Sıddık Eraslan
Sıddık Eraslan
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince,
Günler şu heyulâyı da er, geç, silecektir.
Rahmetle anılmak, ebediyyet budur amma,
Sessiz yaşadım, kim beni, nerden bilecektir? Mehmet Akif.
Rahmeti rahmana vasıl olan Sıddık Eraslan, fani dünyanın yüklerini sırtından indirerek baki âleme göçtü. Rabbim rahmet eylesin!
Vefa yükü ağırdır, herkes taşıyamaz. Sıddık Eraslan tam bir vefa insanıydı. Vefasının karşılığını vefa olarak değil, cefa olarak çok çekti.
Bu dünya öyle bir geçiş köprüsü ki, Sıddık Bey, köprünün girişi olduğu gibi çıkışının da olduğunu ve sırat köprüsünden geçme şartının, esas bu dünya köprüsü olduğunu bilerek yaşadı.
Dolayısıyla özellikle siyasette vefa gösterdiklerinden ne kadar cefa gelirse gelsin, onu ahiret azığı olarak karşıladı. İnsan yükünün ağır olduğunu bilenlerdendi.
Adı ve soyadıyla müsemma bir insandı. Sibel Eraslan abla da öyleydi. Davalarının önüne dünyalıklarını koymadılar. Her ikisi de gece-gündüz inandıkları yolda; yaş yağmur, kar fırtına demeden çalıştılar.
Sıddık Eraslan, “sadık” olmanın huzurunu hep içinde yaşadı. Dışarıya karşı daima sadakatinin kutsallığına sığınarak şükürde kaldı.
1994 yılında, Tayyip Bey ile İstanbul’un ihya ve imarı için yola çıktıklarında, ikisinin de işi bir hayli zordu. O dönemde hem Reis’in hem Sıddık Bey’in çalışmalarını gazetemiz adına zatım takip etmekteydi.
Bugünkülerin pek çoğunun anlayamayacağı ve idrak edemeyeceği büyük bir “azim- gayret-tevekkül-tefekkür” vardı ve amentülerinin gereğini vazife-ödev kabul etmekteydiler.
Günümüzde Reis bu özelliğini hiç kaybetmeden sürdürmektedir. Dünya lideri olmasının temelinde, samimiyetle amentüsüne sahip çıkması vardır.
Bu hasletinin, parti ve bürokrat kesimde anlaşılması hasretle beklenmektedir.
…………………
Sıddık Bey ile “Çekmeköy” -ki o günlerde tam bir köydü- ve asfalt yol bulamazdınız. Hele ki, çarpık gecekondular dışında ele yüze gelir binalar bile yoktu.
Sokaklar çamurdan geçit vermiyordu. Seçim çalışmalarının bir sabahında, kendisine eşlik etmiştik. Ayağında çizmeler, elinde çıkın vardı, sanki gurbete giden bir garibandı.
-“Hüseyin Bey sizin çizmeniz yok mu” dedi. “Yok” dedim. “Size büyük gelir, çizmeyi paylaşamayız ama çıkınımızda bulunan azığımızı paylaşabiliriz” dedi. Öğleyin bir köşede yedik.
Meğer çıkınında öğle yemeği için Sibel ablanın hazırladığı ekmek arası peynir varmış. Yollara düştüğümüzde; hesapsız kitapsız yerleşilmiş mahallelere daldık.
Traktörlerin dâhi yol alamadığı yerlerde, çamurlu sokaklara bata çıka girerek seçim çalışmaları yapmıştık.
Ezcümle:
Uzatmayalım. Sıddık Eraslan, Çekmeköy’de üç dönem başkanlık yaptı. (1994-2009) 2008 Mart ayında, Çekmeköy’ün ilçe olmasını sağladı. Halkın ve hakkın sevgilisi oldu.
Yukarıda vefa demiştim ya. Bir başka vefası da bizim gazetenin en sadık dostuydu ve sıkıntılı günlerimizde hep yanımızda olmuştu.
Vefa yükü ağırdır herkes taşıyamaz. O taşıyanlardandı. Ruhu için el-Fatiha.