Kıyafet kişinin karakterinin tercümanıdır
Kıyafet kişinin karakterinin tercümanıdır
Hüseyin Öztürk
Bir kimsenin kıyafeti, karakterinin tercümanıdır. İçindeki “insan olma ve kalma” melekelerini giysileriyle dışarıya yansıtır.
Kıyafet kişiyi rezil de eder vezir de. Reziller rezil olduklarını anlamazlar. Anlasalar zaten giymezler. Onlara dışarıdan bakanlar karar verirler rezil mi vezir mi?
Tabii bu kanaat de şahıstan şahsa değişir. Kişi kendisi nasılsa başkalarını da öyle görmek ister. Hatta kendisi gibi olmayanları kınar.
Dolayısıyla bir kimseyi tanımak ve nasıl bir iç ve dış dünyası olduğunu anlamak için kıyafeti şahit olarak kâfidir.
İnsanların evlerinde veya toplum içinde yaşadıkları, yaşamak istedikleri, hal ve hareketleri, bilgi ve becerileri de yine kıyafetiyle şahsı anlatır.
Hangi makam, mevki ve seviyede olunursa olunsun; devlet memurları, devleti temsil eden bir üye olarak; kılık, kıyafet, söz ve davranışlarına, çekidüzen vermek zorundadırlar.
Gece yahut piknik kıyafetiyle, eğlence merkezlerindeki giysilerle, devleti ve milleti temsil eden kurumlara girilip çıkılmaz ve çalışılmaz.
Her devletin olduğu gibi bizim devletimizin de bir “devlet olma haysiyet ve şerefi” vardır.
Hangi gerekçe ile olursa olsun, bu ciddiyet sözle veya giysi ile tehdit edilemez. Hele bu kurum, bir de Milli Eğitim Bakanlığı ve okullar ise asla kabul edilemez.
Öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğunu aklıselim sahibi her insan kabul ettiğine göre kutsal bir mesleğin kuralları da olmalıdır.
Öğretmenler için de öğrenciler içinde bu kuralların korumakla yükümlülüğü vardır. Aksi takdirde eğitim yuvaları; vur kaç, konargöçer çadır tiyatro kumpanyasına döner.
•
Milli Eğitim Bakanımız Prof. Dr. Yusuf Tekin, eğitim ve öğretimin ne demek olduğunu milyonlarca öğretmenlerden daha iyi bilen bir müktesebata sahip ve samimi bir devlet adamıdır, hocadır.
İdeolojik saplantılarını kıyafetle yahut çeşitli gayri ahlaki dejenerasyonla, sosyal medyadan ucuz çaresizliklerle göstermek, ilgili kimselerin mesleklerine duydukları mensubiyet ve mesuliyetin de belgesidir.
Burada esas insanın aklının şaştığı, Ak Parti ve MHP dışındaki siyasi parti yöneticilerinin veya yönetici seslendiricilerinin, muhalefet etme adına devletin ve eğitimin ciddiyetini, sloganik gevşek ağızlarla zedelemeleridir.
Demek ki iktidara gelseler, gayri ahlaki tüm hayat biçimlerini okullara sokacaklar, öğretmen ve öğrencilerle birlikte sapkın bir eğitim modeli gerçekleştirecekler.
Tamam, sol cenaha bir sözümüz yok. Çünkü onlarla milli eğitim adına ortak hiçbir değer yargısında buluşmamız mümkün değil.
Çünkü daha temelde bir sürü ayrılıklar söz konusu. Dini eğitim ve okullarda mescid açılmasına karşı çıkanlarla hangi ortak noktada buluşulur ki?
Ezcümle:
Devletimizin ve milletimizin birlik ve bütünlüğüne karşı, milli bir düşünce geleneğinden yoksun olanların tek çıkar yol ve tesellileri, içinde yaşadıkları toplumun, dini-milli değerlerine sürekli muhalefet etmeleridir. Meselenin özü budur!







