Okulları diploma şirketi gibi görmek
Eğitim öğretim kurumlarını diploma şirketi veya diploma veren kurslar gibi görmek, baştan kişinin kendisini kayıplar halkasına dâhil ederek halkaya eklenmek istemesidir.
Milletimizin inancına göre; insanoğlu eğitim ve öğretime hazırlanmış bir fıtratla yaratılır. Yani gelişmeye müsait bir ruh ile dünyaya gönderilmiştir.
İnsanoğlu eğitim ve öğretimde öğrenmeye hazır melekesini kullanarak, eğitim-öğretimle kendisini daima geliştirebilir.
Nasıl emeklemeden yürünemiyorsa, öğrenmeden, tatbik etmeden, hiçbir şey öğrenilmez ve her öğrenmenin öncü şartı, üzerinde yaşadığımız topraklarımıza ve milletimize karşı sorumluluklarımızın bilincinde olmaktır.
Ne yazık ki, ülkemizde seksen yıl, eğitim ve öğretim meselesi bu zaviye kapatıldı ve ülkemize dair eğitimden ziyade batıya, batılı eğitim sistemine uyarlanan bir model işletildi.
Bugün Milli Eğitim Bakanlığının toplumsal mutabakatını güçlendiren yeni eğitim sistemine geçişi, devlet-millet bütünlüğüne muhalefet eden kesimlerce, dibi doruğu olmayan laflarla eleştirilmektedir.
Son 20 yıla kadar eğitim ve öğretimde; ne okunduğu, nasıl okunduğu, neler bilindiği, neler öğretildiği; devlet, millet, tarih ve kültür adına nelere sahip olunduğu merak edilmedi.
*
Şimdi ise insan merkezli bir eğitim sistemine geçilmesi, yıllarca özenilen bir husustu. Normal hiçbir insanın rahatsız olmaması gereken eğitim-öğretim modelinin, siyasi ve ideolojik malzeme yapılması çirkin bir davranıştır.
Bu konuda hayatını maarif meselelerine adamış merhum Prof. Dr. Ferruh Müftüoğlu şunları söyler:
-“Öğretim ve eğitim; insanın bilgilendirilmesi, yeteneklerini verimli şekilde kullanma becerisine kavuşturulması ve Allah ile kendisiyle, ailesiyle toplumu, uyumlu bir insan olmaya yönlendirilerek; zihnen, ruhen, bedenen geliştirilmesi faaliyetidir”.
Şimdi bu tespitlerden hangi aklıselim sahibi kimse rahatsız olabilir? Yeni milli eğitim müfredatı da bunu yapmak istemektedir. Müftüoğlu’ndan devam edelim.
“Öğretim asırlar boyu birikmiş olan bilgilerden seçilmiş bir demetin kişiye verilmesi işidir. Eğitim ise kısmen öğretim kısmen de alıştırma ve yönlendirmelerden oluşan bir besleme, öze sindirme faaliyetidir.
Hayatta çok mühim ve ayrı bir yeri olan davranış ve ahlak eğitimi ise örnekler ve telkinlerle etkileme fiillerini de ihtiva eder.
Alıştırma, öğrenilen bilgilerin uygun şekilde tatbik edilmesi ve bu tatbikatın tekrarlanması işleridir.
Telkin ise bir kişinin zihninin ve ruhunun duygusal ifadeler ve tekrarlar vasıtası ile etkilenmesidir.
Gözü gören, kulağı işiten ve aklı eren herkes, bütün fert ve cemiyet güzelliklerinin temelinde doğru ve kaliteli eğitimin; fert ve cemiyet bozukluklarının altında ise eğitim yetersizliklerinin veya yanlışlıklarının bulunduğunu bilir.
Bununla birlikte fert ve cemiyetin, eğitim ve öğretimden bekledikleri farklıdır”.
*
Ezcümle Müftüoğlu’ndan:
“Ahlaksızlık, büyük nispette inançsızlıktan kaynaklanıp, örneksizlikle beslenir. Ahlak eğitimi üniversiteden çok önce verilmelidir”.
İşte bu hakikate karşı çıkan zihniyet, “İyi insan” yetiştirecek her şeye muhalefet etmektedirler.







