--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bulgaristan’dan Sırbistan ve Arnavutluk’a…

Ayhan Demir
Ayhan Demir
0

Neredeyse, yılda iki kez seçime gitmeyi gelenek haline getiren Bulgaristan’da, 25 Ekim’de, Cumhurbaşkanlığı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Seçimi birinci turu için sandık başına gidildi. Gidildi dediğime bakmayın, seçime katılım yüzde 22 seviyesinde kaldı. Önceki seçimlerde bu oran yüzde 30’dan aşağı düşmüyordu. 

Bu denli düşük katılımda: Halkın sandığa gitmekten bıkması ve seçimin ilk turda bitmeyeceği düşüncesinin payı var. Türk adayın olmaması, Bulgaristan Türkleri açısından, seçime katılımı düşüren bir başka gerekçeydi. İkinci turda, muhtemelen, katılım daha yüksek olacaktır. GERB ile Hak ve Özgürlükler Hareketi-HÖH/DPS’nin, ikinci tura kalan, adaylardan birisine destek vermesi de bu oranı yükseltecektir. 

Gelelim sonuçlara…

Moskova ile diyaloğu savunan ve Ukrayna’ya askeri yardıma karşı çıkan mevcut Cumhurbaşkanı İliyana Yotova yüzde 34,76 oy aldı. Brüksel yanlısı, liberal bir söyleme sahip olan ve Ukrayna ile güvenlik işbirliği anlaşması imzalayan eski geçici Başbakan Andrey Gyurov ise yüzde 31,95 oy oranıyla ikinci oldu. Seçmenlerin yüzde 4,43’ü ise “Kimseyi Desteklemiyorum” dedi.

Nisan ayındaki parlamento seçimlerinin ardından ilk sınav niteliğinde olan bu seçimin neticesi: Başbakan Rumen Radev ile İlerici Bulgaristan Partisi’ne, açık uyarıdır. Çünkü Rumen Radev’in partisi Yotova’yı, muhalefet partileri ise Gyurov’u destekliyor. 

İlk turu burun farkıyla önde tamamlayan Yotova, Moskova ile Brüksel arasındaki yarışa sahne olacak, ikinci turun da favorisi olarak görülüyor. İlk turda üçüncü olan Kostadin Kostadinov’un desteğini alması da bu ihtimali kuvvetlendiriyor. Fakat Gyurov’in, GERB ve HÖH/DPS’nin desteğini alarak, Bulgaristan Cumhurbaşkanı seçilmesi de benim için sürpriz olmaz.

* * *

Bulgaristan ile aynı gün Sırbistan’da Genel Seçimler için sandık başına gidildi. Ve Aleksandar Vuçiç liderliğindeki, 12 yıllık Sırp İlerleme Partisi-SNS iktidarı son buldu. 

Elbette, bu noktaya bir anda gelinmedi. Tam iki yıl sürdü. 

Her şey, 2024 yılında Novi Sad şehrinde tren garında yaşanan bir faciada, 16 kişinin hayatını kaybetmesi ile başladı. Hükümetin ihmal ve iltimas zinciri yüzünden, tonlarca ağırlıktaki sundurma masum insanların üzerine çöktü. Fakat olan olduğuyla kalmadı.

Yıllar boyunca halkta biriken öfke, üniversite öğrencilerinin yaktığı kıvılcımla, çok büyük bir alev topuna dönüştü. İki yıl boyunca dalga dalga büyüyerek devam eden eylemler, yüz binlerin katıldığı, devasa bir direnişe dönüştü. SNS iktidarı, bu kararlı duruşa daha fazla direnemedi. Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç, erken seçim kararı aldı.

2020 yılında yüzde 63 oy alan SNS’de, 2023’de yüzde 48’e kadar gerilemişti. Ertesi yıl yaşanan kaza da her şeyin üstüne tuz biber ekti. Vuçiç, hızlı erimeyi önlemek adına, yeniden partisinin başına geçti.

Vuçiç, protestolar sebebiyle büyük şehirlerde propaganda yapamadığından, küçük yerleşim yerlerinde vatandaşla birebir iletişim kurmaya çalıştı. Fakat bu plan da yeterli olmadı. Değişim talep eden “Öğrenci Listesi”, parlamentoda çoğunluğu sağlayacak şekilde, sandıktan birinci çıktı.

Ne var ki “Öğrenci Listesi” cephesinden yapılan açıklamalar, Kosova ve Rusya gibi dış politika konularında ve soykırımcı Mladiç’e destek gibi iç meselelerde ortaya farklı bir yol haritası konamadığını gösteriyor. Böyle devam ederlerse, Vuçiç’in dediği gibi, en geç altı ay sonra kimse mutlu ve neşeli olmayacak.

* * *

Öğrenci protestolarına ev sahipliği yapan bir diğer Balkan ülkesi olan Arnavutluk’ta yaşananlar, bana şunu söyletiyor: Hayat, yaşattığını yaşamaktan ibarettir! Şöyle ki…

2005 yılından itibaren hem Tiran Belediye Başkanlığı’nı hem de Sosyalist Parti liderliğini de üstlenen Edi Rama, 2009 yılındaki genel seçimlerde usulsüzlük yapıldığını iddia ederek, Başbakanlık binası önünde açlık grevleri ve mitingler başlatmıştı. Başbakan Yardımcısı Ilir Meta’nın rüşvet ve yolsuzluk videosunun yayınlanmasıyla gerçekleşen protestonun organizatörü ve lideri de kendisiydi.

Edi Rama, Başbakan Sali Berişa’yı istifaya davet ederken; hükümetin meşru olmadığını savunarak, parlamentoyu boykot ediyordu. Başbakanlık binası önünde, destekçileri ve milletvekilleriyle birlikte, çadırlar kurarak açlık grevleri yapıyordu. 

Aylarca devam eden protestolarda, 21 Ocak 2011 tarihinde, ülke tarihinin en kanlı siyasi protestolarından birisi yaşandı. Rama’nın çağrısıyla toplanan on binlerce muhalif, Başbakanlık binasını bastı. Çıkan çatışmalarda 4 protestocu hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. Edi Rama, yaşanan ölümlerden doğrudan Sali Berisha’yı sorumlu tuttu. Berisha’yı “elleri kanlı bir başbakan” olarak ilan etti. 

Bu kanlı olay, 2000 yılında başlayan ve 11 yıl devam eden, Edi Rama’nın Tiran Belediye Başkanlığı dönemini sonlandırdı. Fakat bu olay, onun siyasi kariyerinin sonu değil, 2013 yılında Arnavutluk Başbakanlığına giden yolun başlangıcı oldu.

Ne tevafuktur ki, yine bir 11 yıl sonra Ekim 2024’te başlayan, “Flamingo Devrimi” protestoları artık onun koltuğunu sallıyor. Tarihin ironik bir cilvesi olarak, bu siyasi tiyatro tam tersi rollerle oynanıyor. Muhalefet lideri Sali Berisha, Tiran sokaklarında sivil itaatsizlik çağrıları yapıyor. Yolsuzlukları ve ekonomik krizi öne sürerek Başbakan Edi Rama’yı istifaya davet ediyor. Bakalım bu sefer senaryo nasıl sonlanacak.

Ayhan Demir Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle