Ve ona yapış! Ve ahkamıyla amel et!..

Burç

4 Haziran 2024 21:36

Elhasıl, ahiret gibi dünya saadeti dahi ibadette ve Allah’a asker olmaktadır.

Dağarcık

4 Haziran 2024 21:25

Demek iman bir manevi tubayı cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise manevi bir zakkumu cehennem tohumunu saklıyor. Demek selamet ve emniyet yalnız İslamiyette ve imandadır.

Galip

2 Haziran 2024 19:06

İman insanı insan eder, belki insanı sultan eder. Aile hayatı da elbet imanın bu özelliklerinden nasiplenir. İman ne büyük nimettir!

Kanber

1 Haziran 2024 18:24

Selamlar çok güzel açıklamalar yaptınız Ağzınıza sağlık bütün ailelerin bu ve benzeri bilgileri edinmesinde çok faydalı olduğunu düşünüyorum

Referans

1 Haziran 2024 13:49

Yazıda referans gösterilen Tesettür Risalesi yani 24. Lema çok çok önemli bir eserdir. Bediüzzaman sadece bu risaleden ceza almıştır. Bu da söz konusu risalenin önemini işaretlemesi bakımından sanırım yeterlidir.

Cemre

1 Haziran 2024 15:09

FETÖ, Adnan ve türevlerinin tahrif ve tahriplerine başörtüsünden başlamalarının sebebi de bu vesile ile açığa çıkmış oluyor. Tesettür, siyasi bir sembol değil, dini bir şiardır. Estetik bir tercih değil, etik bir değerdir.

Nuh

1 Haziran 2024 19:45

Bırakın risaleyi yaradanın kitabını birinci elden Kuranı Kerim den öğrenin ve uygulayın örnek: tesettür nur suresi otuzuncu ayetten sonrasını okuyun herkes cok net anlar.

Mamud

1 Haziran 2024 13:26

Dilşad olacak diye kaç yıl avuttu felek Saçıma karlar yağmış boşuna yaz beklemek Ne bülbül dile geldi ne de açtı bir çiçek Saçıma karlar yağmış boşuna yaz beklemek Besteciler: Huseyin Turgut Yarkent / Anil Avni Allah (C.C.) Dünya'da "huzur"u yaratmadı ki 'huzur' arayalım...

İzmirli

1 Haziran 2024 13:07

FETÖ itinin adamları kesinlikle Risale-i Nur okumuyorlardı. Hatta nefret ediyorlardı. Bu yüzden onu sadeleştirdiler. Sonra 15 Temmuz oldu. Yeni ediyorum

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle