• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Bilge Obezitesi(2)

22 Temmuz 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Bilge Obezitesi(2)

Hüseyin Öztürk

Dünkü yazıda bilge obezitesini tam tarife yer kalmamıştı.

Bilgi obezitesi; kendisine söz geçiremeyen ve karakterini; tanımadığı, bilmediği kişilere teslim eden, bu sebeple de her gün tufan gibi esen binlerce gayri insani görüntü, alıntı ve görüşe maruz kalıp, beyinlerini tükettiklerini bilmeyenlerin uğradığı hastalığın adıdır.

Tıpkı modernlik ve çağdaşlık adına; fast food mekânlarında hızlı beslenip, vücuduna zarar verenlerin fast food obezitesi olduğu gibi.

Üç ila beş saniyelik görüntülerle; bilinçaltlarımızı yöneten 280 karakter tahrikli bilgiler, sosyal medya bağımlılığı yapmakta ve duygu sömürgeni kimselerin cebine havadan milyonlar akıtılmaktadır.

Sosyal medya araçlarına bağımlılık ciddi bir hastalıktır. Kaydır-beğen-tekrarla-gönder-paylaş-bekle! Sonuç! Muallakta yaşayan beyinleri aç tipler.



 

Ailelerde, iş yerlerinde, alışveriş merkezlerinde, kısacası hayatın aktığı her yerde, insanların birbirleriyle iletişim kuramamalarının, tartışmalarının, kavgaların ana sebebi, işte sosyal medya obezitesi olunmasıdır. 

Sosyal medya araçlarında dolaşan bilgiler, üç ayrı hastalık taşımaktadır. Yani gözlerimizin, dilimizin, zihnimizin hastalandığının farkında değiliz. 


Bilgilerin ekseriyetinin dayanağı, kaynağı, bağlamı yok, daha da önemlisi bir sorumlusu yok. Dün doğru denilene, yarın yalan denilebilmektedir.

Algoritma neyi öne çıkarırsa o “gerçek” algılanmaktadır. Haliyle olup bitenleri araştırmamak için kişinin düşünmesine engel olunmaktadır.

Böyle olunca ortaya; karmaşık, anlaşılması ve çözülmesi zorlaştırılan meseleler çıkmakta, “Anlamanız için değil, izlemeniz için denilerek, kişiler etki altına alınmaktadır.

Fast food gibi sağlıksız beslenme bedeni zehirlerken, sosyal medyadaki kirlilik de zihinleri zehirlemekte, kişiyi kendisinden ve çevresinden kopartarak yalnızlaştırmaktadır!


 

Günümüzde artık kitap okumak, bir araya gelinerek sohbetlerde bulunmak, aile ve komşu ziyaretleri gibi erdemlerimiz, verimsiz ve anlamsız addedilmektedir.


Hepimiz öyle çok şey bilmekteyiz ki, hepimiz ustayız ama hiç çırak yok. Ayrıca kimse de çırak olmak istememektedir.

Şunu söylerken sıkılıyor insan. Mesela kültürel hafıza diye bir gerçeğimiz vardır ama kültürel hafızalarımızın kaybolduğunu görememekteyiz.

Sosyal medyadaki lüzumsuzlukların bir başka kötülüğü ise insanlara unutmayı öğretmesidir. O kadar çok kirli bilgi taarruzu yapılmakta ki, insanlar şapşallaşmaktadır.

Durup düşünme refleksimizi kaybetmekteyiz. İsteyenler aralarında çıkan tartışmalara baksınlar, göreceklerdir ki, düşünme reflekslerini kaybettikleri içindir.

Bilgi, insanı insan eden erdemdir. Bilginin bir anlamı olmalıdır.

Anlamı olmayan binlerce videoyu tıklarken, insanların sırtından para kazanan magazin fenomenlerinin zengin edildiği görülmemesi bir hastalık ve zavallılık örneğidir.

Ezcümle:

Sosyal medya kötü bir icat değildir. Ama kontrolsüz kullanıldığında, kişilerin zihnini çürütmeye yarayacak soğuk silahtır.

Bizim derdimiz, teknolojiye karşı çıkmak değil. Derdimiz; düşünme yoksullarının, içinde bulundukları topluma zarar vermeleridir.

Unutmayalım: Bilgi güçtür. Ama sindirilmemiş bilgi zehirdir. Özgürlük, her şeyi görme serbestliği değil; neyi görmemesi gerektiğine karar verme iradesidir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23