--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ailede huzur (2)

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
19

 

Dinden boşalan yeri başka hiçbir disiplin; İslam’dan boşalan yeri de başka hiçbir din dolduramaz. Ne ki İslam, itikat, ibadet, muamelat ve güzel ahlakla bir bütün olarak yaşandığında bu böyledir. Onun bütünlüğünü ihlal edecek her müdahale İslam’ı gerçek İslam olmaktan çıkarır ve sonuçta bütünden beklenen netice elbette akim kalır.

İslam’ın aile inşasıyla ilgili getirdiği düzenlemeleri de bu çerçeve içinde değerlendirmek gerekir. Diyelim ki, karı-koca arasında denklik (Küfüv) bir esastır. Bu denklik, günümüz dünyasında, ekonomik ölçüler, fiziki özellikler, toplumsal statüler bağlamında değerlendirilmekte, zenginlik, güzellik, gençlik ve vaat edilen hayat standardı baz alınarak gerçekleştirilmektedir.

Dinin bir bütün olarak yaşanması anlamına gelen diyanet denkliği ise ya hiç gündeme gelmemekte ya da bu konuya istenen ölçüde duyarlılık gösterilmemektedir. Halbuki, aile huzurunun kaynağı diyanetteki denkliktir. Diyanetten boşalan yeri başka hiçbir denklik teklifinin doldurması mümkün değildir. Bediüzzaman Hazretleri, bu denkliğin önemine ve bozulması halinde meydana gelecek sarmala dikkat çekerek şöyle der:

“Şer’an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münasip olmalı. Bu küfüv ve denk olmak, en mühimmi diyanet noktasındadır. Ne mutlu o kocaya ki kadınının diyanetine bakıp taklit eder, refikasını hayat-ı ebediyede kaybetmemek için mütedeyyin olur. Bahtiyardır o kadın ki kocasının diyanetine bakıp “Ebedî arkadaşımı kaybetmeyeyim” diye takvaya girer.

Veyl o erkeğe ki saliha kadınını ebedî kaybettirecek olan sefahete girer. Ne bedbahttır o kadın ki müttaki kocasını taklit etmez, o mübarek ebedî arkadaşını kaybeder. Binler veyl o iki bedbaht zevc ve zevceye ki birbirinin fıskını ve sefahetini taklit ediyorlar. Birbirine ateşe atılmasında yardım ediyorlar.”(24. Lema)

 İçinde, yüzlerce toplayıcı, birleştirici dinamikleri bulunan dinin yaşanmadığı bir aile ortamı baştan temelsizdir, en ufak sarsıntıda yıkılmaya mahkûmdur. Ya da böyle bir birliktelik sadece dünyevi varlıklarla denkleşmiş bir birlikteliktir. Dünyevi varlıklar zenginlik, toplumsal statü olabileceği gibi, gençlik, güzellik de olabilir. Söz konusu denkleşmede (küfüv) terazinin iki kefesinden birinde görülecek en küçük eksilme dengenin bozulmasına sebep olur. Zenginlik gidince, toplumsal statü kaybolunca onlara dayalı kurulan aile dengesi de bozulur; gençliğin gidişi, güzelliğin bitişi sürekli aile dengesini tehdit eder.

Dindar insanların aile hayatlarında bir huzursuzluk varsa, evvela problemi diyanetteki başarı veya başarısızlıkta aramak gerekir. Her insan gibi dindar insanlar da bazı psikolojik sorunlar yaşayabilir ve bunlar aile huzuruna olumsuz etkide bulunabilirler. Fakat bu kişisel arızalar, diyanetin manevi gücüyle her zaman aşılır, geçici arızalar düzleminde kalırlar.  

 Aile huzurunu koruyacak en önemli faktörlerden biri de kuşkusuz çocuk sahibi olmaktır. Zaten evlenmenin öncelikli maksadı neslin devamıdır. Bu maksadı unutturucu her türlü telkin, evliliği sadece cinselliğin tatminine indirgeyen her türlü anlayış yanlıştır, doğru değildir, insani de değildir.

Anne-baba asli görevlerinin erdemli nesiller yetiştirmek olduğunu asla unutmamalı; mevcut yozlaşmaları gerekçe göstererek, evlat sahibi olmaktan ve erdemli nesiller yetiştirme gayretinden asla vazgeçmemelidir.

Her dediği yapılan, hiçbir isteği geri çevrilmeyen çocukların sağlıklı yetiştirildiği söylenemez. Bazen mahrumiyetler, terbiyede daha etkili olumlu sonuçlar doğurur. Bu sebeple de bolluk ve refah içinde, hayat standardı yüksek, sayısı ve sınırı belirsiz fanteziyeler uğruna az sayıda çocuğa sahip olmayı, normal bir hayat standardında yetişen çok sayıda çocuğa sahip olmaya tercih etmemeli, özellikle zengin ve varlıklı aileler çok sayıda çocuğa sahip olmayı ilke edinmelidir.

Neslin korunmasının bütün anne ve babalara düşen bir görev, bir sorumluluk olduğu asla unutulmamalıdır. Bütün milletlere ait bu ortak fıtri meyil, herkesin gücü nispetindeki bir sayıyla ve doğal bir kabullenme ile paylaşılmalıdır. 

