--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fransa'nın yaşadığı olay çok nettir: Etme bulma dünyası...

Selma Savcı
Selma Savcı
0

Kötü örnek elbette emsal teşkil etmez etmemeli de ama bugün Fransa'da yaşananlara bakınca 'etme bulma dünyası' demeden geçemiyor insan haliyle..

Ülkemizde dış kaynaklı bir eylem olarak öne çıkan ve 28 Mayıs 2013 yılında bir-iki ağacı bahane ederek neredeyse tüm dünyanın canlı yayınlarla Taksim'de konuşlandığı o iğrenç gösterileri hatırlıyorsunuz kuşkusuz... Hani devletin tüm mallarını ateşe veren, esnafın dükkanlarını paramparça eden vandalları... Bu vandallar sözde sanatçıları da arkalarına alarak dönemin hükümetine karşı ayaklanmışlardı. Ama geldiğimiz noktada hepsi ağzının payını aldı ve ülkemiz bu hain badireyi kararlılıkla atlatmıştı.
Siz Taksim'i neredeyse bir canlı yayın stüdyolarına döndürürseniz ve her daim yardakçı devlet ülkelerinden açıklamaların ardı arkası kesilmediğini de görünce neden bu vandalizme destek verildiğini sorgulamıştık kendimizce...
Türkiye'deki Gezi Parkı eylemleri döneminde Fransa resmi makamları ve medyası, Türk hükümetinin müdahalelerini sert bir dille eleştirerek "eylemcilerin demokratik haklarının korunması ve polisin aşırı güç kullanımından kaçınması" yönünde endişeli açıklamalar yapmıştı. Dönemin Fransız basını ve France 24 gibi yayın organları, Türkiye'deki eylemleri geniş biçimde överek sayfalarına taşımıştı.
Ve yine Fransa'nın dönemin Sosyalist Cumhurbaşkanı François Hollande küstahça açıklamalar yaparak, mevcut hükümetimizi her defasında uyarmış ve protestocuların sesine kulak verilmesi çağrısında her daim bulunarak Fransa'nın rengini belirtmişti...
İşte bugün geldiğimiz noktada Fransa’da 17 Ekim Cumartesi günü düzenlenen kitlesel gösteriler, haftalardır süren öğrenci eylemleriyle 2018’de ortaya çıkan “Sarı Yelekliler” hareketini aynı sokakta buluşturdu.
Evet bugün Macron yönetiminde çok sert görüntüler veren ve ülkenin neredeyse yangın yerine döndüğü bir ortamda Fransızların yalandan olaylara bakışını Gezi Parkı hain kalkışmasında görmüştük. Bugün ise ülke neredeyse ateş altında...
Dediğimiz gibi hiçbir ülkede masum insanların zarar görmesini savunacak değiliz ama adımlarınızı ve söylemlerinizi geleceğe dair samimi yapsaydınız bugün ülkenizde yaşananların da 'ne ekerseniz onu biçersiniz' mottosuyla baş başa kaldığınızı görmezdiniz...
AA'nın verilerine göre; Fransa'da hayat pahalılığına karşı önceki günlerde Sarı Yelekliler'in katıldığı eylemler kapsamında 1314 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Fransa İçişleri Bakanlığından Sarı Yelekliler'in eylemlerine ilişkin yapılan yazılı açıklamada, ülke genelinde 289 eylem yapıldığı kaydedildi.
Açıklamada, bu eylemler kapsamında 1314 kişinin gözaltına alındığı bildirilirken 53 kolluk kuvvetinin yaralandığı ve 75 noktada çıkan yangına müdahale edildiği aktarıldı. Birçok dükkanın zarar gördüğü eylemler kapsamında 24 dükkanın ise yağmalandığı belirtilen açıklamada, bunların nihai veriler olmadığına işaret edildi. Açıklamada, eylemlerde yaşanan olaylarla ilgili çok sayıda soruşturma açıldığı kaydedilirken dünkü eylemlere ülke genelinde 410 bin kişinin katıldığı belirtildi. Ülkenin en büyük işçi sendikası olan Genel İşçi Sendikası (CGT) bu sayının yaklaşık 800 bini bulduğunu açıklamıştı.
Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Milletvekili Thomas Portes, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından dünkü eylemler hakkında yaptığı açıklamada, "En az 14 kentte faşist milisler, göstericilere saldırmak veya onları tehdit etmek için sokağa indi." ifadesini kullandı.
Portes, Rouen, Nice, Lille, Montpellier ve Lyon'un da aralarında olduğu söz konusu kentlerin listesini paylaşarak, "Aşırı sağ, zarar verme kapasitesi elinden alınması gereken bir tehdittir." değerlendirmesinde bulundu.
Nice Belediye Başkanı Eric Ciotti, X hesabından yaptığı açıklamada, "Aşırı sağcı aktivistlerin barışçıl kortejdeki göstericilere yönelik saldırılarını en şiddetli şekilde kınıyorum." ifadesine yer verdi.
Ciotti, hiçbir şeyin bu tür eylemleri haklı çıkaramayacağını, faillerin adalet karşısında hesap vermesi gerektiğini belirterek, "Herkesin güvenliğini sağlamak için sokaklarda düzen hakim olmalı." yorumunu yaptı.
Montpellier Belediye Başkanı Michael Delafosse ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
Delafosse, cumhuriyet bünyesinde kimsenin kimseye şiddet uygulayamayacağını vurgulayarak, bu eylemleri kınadı ve emniyet birimlerinin failleri soruşturup gözaltına almasını istedi.
Öğrenci ve işçi sendikalarının da desteğiyle Sarı Yelekliler, hayat pahalılığına ve yüksek akaryakıt fiyatlarına karşı dün ülke genelinde sokağa inmişti.
Eylemler kapsamında Nantes, Toulouse, Poitiers ve Clermont-Ferrand gibi kentlerde göstericiler yaralanmıştı.
Fransa'da 31 Ekim'de yeniden sokağa inme çağrısı yapan Sarı Yelekliler, bu tarihte Ulusal Meclis'in ve Fransız belediyelerinin önünde oturma eylemi yapılacağını bildirmişti.
Eylemlerin ilk aşaması, eylül ayında Paris’in kuzey banliyölerindeki liselerde başladı. Öğrenciler öğretmen eksikliğinden, kalabalık sınıflardan ve bakımsız okul binalarından şikâyet etti. Son haftalarda ülke genelindeki çok sayıda okulda protestolar ve blokajlar düzenlendi. Bazı öğrencilerin polis müdahaleleri sırasında ağır yaralanması ise gerilimi yükseltti. Bir öğrencinin polis tarafından kullanılan bir mühimmat nedeniyle elini kaybetmesinin ardından güvenlik güçlerinin müdahale yöntemleri tartışma konusu oldu. Fransız polis teşkilatının aşırı güç kullandığı iddialarıyla ilgili soruşturmalar da sürüyor.
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise protesto hakkına saygı duyulması gerektiğini, ancak bu hakkın insanlara ve kamu mallarına zarar vermeden kullanılması gerektiğini belirtti.
Buna karşılık protestocuların hiç durmadan önüne gelen her şeyi yakıp yaktığını da tüm dünya ajanslarından takip ediyoruz.

Umarız bu görüntüler tıpkı Gezi eylemlerinde de bir-iki ağacı bahane ederek ülkeyi yangın yerine çevirmek isteyenlerin de son bulduğu gibi makul bir yol haritası bulunur... Fransızların sıkça günlük hayatta kullandığı atasözü ile bitirelim... "Il n’y a pas plus sourd que celui qui ne veut pas entendre/Dinlemek istemeyen kadar sağır kimse yoktur." Paris'te tartışma neredeyse bir spordur. Her iki tarafın da ısrarı nedeniyle tartışma çıkmaza girdiğinde, bu söz her iki tarafça da (eğer her ikisi de haklı olduğuna inanıyorsa) kullanılabilir. 

Demek ki neymiş; eylemlerin kötü niyetle kullanıldığını işaret etmezseniz o ateş bir gün sizi de yakar vesselam...

Selma Savcı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle