Şeytan azapta ya, buna da şükür...

16 Nisan 2018 Pazartesi

Malumunuz, ABD öncülüğünde bir koalisyon, Suriye’de Esad rejiminin araştırma tesislerinin de içinde bulunduğu hedefleri vurdu. Sebep, Doğu Guta’da kimyasal silah kullanılması...

Sanki rejim ilk defa kullanıyor kimyasal silahı... Bunlara ancak “Günaydın beyler” denir. 

Biz, bir zalimin belasını bulmasına sevinelim şimdilik.

Kimyasal silah işin bahanesi ya, biz de onu yazalım; nedir bu kimyasal silah denilen ve neden bu adamlar bu konuda bu kadar hassas...

Öncelikle; insan vücuduna toksik etki yapan kimyasalları bulaştıran her türlü silaha kimyasal silah deniliyor... Hava veya su yoluyla dağıtımı yapılabildiği gibi, cisimler vasıtasıyla da kişiye bulaştırılabilen kimyasallar çok çeşitlilik gösteriyor; sinir sistemini etkileyeninden radyoaktifine kadar envai çeşit kimyasal bu silahlarda kullanılıyor...

Şeytana iş öğretmek gibi olmasın; küçücük bir bombaya biraz uranyum ekleyerek patlama alanının dışındaki binlerce insana radyasyon bulaştırmak mümkün... Gavurlar buna “Dirty Bomb” yani “Kirli Bomba” diyor... 

Bombanın temizi nasıl oluyorsa...

Konvansiyonel silahların yerine bunların kullanılmasının tek bir sebebi var; minimum maliyetle, maksimum zararı vermek. Klasik iktisat öğretisi yani...

Bir şehirde yaşayan herkesi öldürmek hem zaman açısından hem de teknik imkan bakımından zor, yüzlerce uçuş ve binlerce bomba gerektirir... Bunun yerine, tek bir uçaktan atılan tek bir kimyasal bomba ile bütün şehri insansızlaştırmak -maalesef- mümkün... 

Peki, bu batılıların çok mu umurunda Doğu Guta’da olanlar da, operasyon yapıyorlar? Elcevap: Hayır!

Onların korktukları bu kimyasal silahları birilerinin kullanıyor olması değil, birilerinin bu kimyasal silahların kontrolünü kaybetme ihtimali...

Gelişmiş ülkelerin çoğunu havadan vurmak, hele de 11 Eylül sonrası neredeyse imkansız hale geldi. 

Karada patlatılan klasik tipte bir bombayla ise, kalabalık bir yerde infilak ettirilse bile 50-60 kişi ancak öldürebiliyorlar; Paris’te olduğu gibi...

Teröristlerin aynı ağırlıktaki bir bombaya ekleyeceği kimyasal ile bu sayıyı binlere çıkarma ihtimali var...

Bu yüzden, bu imkana kimin sahip olduğu batılılar nezdinde çok önemli...

Söz gelimi, sarin gazını eğer Amerika üretiyor olsa, bu Amerikalılardan başka kimsenin umurunda olmaz... 

Adamın nükleer silahı var, sarin gazı olsa ne olur, olmasa ne olur? 

Ama Suriye gibi karışık bir bölgede bu tipteki kimyasalların üretilebiliyor olması herkes için büyük risk; o kimyasalları üretebilen tesislerin yarın DAEŞ’in ya da başka bir terör örgütünün eline geçmeyeceğinin bir garantisi yok çünkü... 

Allah cümlemizi her türlü şerden, özellikle de ilim ve imkan sahiplerinin şerrinden korusun...

 

YORUM YAZ