Anne-babanın çocuklarına göstereceği yakın ilgi, alaka çocuk için hava kadar su kadar önemlidir. Başka hiçbir şefkat kucağı anne-babanın şefkat kucağı kadar sekine verici, huzur bahşedici olamaz. Anne- babayı da çocuklarını sevmek, okşamak, öpmek kadar hiçbir eğlence mutlu edemez. Anne-baba çocuklar için nasıl ilahi bir lütufsa, çocuklar da anne- baba için öyledir. Aile bu bilincin verdiği huzurla temellenir, sarsılmaz, sağlam hale gelir. 

 

Yorumlar

(19)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Aydın Aydınlı

9 Haziran 2024 13:14

Müslümanlar aile konusunda ve çok çocuk sahibi olma meselesinde çok uyanık olmalıdır. Baksanıza Oğul Erbakan bile son yerel seçimlerde Reisin çok çocuk teklifini siyasi malzeme yaptı. Gerçekten ayıp etti.

Efe Yiğit

9 Haziran 2024 12:31

Reis senelerdir, çok çocuk sahibi olmaya vurgu yapıyor. Nikah törenlerinde şahitlik yaptığı her törende öncelikle bu konuda gelin ve damattan söz alıyor. Konunun siyasi değil milli bir mesele olduğu şimdi apaçık görünüyor. Hiç olmazsa konunun ciddiyeti bundan böyle tüm toplumda karşılık bulsa.

Hulusi

9 Haziran 2024 10:16

Nüfus planlaması batının bize dayattığı bizi bitirme planıydı. Özellikle içimizdeki batıcılar kullanıldı. Ne yazık ki bu sinsi plan toplumda karşılık da buldu. Aman dikkat edelim. Çok çocuk sahibi olmayı kültürel bir ilke haline getirelim. Şu anda lehimizde olan demografik yapıyı aleyhimize çevirtmeyelim.

Düşünür

9 Haziran 2024 07:25

Yerinde sarf olunmayan bir muhabbeti gayri meşruanın cezası merhametsiz musibettir. Burada Bediüzzaman gayrı meşru şeylere muhabbetten bahsetmiyor, muhabbetin gayrı meşru olanına, yerinde sarf olunmayan diyerek tarif getiriyor. Öyleyse her türlü sevmenin meşru olanını esas edinmelidir. O da Allah için sevmek prensibiyle yakından alakalıdır. Sevdiklerimizi Allah için seversek ancak bu sevgi bize mutluluk verir.

Dağarcık

8 Haziran 2024 19:22

Ey nefsim! Deme zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder, maişet derdiyle sarhoştur. Çünkü ölüm değişmiyor, firak bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Aczi beşeri, fakri insani değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sürat peyda ediyor. Şu cümlelerin hepimizi tekrar tefekküre sevk etmesi dileğiyle..

Aile çözüm

8 Haziran 2024 15:54

Ücretsiz izinler arttırılarak 4 yaşına kadar sorunun bir kısmı çözülür. 4 yaşına gelen çocuk devlet okulunda ana sınıfına gider. Prim desteği verilerek teşvik edilmeli aile. Ücretsiz izinde maaş ödemesi olmadığından devlete yük gelmez. Başka türlü kimse çocuk yapmaz, ailede huzur olmaz, çocuklar sağlık bir ruh haliyle büyümez.

Aile çözüm

8 Haziran 2024 15:42

Sadece laf ile, nasihat ile olacak iş değil. Çalışan annelere ücretsiz doğum izni 4 yıl yapılmalı.Primleri ödenerek teşvik edilmeli.Herkese çocuğunu kendi büyütme imkanı verilmeli.Yoksa aile düzelmez. Her tarafa kreş açmaya çalışmak, kreş desteği vererek aile kurumu çökertilmekte.Bu başka bir işe yaramaz. Her gün annesinden ayrılıp kreşe, bakiciya bırakılan, ağlayan çocukların çözümü kreş desteği mıdır. Böyle durumda hangi aile çocuk yapar.

Baba

8 Haziran 2024 15:05

Çocuklarımız elbette bizim cennet reyhanı kokulu canlarımız. Onları sevmek, okşamak, öpmek dünyada tatabileceğimiz en büyük manevi zevk. Her anne babaya Rabbim hayırlı evlat nasip eylesin.

Dede

8 Haziran 2024 18:28

Hele torun sevgisi... Cenab-ı Hak bütün dedelere, ninelere nasip etsin. Onların cıvıltısındaki asude huzuru cümlemize tattırsın. Amin.

Dalyan

8 Haziran 2024 14:04

Aile konusu bütün köşe yazarlarının, televizyon yorumcularının, akademisyenlerin ve bilumum siyasilerin en öncelikli gündemi olmalıdır. İş işten geçtikten sonra fatura çok ağır olur, meydana gelecek tahripten hiç kimse kurtulamaz. Yani bu konuda hiç kimsenin tuzu kuru değildir...

Büyükoyun

8 Haziran 2024 12:28

Memleketin akademisyenleri, siyaseti, diyaneti gazetecileri "bireycilik" denen, kişisel gelişim zırvalarıyla beslenen "ben nesli"nin bu hastalığına topyekün savaş açmazsa aileyi kurtarmak mümkün değildir. Kültür sanat camiası herzaman olduğu gibi aleyhte çalışacaktır. Aile bakanlığı ne tuhaftırki israfla meşgul alaksız işlerle uğraşmaktadır.

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle