Halep bir Osmanlı şehridir
Halep bir Osmanlı şehridir
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Halep’in sokaklarında dolaşırken, savaşın bütün yıkıntılarına baktığımızda karşımıza şu fotoğraf çıkıyordu. Bütünüyle Osmanlı eserleri hedef alınmış.
Hedef net! Bu savaş, Esed canilerinin kendilerinden başkasını asla düşünmediklerinin ve Batının sömürülen uşakları oluşu sebebiyledir.
Bir buçuk yılda kendilerini toparlamaya çalışmış Halepliler. Tabii bunda devletimizin ve sağduyu sahibi milletimizin desteğinin, kucaklamasının ve sahiplenmesinin payı büyük!
Suriye özelinde Halep, bütün dünyanın gözbebeği konumunda bir şehirdir! Seyyahlar, tüccarlar, gezginler, İstanbul’dan sonra en çok Halep’i görmüş ve yazmışlardır.
Dünkü Halep’ten çok büyük eser kalmamışsa da bugün ticaret başta olmak üzere, Halep’in kültürel ve tarihi açıdan yeniden kalkınabilmesi için Türkiye’nin büyük desteğine ihtiyacı vardır. Tabii meccanen değil.
•
Söz buraya düşmüşken şehrin tahrip yıllarına gidelim.
Halep’i ilk yakıp yıkan 1260 yılında Hülagu’dur. Ardından 1400 yılında Timur yakıp yıkmış ve şehri dev bir harabeye dönüştürmüştür.
Denilir ki; “Moğollar zaferlerini kutlamak için Haleplilerin kafataslarından oluşan dev kuleler yapmışlardır”. Esed’ler tükenecek değil ya!
Yalnız tüm bu yıkıntılara rağmen şehir her yıkılışında yeniden kurulmuş. Şimdi o kuruluş başladı.
Ticaret Bakanımız Ömer Bolat’ın ziyareti bu anlamda önemliydi ve “Bir şehrin yeniden ayağa kalkabilmesi için ekonomik olarak güçlenmesi gerekir” diyerek, ticari ilişkilerin en üst seviyeye çıkması için çalıştıklarını söyledi.
Hülagu ve Timur’un yıkımlarından sonra bir imar ve ihya devleti olan Osmanlı, fethettiği her yere medeniyetinin ve inancının gereğini yapmıştır.
1516-1918 yılları arasında 402 yıl boyunca Osmanlı, Halep’te kendisinden önceki mimari eserleri koruyarak, Halep’i bir Osmanlı şehri haline getirmiştir.
•
Günümüzde Esed zaliminin ve sığındığı Haçlıların desteğiyle yıktıkları Halep, Osmanlı dönemine ait eserlerin kalıntılarıyla geçmişine sadık kalmaya devam etmektedir!
Hamidiye Çarşısının yarısı yıkılmış, Mimar Sinan’ın Adliye Camii’nin kubbe ve minaresi epey hasar görmüş, Hüsreviye Külliyesi ağır hasar aldığı için yok olmuş.
TİKA ve Yurtdışı Türkler Topluluğu YTB ile İbn-i Haldun Üniversitesi; “tarih-kültür ve eğitim” alanlarıyla ilgili, Suriye genelinde çalışmalar yapmaktalar.
Tabii esas ticaretin güçlenmesi elzemdir. Karşılıklı ithalat ve ihracatla birlikte, teknik imkânlar yoksulluğu sebebiyle ne tarım ne hayvancılık istenilen gibi tam yapılamamaktadır.
Halep ve civarı, özellikle tekstil, tarım ve tarım aletlerinin yanı sıra, hayvancılık, süt ve süt ürünleri bakımından işlenmemiş bir hazine konumunda.
Kapitalist çevrelerin, dünyadaki tarım alanlarını kullanamaz hale getirtip, gıda krizinden söz etmelerine karşı verilecek en güzel cevap, Halep’te tarım ve hayvancılık başta olmak üzere büyük üretim tesisleri kurulmasıdır.
•
Ezcümle:
Halep, İpek yolu kavşağında kök salan tarihi bir ticaret şehridir. Çalışacak insanı bol, yapılacak iş çok. Yeter ki, harekete geçilsin.